1.BÖLÜM

20 3 0
                                        

Öncelikle hepinize merhaba.
İlk defa bir texting yazdım ve içime sindi.
İlk defa yazdığım için hatta ilk defayı boş verin herkes hata yapabileceği için yazımda hatalarım varsa lütfen belirtin. Düzelteyim.  Umarım beğenirsiniz ve sizin de içinize siner.
Oylamayı ve yorum yapmayı lütfen unutmayın.
Başlama tarihiniz.
Neyse lafı daha uzatmadan okumaya geçelim.
Keyifli okumalar.



Zerya

0544...: Neden her gün o saatte orada oturuyorsun.

0544...: Üşütüceksin, havalar soğudu. Kaldırımda oturmayı bırak artık.

0544...: Evin varsa evine git yoksa da en azından birinin yanına git kalmak istediğini söyle.

0544...: Yazık etme kendine orada.

Zerya: Evim başıma yıkılmışken hangi ev bir daha beni alır.

Zerya: Üşütüp hasta olmayı, kimse bana bakmazken bir kenarda ölmeyi istiyorumdur belki.

  Telefona bir süre bakıp kenara koydum. Alay etmek isteyen biridir belki ama içimde artık bir şeyler tutmak istemiyorum.

  O anonimin dediği yerdeyim. Ama bugün yağmur yağmış ve o kaldırımlar ıslanmıştı. Benim için sorun yoktu yine de orada otururdum. Telefonumdan gelen bildirimle telefonu elime aldım.

0544...: Ölmeni istemeyen birileri vardır belki Okyanus Kalbi :)

0544...: Kendine gel, lütfen. Kalk oradan. Kaldırımlar ıslak.

Zerya: Başkalarının ne istediğiyle ilgilenmiyorum.

Zerya: Ve inan bana öyle birileri yok.

Zerya: Bana neden Okyanus Kalbi diyorsun?

Zerya: Kalkmayacağım. Bunu bilirsen sevinirim.

0544...: Belki vardır...

0544...: Öyle... Belki bir gün söylerim :)

  Cevap vermeyip telefonu kenara bıraktım. Kafamı dizlerimin üzerine koyup yeri izlemeye başladım. Düşünceler hafif hafif aklıma gelirken gözlerim dolmaya başladı. Sonradan gözümden yaşlar düşmeye başladı.

  Yanımda oluşan hareketlilikle başımı kaldırıp gelene baktım. Yaşlı bir amca elinde bir küçük minder ve şemsiyeyle gelmişti. Elindekileri yanıma bırakıp cebinden bir mendil çıkarıp uzattı. İtiraz etmeyip aldım ve başımla teşekkür ettim. Gülümseyip gitti. Gülümsemesine karşılık veremedim. Yalandan gülümseyeceğime gülümsememek daha iyiydi. Bildirim sesiyle telefona baktım. Bu sefer kimdi ya, yeter rahat bırakın beni artık.

0544...: Bari kalkmıyorsun gönderdiklerimden minderi altına koy, yağmur tekrar yağmaya başlayacak gibi şemsiyeyi de tut. Ve ağlamayı bırak o güzel gözlerin bunu haketmiyor.

0544...: Lütfen sözümü dinle.

Zerya: Belki.

  Telefonu kapatıp kenara koyacakken aklıma gelenle telefonumu tekrar açtım.

Zerya: Bir dakika.

0544...: Ne oldu?

Zerya: Sen de kimsin? Numara mı nerden buldun?

0544...: Ne zaman sorarsın diye merak ediyordum. Ama maalesef beni tanımıyorsun. Ben sadece her gün yanından geçen biriyim. Sana sadece ismimi söyleyebilirim istersen. İstemezsen isimsiz olarak kalırım.

0544...: Sadece şunu bil sana zarar vermek için seninle konuşmuyorum. Her gün seni orada görünce dikkatimi çektin Okyanus Kalbi. Numaranı bulmam birazcık rahatsız edici olabilir ama kötü biri değilim inan bana.

Zerya: Sen nereden kırmak için buradasın? Yeterince kırıldım. Lütfen git.

  Telefonumu tamamen kapatıp kenara koydum ve onun dediğini yaptım. Daha doğrusu bedenim kendi kendine yaptı. Uzun süre sonra beni birinin düşünmesi bedenimi mutlu etmiş olmalıydı. Benimse pek umurumda değildi. Çünkü o da bir yalancıydı. En azından benim için.

Bölüm nasıldı?
Umarım beğenmişsinizdir...

Okyanus Kalbi (Yarı Texting)Stories to obsess over. Discover now