Giriş

22 5 16
                                        

Tarih atalım~
_____________________

    Uzun zaman sonra oda tekrardan ağır bir sessizlikle dolmuştu. Tozlu masanın üzerinde açılmış dosyalar, kan lekesi bulaşmış fotoğraflar ve birkaç kurşun kovanı vardı. Sararmış ışık, tavandaki kırık lambadan süzülüyor, zaten gerici olan ortamı daha çok geriyordu. Bnag Chan iki parmağının arasına sıkıştırdığı sigaranın izmaritini küllüğe bastırdığı sırada, tamamen masadaki tartışmaya odaklanmıştı.

Sonunda Seungmin derin bir nefes aldı ve ortamdaki ölüm sessizliğini bozdu.

Bence biraz daha beklemeliyiz,” dedi sakin ama kendinden emin bir sesle. “Hazırlıklarımız tam sayılmaz, böyle gidersek aceleye getirmiş oluruz.”

Seungminin sözleri masada yankılanırken Bang Chan başını kaldırdı. Yüzünde sert ama kontrollü bir ifade vardı. Sakinliği koruyordu, ama sesindeki ton baştan sona kararlılıkla doluydu. Parmaklarının arasına sıkıştırdığı sigaranın izmartini küllüğe bastırırken dudakları aralandı.

Beklemek her zaman güvenli değildir,” dedi. “Zaman uzadıkça hata yapma ihtimalimiz artıyor.

"Cinayet saati '23.48'" diyerek Chan'ın sözünü kesti Yeji, dikkati tamamen önündeki bilgisayardayken. "Ancak 3 saatlik bir kesik var. Cinayet basit bir cinayet, neden 3 saat kesik var anlam veremedim."

Jeongin sandalyesinde yavaşça dikleşirken gözlerinde rahatsız edici bir ifade vardı. Sesi gergin. ancak kendisinden emin bir ton taşıyordu. "Bu yöntem bariz bir meydan okuma." diye mırıldandı titrekçe, "kameraları kör etmek. Ardından böyle bir iz bırakmak.
R/V olabilir mi? Onların cinayetleri her zaman kanlıdır. Ayrıca şov yapmayı seviyorlar."

Bang Chan, Jeonginin sözlerini karşı başını olumsuz anlamda iki yana salladı. "Red Vultures şov yapmayı sever. ama onlar asla kurbana tek bıçak bir saplamaz, onlar bedeni paramparça ederler. Bu kadar sistematik bir infaz onların tarzı değil."

Gözleri bir süre masanın kenarında, elindeki siyah dosyayı okuyan oğlan da takılı kaldıktan sonra sözlerine devam etti. "Bakın, bıçağın kabzasına dikkat edin. B/A yazıyor. Bu sembolün anlamını bilmeyen varmı?"

Seungmin rahatsızca sandalyesinde kıpırdandı o an. böyle konular onu çok geriyordu. "Ama tek bir sembole bakarak karar vermek ne kadar doğru olur?" diye mırdandı sessizce. Gözleri o an Jisung'a kaydı yavaşça. Elindeki dosyayı inceliyordu. O dosyayı her biri okumuştu, ancak kimse Jisung kadar oyalanmamıştı. Jisung farklı bir şey görüyordu o dosyada ve Seungmin onlardan farklı olarak ne gördüğünü oldukça merak etmeye başlamıştı.

"Onun bir fikri yok mu?" dedi Jisung'u kast ederek.

Jisung, Seungmin'i duymamış gibi dosyanın sayfasını çevirip incelemeye başladı. ceset sanki bir mesaj vermek istercesine groteks bir sahneye dönüştürülmüştü. adamın elleri, arkadan Demir bir kablo ile bağlanmış, boğazı ustura keskinliğinde bir bıçak darbesiyle tek hamlede açılmıştı. kan duvara sıçramış kaldırıma tıpkı bir gölet gibi yayılmıştı. ayrıca, göğsünün tam ortasına saplanmış bıçak, oldukça dikkat çekiyordu.

Bıçağın kabzasında kurbağanın kanıyla yazılmış izlenimi veren harfler işlenmişti. B/A. günlerdir onlara kâbus olan isim. kimdi bu B/A? neyin peşindelerdi? veyahut amaçları neydi?

Elindeki dosyayı yavaşça masaya bıraktı Jisung. Hiçbir iz yoktu. Hiçbir ipucu yoktu. ancak bir şeyden kesin olarak emindi ki bu işaret B/A'ya aitti.

