Gölgeyi Uyandıran Ses

3 1 0
                                        

Bölüm 3 – Gölgeyi Uyandıran Ses

Gece yarısı İstanbul’un sokakları, ıslak taşlara düşen adımlarla yankılanıyordu. Şehir, uykusunda bile huzursuzdu. Derin’in siyah SUV’u terk edilmiş bir fabrikanın önünde durduğunda, karanlık bir şeyin kapısı aralanmış gibiydi. İçerideki sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisiydi.

İklim, karanlığın içine yürüdü. Omzunda siyah deri ceket, belindeki tabanca gözükmeyecek şekilde sıkıca yerleştirilmişti. Koyu mavi gözleri dikkatle etrafı taradı. Aslında içi yanıyordu ama yüzü taş gibi duruyordu. Bu gece kolay geçmeyecekti, biliyordu.

Derin ise gölgelerin arasından onu izliyordu. İlk kez değil. Kaç gece onu böyle uzaktan izlemişti? Onun sert tavırlarının arkasında neler sakladığını, neyi bastırdığını öğrenmek istiyordu. Ama bu gece farklıydı. Bu gece, suskunluk yerini çatışmaya bırakacaktı.

“Geç kalmışsın,” dedi İklim, sesi soğuk ama içten içe sabırsızdı.

“Sen de hiç değişmemişsin,” dedi Derin, duvarın gölgesinden çıkarak.

İklim başını hafifçe yana eğdi. “Beni tanıdığını mı sanıyorsun?”

“Tanımaya çalışıyorum,” dedi Derin, ve bu sefer sesi ciddiydi. Gözleri onun gözlerine değdiğinde, orada sadece öfke değil, geçmişin izleri vardı.

Bir anlık sessizlik… Sonra bir silah sesi fabrikayı inletti. İkisi aynı anda eğildi, sırtlarını duvara verdiler.

“Tuzağa mı geldik?” diye sordu Derin, kaşları çatılmıştı.

“Ben tuzaklara inanmam,” dedi İklim, gözlerini kısarak. “Ama bu gece için bir B planım vardı.”

Kemerinden bir flaşbomba çıkarıp Derin’e gösterdi. “Hazır mısın?”

Derin hafifçe gülümsedi. “Seninle olmak hiçbir zaman güvenli olmadı.”

Flaş patladığında içeridekiler şaşkına döndü. İklim ve Derin, sanki aynı dili konuşan iki gölge gibi içeri sızdılar. Kurşunlar duvarları delip geçerken İklim’in hareketleri neredeyse dans eder gibiydi. Sertti, hızlıydı. Ama kimse onun aslında o an kalbinde ne fırtınalar koptuğunu bilemezdi.

Derin ise onun yanında savaşmaya alışkın gibiydi. Birbirlerini kollarken göz göze geldiler. Saniyeler içinde, kelimelere gerek duymadan bir karar verdiler.

İçeride beş adam daha vardı. Silah sesleri art arda patlıyor, çelik sesleri duvarlarda yankılanıyordu. İklim bir sandalyeyi tek hamlede düşmanın üzerine fırlattı, diğer yandan Derin iki kurşunla ikisini yere serdi. Bir adam, arkadan İklim’e yaklaşmaya çalıştı ancak kız sadece bileğini kıvırarak onun dengesini bozdu ve diz kapağına vurarak yere serdi.

"Bunlar bizim bildiğimiz adamlara benzemiyor," dedi Derin, nefes nefese.

İklim, tam o anda karşısına çıkan iri yapılı bir adamla boğuşmaya başladı. Adam güçlüydü, ama İklim daha hızlıydı. Yumruğunu adamın boğazına sapladığında, adam sendeleyip yere kapaklandı.

"Yeni biri onları eğitiyor olabilir," dedi İklim, gözleriyle daha fazlasını ararken.

Son kurşun sesinden sonra kısa bir sessizlik oldu. Fabrikanın içi dumanla dolmuştu. Göz gözü görmüyordu ama İklim’in içgüdüleri, hâlâ birinin orada olduğunu söylüyordu.

Tam o anda…

Yavaş, soğukkanlı adımlar yankılandı. Her adımda metal zeminde yankılanan ses, sinir bozucu bir ritimle yaklaşıyordu. İklim silahını kaldırdı, Derin hemen arkasında yer aldı.

Gölgelerin içinden biri çıktı. Adam siyah takım elbise giymişti. Elinde silah yoktu. Yüzü yarı gölgede kalmıştı, ama karizması yeterince netti.

“İkiniz de beklendiğiniz gibi hareket ettiniz,” dedi adam. Sesi pürüzsüz ama buz gibiydi.

Derin’in gözleri daraldı. “Sen kimsin?”

Adam hafifçe başını eğdi. “Henüz adımın önemi yok. Ama yakında duyacaksınız. Şimdilik beni tanımamanız avantaj.”

İklim’in tetiğe basma refleksi geldi ama adam elini kaldırarak durdu.

“Eğer şimdi ateş ederseniz, cevabı asla öğrenemezsiniz. O dosyayı arıyorsunuz değil mi?”

İklim’in bakışları Derin’e kaydı. Adam onları izliyordu. Nefes bile almıyorlardı.

“Ne dosyası?” dedi İklim, sesi kısık ama kararlı.

“Ah… Belli ki o kadar derine inmemişsiniz.”

Adam arkasını döndü, yavaşça uzaklaşmaya başladı. “Cevapları istiyorsanız, beni bulun. Ama bu sefer yalnız gelin, İklim.”

İsmini biliyordu.

İklim’in gözleri büyüdü. Derin de irkildi. O adamın ismini bilmesi, sadece bilgi değil, geçmişe dair bir bağlantıyı işaret ediyordu.

Adam ortadan kaybolduğunda, İklim ve Derin sadece birbirlerine baktılar. Sorular havada asılı kaldı.

Derin sessizliği bozdu: “Ne kadarını biliyor?”

İklim gözlerini kapattı. “Fazlasını.”

Bu geceki çatışma sadece fiziksel değil, zihinsel bir savaşın da habercisiydi. Ve bu, henüz başlangıçtı.

Devam edecek…







Bölümler gittikçe dahada uzayacak şimdilik bu kadardı görusuruzzz💞🎀

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 02, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Buzun AltıStories to obsess over. Discover now