"Çocuğumun geldiği duruma bakın müdür bey! Nasıl böyle bir çocuğun burada okumasına izin verebilirsiniz? Derhal veliler arasında bu kızın atılması için oy toplanmasını istiyorum. Yoksa bu okulu başınıza yıkarım!" Yüzü feci bir şekilde kan revan içinde olan gencin annesi konuştu. O kadar çok sinirlenmişti ki, karşısındaki genç kıza dalmamak için kendini tutuyordu resmen. Bu bir değil iki değildi.
"Kaede anneni veya babanı çağırmanı istemiştim. Neredeler?" Müdür ilk kez konuştuğunda
Kaede eteklerini sıktı. Ailesi her zaman dolu olmuşlardı, bu yüzden hiçbir anında yanına olmadılar. "İkiside meşgul. Sizinle sonra konuşacaklar." Karşısındaki kadın tam ağzını açıcakken müdür tekrar konuşmaya başladı. Kaede'de ayaklarını ritmik sallayarak derin bir iç çekti.
"Kaede özür dile." Dedi müdür kızgınlığını dizginlemeye çalışırken. Kıza yan gözle baktığında hiç oralı olmadığını farketti ve gözlerini dahada kıstı. "Çabuk." Kız bu tür durumlardan oldukça rahatsız oluyordu.
Kız hiç umursamadan ilk önce ayağı kalktı. Sonra odadakilere tek tek baktı. En son fena benzettiği oğlana baktığında sırıtmadan edemedi. Kendisine ilk o bulaşmıştı, dövülmeyi o hak etti.
"Hiç kimseden özür mözür dilemiyorum. Sikerler okulunuda sizide." Kız çantasını tek omzuna geçirdiğinde yavaş yavaş kapıya doğru ilerledi. Hiç bir zaman lafın altında da kalmazdı. Hangi güç gelirse gelsin yinede istenileni yapmazdı Kaede.
Kadın kız giderken kızı süzdü. "Bu ne cüret! Bir şey diyin şuna müdür bey!" Kızın sırıtışı dahada genişledi. "Bir şey demesine gerek yok, bırakıyorum okulu böyle sikim sonik bi okulda okumak beni kanser ediyordu zaten. Ailemin verdiği paraya yazık." Kız kapıyı kapattığı anda kadının hala bağırıp çağırdığını duydu. Duymamazlıktan geldi. Hiç kadınla laf dalaşı yapacak hali yoktu. Ama istese çileden çıkmış kadını deliye döndürebilirdi.
Okuldan son kez çıktığında eline telefonunu aldı ve hemen annesini aradı. Kız bir kaç saniye açmasını bekledi ama hat meşgule aldı. Gözlerini devirerek mesaj yazmaya başladı. Annesine biraz yalan anlattı. Aslında oğlanın kendisine vurduğunu -tabiikide vurmadı ama biraz kışkırttı- onunda karşılık verdiğini ve zaten okulundan memnun olmadığını anlatan bir mesaj attı.
Ailesi pek kendisiyle ilgilenmezdi iki tane iyi yönleri vardı. Birincisi Kaede hiçbir zaman parasal bir durumu olmaması sonuçta annesi ünlü bir avukattı, babasıda iyi bir cerrahtı. İkincisi de ailesi pek eğitim hayatında yaptığı başarısızlıklara kızmazlardı. Zaten kendileri onunla fazla ilgilenemiyorlardı kızı sadece başından savıyorlardı o yüzden.
Ama her iyi şeyin kötü bir tarafı olurdu. Kaede küçüklüğünden beri her zaman para ile şımartıldı buda onu oldukça küstah ve paranın her sorunu çözebilme düşüncesine itti. Ailesi meşgul ve başarılı insanlar oldukları için Kaede her zaman arka planda kaldı. İki ebeveynide farklı illerde kalıyorlar ve bu durumda Kaede tek başına daha ortaokuldan beri tek kalmaya başladı. Onun için oldukça zordu ama maddi açıdan bir sıkıntısı olmadığı için daha iyi bir yaşam sürdürebiliyordu.
Kız yolda evine giderken telefonuna annesinden mesaj geldi. Bu durumu dert etmemesini, hemen bir okulla görüşceğini söyledi. Kız bir anda aklına bir şey gelmesiyle gülümsedi. Annesine özellikle devlet okulu istediğini söyledi.
Çünkü özel okuldaki öğrenciler hem çok züppelerdi hemde aşırı sıkıcılardı. Akane biraz heyacanlı arkadaşlar istiyordu. Çünkü bu hayat monoton bir şekilde ilerleyemezdi.
Kız evine geldiğinde buzdolabındaki malzemelerle kendine sandviç yaptı ve afiyetle yedi. Salondaki koltuğa oturup PS2 yi açtı, yarım kalan devil may cry oyununa devam etti. O sırada yeni lisesinin hayalini kurdu. Umarım oldukça eğlenceli tipler karşısına çıkardı. Hergününün kaosla geçmesini istiyordu. Annesi bu akşam cevap verirse yarın forma almaya da gidicekti.
O gece orada uykuya daldı. Kendisini oldukça huzurlu hissediyordu ne kadar yalnız olsada. Sonuçta onu kanser eden bir okuldan ayrıldı. Ama sorun şu ki Kaede hiç bir zaman bir yere ayak sağlayamamıştı. Belki bu yeni lisesi daha güzel dalgalara yelken açardı... kim bilir?
Kız sabah uyandığında ilk iş telefonuna bakmak olmuştu. Annesi transfer ettiği okulu ve konumunu mesaj olarak atmıştı. 'Shinagawa Lisesi' konumuda yürüyerek 15 dakika falandı.
Kız hızlıca hazırlanıp dışarı çıktı. Öğle vaktiydi bir sürü öğrenci şehrin kalabalık sokaklarındaydılar. Kızda okulunun hangi üniformaya sahip olduğunu anlamaya çalışıyordu üstlerindeki logolardan.
Biraz daha ilerledikten sonra okul forması satan bir yer bulmuştu. Dükkana girdiğinde okulun adını söyledi oradaki çalışanda bedenine göre bir forma verdi. Lacivert üst ve kırmızı kravatı vardı, gömlekse sade beyazdı. Kız üstüne bakarken görevliyle sohbette etmişlerdi.
Kısaca forma dizaynı kızın mavi gözleriyle ve koyu kahve saçlarıyla oldukça uyumlu olmuştu. Önceki okulun formasına kıyasla daha iyiydi kesinlikle.
Formayı aldıktan sonra yemek yemeye gitmişti, bir ramenciye. Mekan oldukça tatlı ve sadeydi. Yemekleride lezizdi. Kendisi yakisoba yedi.
Dışarı çıktığında hava karanlıktı, anladı ki saat akşam olmuştu. MP3'üne kablolu kulaklığını takıp karışık listesinden çalmaya başladı. Yavaş yavaş gökyüzüne bakarak ilerliyordu. Ay daha belirginleşmemişti ama yıldızlar kendisini belli ediyordu. Yarın gideceği yeni okulu iple çekiyordu.
