Her yeni gün yeni umutlar yeni hayaller demekmiş ama Azad hayal kurmayı geleceğe dair gereksiz yere umutlanmayı çoktan bırakmıştı Şimdilik asıl hedefi bir kiralık katil olarak karşısında oturan kadının gösterdiği resimdeki genç kızı öldürmekti.
Azad bir süre daha fotoğrafa baktıktan sonra telefonu ona heyecanla bakan kadına uzatırken. "Sevda Hanım merakım maruz görün ama sormadan da edemeyeceğim bir insan kendi kızının ölmesini neden ister ki?" diye sordu.
Sevda sanki bu soruyu bekliyormuşcasına kendinden emin bir tavırla. "Kimse istemez sanırım ki... Ben de istemezdim ama, Melsa benim öz kızım değil. İşte bu yüzden böyle saçma sorular sormak yerine işini yap." deyip çantasından bir şeyler aramaya başladı. Azad bardağındaki son yudum içkiyi de içtikten sonra... "Yani benden üvey kızınızı öldürmemi istiyorsunuz doğru anlamışım değil mi?"
Sevda memnuniyetle gülümseyip. "Evet ve en az 6 ayın var."dedi. Sonunda çantasından aradığı şeyi bulup. "Ah... Bu arada bu kartvizit sende dursun üstteki numara benim alttaki isim Melsa'nın"dediğinde.
Azad kartı onu uzatan Sevda'ya " Kartta gerek yok üçünüzün de bilgileri bende kayıtlı." diyip telefonundan rehberi açıp ekranını Sevda'ya çevirerek "Bakın"dedi. Sevda nefesi kesilmişcesine.
" Ama..ama bu nasıl olur? Eşimin bile numarası var. Bir saniye dur beni neden 'Hedef' diye kaydettin?".diyince. Azad piskopatça sırıtıp.
"Sizin içinde teklif verenler oldu."dedi...
O an resmen ölüm sessizliğ oluşmuştu Sevda için. Sonunda sessizliği bozan biri olmuştu. Çalan kapı zili o kasvetli havayı birazcık dağıtmıştı sanki. Sevda kapıyı açmak için ayağa kalkan Azad'ta
" Apal mısın sen? Ya polis geldiyse ne yapacağız o zaman?" diye çıkıştı.Azap Sevda'nın bu lafına karşılık kapıyı göstererek.
"Sevda Hanım birincisi bu ev benim değil, ikincisi her yerde kameralar var, üçüncüsü ise kapıya yerleştirdiğim bir düzenek var. O zile bir kez daha basılırsa ev havaya uçar. Şimdi söyleyin sizin için hala aptal mıyım?"
Sevda daha az Azad'ın cümlesine bitirmesini beklemeden koşarak kapıyı açtı. Gelenin kim olduğunu bile bakmadan.
Azad'a doğru öfkeyle " Manyak ,psikopat seni dava edeceğim " diye bağırarak tekrar eskiii yerine oturdu. Azad, Sevda'yı takmayıp kapıda onları hayretle izleyen kuryeye. "Elindekiler oraya bırakıp, sağındaki üst çekmeceden kırmızı cüzdanı al ve git." dediğinde. Kurye bir an afalayıp.
Anlamadım beyefendi cüzdanı mı almamı istediniz?" diye sordu.
Kurye, Azad’ın sözlerine şaşkın bir ifadeyle baktı. Gergin bir şekilde yutkunarak elindeki paketi masaya bıraktı, ardından çekmeceyi açıp bahsedilen kırmızı cüzdanı buldu. Tereddütle Azad’a döndü.
"Ee… gerçekten almamı mı istiyorsunuz?" diye sordu.
Azad başını hafifçe yana eğip sıkılmış bir ifadeyle kuryeye baktı. "Buradan çık ve sorular sormayı bırak. Cüzdanı al, içinde senin için fazlasıyla yeterli bir bahşiş var. Eğer beş saniye içinde çıkmazsan, o cüzdanı senin kafana fırlatırım."
Kurye, gözleri korkuyla açılmış halde cüzdanı kavrayıp arkasına bile bakmadan kapıdan fırladı. Kapı kapanır kapanmaz Sevda, sinirle ayağa fırladı.
"Sen… sen gerçekten delirmişsin! Bu nasıl bir iş anlayışı? Şu an ne yapıyorsun farkında mısın?"
Azad, Sevda’nın gözlerinin içine baktı, umursamazca omzunu silkti. "Sana daha önce söyledim, Sevda Hanım. Bana karşı dürüst olmanız gerek. Eğer biri sizin ölmenizi istiyorsa, bunu bilmek benim hakkım."
