Avcı

8 6 0
                                        

Ölü görmeye korkan insanlar var. Hiç ölü görmemiş insanlar. Ölümün ne demek olduğunu bilmeyen insanlar dahi var.

Peki bu insanların yanında ben neydim.

Gözünü cesetle açan bir kadınım ben.

İlk annemin cesedini gördüm ben.

Şimdi dersiniz ki ilk gördüğün şeyi nasıl hatırlıyorsun diye.

Fakat bilmezsiniz ki annemin fotoğraflarına bakarken onun bana yabancı gelmesiydi asıl ölüm.

Sevdiklerime Annem niye yok diyince sen doğarken öldü demesiydi asıl ölüm.

Ölüm bir çok şeydi.

Bir annenin çaresizce haykırışıydı.

Yakın bir arkadaşın yalnızlığa olan mahkûmluğuydu.

Bir çocuğun neden ağladığını bilmeksizin hüngür hüngür aglamasıydı ölüm.

Ölüm herkesin katiliydi. Bir anneninde, bir arkadaşın da hatta küçük bir çocuğun da katiliydi.

Herkes ölüme mahkûm dur derdi hep anneannem. Şu dünya üzerinde yaşayan Herkes ölümü bir kere tatacaktır.

Peki zaten ölüme mahkûm birini neden öldüresin ki.

Önümdeki cesede bakarken binlerce kez bunu tekrar ettim içimden.

Neden diye isyan ettim. Yüzler ve hatta binlerce kez.

Önümdeki rengi solmuş kadın. Başından akan kanlar. Bunlar çok şey ifade ederdi.

"Zeynep" diye bir haykırış duydum. Bu bir anneydi. Yaşlı bir kadın. Annesi olduğunu tahmin etmiştim. Öyle bir bağırıyordu ki sanki canından can kopmut gibiydi. Bir kadın yanlizca evladı için bağırırdı böyle. "Zeynep, ne yaptın Zeynep sen ne yapayın"

"Nilgül" Nilgül bendim. Bu ismi bana anneannem koymuştu. Annem gülleri çok severmiş. Ben sevmezdim. Bana annemi hatırlatıldı. Katili olduğum o masum mağdur kadını.

Bana seslenen Hakan a döndüm. "Hı" dedim dalgın dalgın.

"İyi misin ?"

"Çalışıyorum Hakan, İnan bana " ileride ağlayan kadının yanında bir adam gördüm. Üstü başı oldukça dağılmıştı. Herkes üzülmekten olduğunu düşünebilirdi ama bana hiç öyle gelmemişti. Kaşımı kaldırıp gözüm ile adamı gösterdim. " Şu adam kim"

Hakan gösterdiğim yere baktı. "Merhume nin kocası Orhan Erdem " adamı incelemeye devam ettim. "Bir şüphen mi var"

"Adamın üstü başı ağlayarak dağıtılmışa benzemiyor. Sanki..."

Cümlemi o devam ettirdi. "Boğuşmuş gibi"

"Şu kadını ve adamı götürün adamı ben sorgulayacağım"

"Emredersiniz sayın savcım "

Hakan adamlara doğru ilerlerken ben cesedin yanına ilerleyip çömeldim. Üzerindeki beyaz örtüyü kaldırıp boynunda ve ya yüzünde bir umutla bir iz aradım. Herhangi bir yara.

SavcıWhere stories live. Discover now