Kendi bedenin ile savaşmak
Nefes uyandığı an kendini tartının üzerine atardı, her güne bu şekilde başlıyordu. ''36'' tartıda gördüğü sayı ile yüzünde bir zafer gülücüğü oluştu. Aynanın önüne geçti ve bedenini incelemeye başladı, yüzünde ki gülücük bir anda soldu ''hala yeterli değil'' diye düşündü. Annesinin kahvaltıya çağırış sesi yankılanıyordu. kahvaltı etmek, yemek yemek onun için bir işkence gibiydi. kendini aç bırakırsa, zayıf olursa zafere ulaşacağını düşünüyordu. bedenini incelemeye devam etti. gözlerinde yaşlar süzüldü. ''Yeterince güzel değilim, yeterince zayıf değilim'' diyerek kendini küçümsüyordu oysaki biraz daha devam ederse eriyip gidecekti.
kalktı olduğu yerden, yüzünü yıkadı suyunu içti ve okul kıyafetlerini giyindi. salona çıkıp bir elma attı çantasına. annesi kahvaltı etmesini söyledi fakat aç olmadığını ve yerse okula geç kalacağını söyleyerek evden çıktı. Aç olduğunu hissediyordu fakat beynini ve vücudunu açlığa o kadar alıştırmıştı ki bu hissiyatı yoksaymayı öğrenmişti.
Okula vardığında sırasına oturdu ve etrafı izlemeye başladı. Arkadaşlarının onun hakkında konuştuğunu hissetti ve dinlemeye çalıştı.
'' çok zayıfladı ne yapacağız?'' ''bu şekilde devam ederse....'' '' evet ama yemek yemeyi kabul etmiyor, destek...'' çok az duyuyordu konuşulanları, anladığı kadarıyla kilo vermesi hakkında konuşuyorlardı ''kemikleri sayılıyor resmen acaba...'' Nefes için bu zaferdi.
Öğle yemeği vakti geldiğinde Nefes evden aldığı bir elmayı yemeye başladı, arkadaşları ne kadar ısrar etsede başka bir şey yemeyi kabul etmiyordu ''aç değilim'' diyip geçiştiriyordu. konuyu değiştirip hocalar, kıyafetler, makyaj hakkında konuşmaya başladılar.Ders başlama zili çaldığında kızlar sıralarına geçip hocanın gelmesini beklediler. Nefes hoca gelmeden tuvalete gitmek için ayağa kalktı. yürümekte zorlanıyordu. birden bütün vücudu uyuştu, gözlerine kara perdeler düştü ve bacakları bedenini daha fazla taşıyamadı. Vücudu soğuk zemin ile temas ediyordu. Etrafındaki sesleri çok zor ayırt ediyordu.
''Nefes!''
''Hocam Nefes...''
''biri ambulans''
''Uyan Nefes!...''
ve birden vücudu derin sessizliğe kavuştu.
‘’18 Yaşında genç kız...’’ sesler yine başlamıştı.
‘’Ailesine haber verildi mi?’’
‘’tansiyon...’’ ‘’Ah be kızım...’’
Sesler yine gitmişti.
Uyandığında müşhade odasındaydı. Etrafında hemşireler, ailesi ile konuşan doktor ve kolunda serumlar vardı. İlk sorusu ‘’Bana ne oldu?’’ Doktor yanına yaklaştı. ‘’ Öncelikle geçmiş olsun. Açlıktan kaynaklı baygınlık geçirmişsin. Bünyen kaldırmamış olsa gerek. Kan değerlerin çok düşük. Yaşaman mucize diyebilirim. böyle giderse organların yavaş yavaş iflas eder. Psikiyatrist ile görüştük. Yarın Yatışın yapılacak. Tekrar geçmiş olsun.’’
Nefes ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyordu. Ona göre durum abartılıyordu. O sadece zayıf ve güzel olmak istemişti çünkü ona dayatılan buydu
Bir sene önce
Nefes her zamanki gibi okula gidiyordu (60 kiloydu ve boyuna göre ideali buydu) okula vardığında arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. Gayet her şey yolunda giderken yanına ‘arkadaşı’ geldi
‘’Nefes bu fiziğine göre sence giydiğin yakışmış mı?’’ dedi. Nefes durup düşündü. Ne var giyinişimde diye içsel sorguya çekti kendini
‘’Evet ya balıketli kalıplı duruyosrun duruyosun. Sahi kaç kiloydun?’’
...
Sosyal medyada sürekli ince uzun kızları görüyordu. Keşfetine ne zaman baksa ince ve güzel kızlar çıkıyordu. Mankenlere özeniyordu.Nefesi derin bir sessizlik kapladı ve o günden sonra kendini açlığa mahkum etti
Günümüz.
Nefes’e doğru olan neden diğerlerine yanlış? Anlamıyordu. Oysa güzellik hiçbir zaman sabit değildi. Güzel olmak ince olmak değildi, güzellik kendini sevmekti. Nefes bunu anlamak için henüz çok gençti. Akran zorbalığı sosyal medya etkisi onu bu hale getirmişti. Şimdi iyileşmek için orada kalmaya mahkumdu.
Ertesi gün nefesin yatışı için hastaneye geldiler. Doktor nefesi içeri aldı, kemer küpe kolye südyen dahil herşeyini aldı ve odasına götürdü.
‘’ Burada kalacaksın Nefescim, iki günde bir görüşeceğiz. Her gün kan alıp yemeğini getirecekler ve ilaç tedavisine başlanacak. Yerleştikten sonra hemşireler odama getirecek seni ilk görüşmemizi yapalım olur mu? Sen şimdi yerleş.’’
Nefes sadece kafasını salladı ve yerleşmeye başladı. Yanına iki tane en sevdiği kitabı almıştı. Nefese göre bu çok korkutucu deneyimdi. Camlar kilitli, herhangi bir demir veya metal alet yok, Duvarlar renksiz, ve oda Nefesi boğacak şekildeydi.
Yatağına oturup hemşireyi beklemeye başladı. Nefes ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diye düşündü. Ağlamak istiyordu ama ağlarsa güçsüz gözükürdü. Buradan tek kaçış yolu güölü görünüp biraz iyi gibi göstermek kendini diye düşünüyordu.
Nefes, güçlü görünmenin zayıflığını gizlemesinin en kolay yolu olduğunu düşünüyordu. Aynada gördüğü tek şey savaş verdiği siluetin değil ruhunun enkazıydı. O, ince ve güzel olmak istemişti; hayalini kurduğu zarafet, onu sessizce yok ediyordu ve bu ‘Zarafet’ savaşı anlamsızdı. Buradan çıkmanın yolu, güçlü görünüp herkesi buna inandırmaktı ama içten içe biliyordu ki, güzellik uğruna verilen bu savaş, yalnızca kazananın kendini kaybetmesiyle sonuçlanırdı.
YOU ARE READING
Yansıma
General Fictionanoreksiya bir kızın aynada ki yansıması ile verdiği savaş, kazanırsa kaybedecek.