Gözleri mahçup bir şekilde Chan'a kaydı oğlanın. Aklında bir şeyler vardı. "Dosyayı inceledim." diye mırıldandı oğlan kendinden emin bir ses tonuyla. "En ufak bir ayrıntı, en ufak bir hata yok. Cinayet kusursuz." dedi gözleri masadakileri tek tek süzerken. Jisung zekiydi. Jisung göz bebeğiydi. Jisung Umbra için herşeydi.

"Otopsi sonuçlarını incelemeden bir karar vermek istemiyorum." diye devam etti sözlerine oğlan. Gözleri masadaki fotoğrafa takılı kalmıştı. "Fark ettinizmi bilmiyorum ama fotoğrafdan anlaşıldığı kadarıyla kollarında belirli kesikler var."

Cümlenin bitişi odadaki havayı daha da soğuttu. Gözlerini masadaki fotoğraftan ayırmadan devam etti Jisung. “Bunun basit bir cinayet olduğunu düşünmüyorum Yeji.”

Sandalyesini hafifçe iterek yavaşça ayağa kalktı oğlan. Fotoğrafın köşesini tutup kaldırırken yüzündeki ifade hem odaklanmış hem de belirgin bir huzursuzluk taşıyordu. Sessiz adımlarla mantar panoya yürüdü ve fotoğrafı iğneyle sabitledi. Neredeyse kendi kendine konuşur gibi sessizce mırıldandı. "Bir insan kalbinden bıçaklanırsa, evet kesinlikle yoğun bir kanama olur. ama burada görünen o ki bıçak çıkarılmamış. bu da, oluşacak yoğun kanamayı bir nevi bastırmış. yani bu kaldırımdaki kan, sadece göğsünden akan kan değil. vücudunda farklı boyutlarda birçok kesik var. bilmiyoruz belki de bıçak çıkarılsaydı daha çok kanaması olacaktı." bakışlarını yavaşça masadakilere çevirdi. "Otopsi raporlarına bakmadan konuşmak istemiyorum. Ne yazık ki bu dosyada işime yaracak hiçbir şey yazmıyor." Hepsi yorgun düşmüştü. Günlerdir uyumuyor, B/A tarafından işlenen çeşitli cinayetlerle uğraşıyorlardı. B/A dışında birçok kez farklı suç çeteleri ile karşılaşmışlardı belki de. Böyle durumlara alışıklarda ancak, B/A farklıydı. B/A onları en çok zorlayan olmuştu belkide.

Bir süre sonra Jeongin'in umursamaz sesi yayıldı odaya. "Ee??" diye mırıldandı Jeongin, Masasa ki mandalinayı eline alarak, sanki ortada hiçbir şey yokmuş gibi. "Otopsi sonuçları için yarını beklemeliyiz." Soyduğu mandalinanın kabukları masaya dökülürken yüzünde en ufak bir gerilim belirtisi yoktu. Jeongin'in bu umursamazlığı Umbra'nın ne kadar canını sıksa da çoğu, olabildiğince göz yumuyorlardı. Jeongin onlar için duygusuzun tekiydi. Hayat ona çok şey öğretmiş, gerçekleri çok önceden göstermişti. "Bilmiyorum," diye devam etti Jeongin sözlerine. "Onları fazla hafife alıyormuşuz gibi geliyor-" aniden odayı tiz bir ses kaplamıştı. titreme sesi. Jisung'un telefonu çalıyordu. Yavaş adımlarla masaya yöneldi oğlan. saat çoktan gece yarısını geçmişken onu kim arıyordu ki? ekrana baktı yavaşça. 'interogasyon¹/Sana'

Saniyelik bir duraksamadan sonra telefonu açtı Jisung "Evet, Sana. dinliyorum, sorun nedir?"

Komiserim… Komiserim, lütfen beni dikkatle dinleyin. Çok önemli bir durum var. Derhal büroya gelmeniz gerekiyor.
B/A örgütünden biri, hatta sadece herhangi biri değil, örgütün başlarından biri. Büro'ya kendi isteğiyle geldi. Teslim olduğunu söyledi ve doğrudan sorguya alınmak istediğini belirtti. Ama işin garip yanı şu, Sadece sizinle konuşacağını söylüyor. Bize tek bir kelime etmedi. prosedürü anlattım ama hiçbir şekilde dinlemedi. Chan başkomisere'de gerekli bilgilendirme yapıldı. Büro'ya gelebilme şansınız var mı acaba?"

.
.
.
.

interogasyon: sorgu yapmakla gorevli olan kişi, sorgu gorevlisi

Umbra/minsungWhere stories live. Discover now