Bölüm 1 - "Başlangıç"

43 3 3
                                        

Bölüm şarkısı: Ruelle - Monsters

"Özgürlük, savaşacak bir şeyin olana kadar sadece bir kelimedir."
-Unknown Soldier / Richard Hooker

🔗🔗🔗

Hayatım ne kadar basitmiş. Ben ne kadar basitmişim. Aylardır dört duvarın arasında pasif bir şekilde öldürülüyorum.
Benliğim dört duvarın arasında kaldı, elleriyle parçalayarak çıkardılar.

Kapının sesiyle gözlerim açıldı. Uykum hafiflemişti, diken üstündeydim. Ölmekten korkuyorum. Öldürülmekten korkuyorum.

Işığı açtılar. İki tane iğrenç adam.
Görünüşlerini aklıma kazıdığım adamlar.
Yüzlerini unutmayacağım adamlar.
Yaptıklarını unutmayacağım
adamlar.

"Kalk." Dedi bir tanesi. Sorsan zorla yapıyorlar fakat öyle olmadığına eminim. Buradaki herkes insan kanına aç. İçlerindeki hayvanı saklamıyorlar. Kadınlara düşman olmaktan çekinmiyorlar. İçlerindeki o "kıskançlığı" rahatça gösterebiliyorlar. Buradaki herkes anatomik üstünlüğünü göstermek için yer arıyor. Buradaki kimse kadınlara para için böyle davranmıyor.

Ayağa kalktım; tıpkı söyledikleri gibi, tıpkı istedikleri gibi.

Fakat bitecek, ya ölümümle ya ölüleriyle.

İçeriye bir adam daha geldi. Jöleli saçları, ilk birkaç düğmesi açık olan kırmızı gömleği, üstüne giydiği parlak yeleği ile yüzünü ekşiltip beni inceledi.

"Hemen toparlayın şunu." Bir erkeğe göre hafif ince olan sesi, aylaydır yok ettikleri benliğimi aşağılar gibi konuştu. "Hâline bakın şunun."
Odadan çıktığında adamlar çıkmam için gözleriyle üzerimde baskı kuruyorlardı.

Adamlar kollarımdan tutarak aylardır içinde bulunduğum lanet yerden çıkmamı sağladılar.

Önce temizlendim daha sonra saçım, makyajım yapıldı ve en son bir elbise ve bir ayakkabı bıraktılar.
Mini, askılı ve sırt dekolteli küçücük duran ve ufak simli güzel sayılabilecek bir elbiseydi. Ayakkabının ise düz bir topukluydu, ayaktan hemen çıkabilecek cinstendi. Birisi için süslüyorlardı. Beni ölüme yolluyorlardı, cenazemi bana taşıtacaklardı. Çalışmaya... Başlayacaktım. Çalışmaya...

Korku bir anda tüm vücudumu ele geçirdi. Sakin olup bu işi halledeceğim, bir şekilde çözeceğim. İki adam beni otoparka indirdiler. Bir tanesi şoför kapısına geçmişken diğeri yanımda telefona bakıyordu. Fırsatı kollayıp çıkış kapısına baktım, uzakta değildi. Belki yapabilirdim, belki her şey başlamazdı ve kurtulurdum. Yapmayacaktım, yapamazdım. Kaçamazsam öldürmekten beter ederler, tahmin edebiliyorum.

Yanımdaki koruma kolumu tutup beni arabanın içine doğru fırlattı. Adamla konuşmaya çalışacağım.
Zaten beraber geçirmemiz için bir süre tanıyacaklar, baş başa olacağız. Bu süre zarfında onunla konuşurum, anlatırım. Kim zorla ilişkiye girmek ister ki?

İki koruma aralarında konuşmaya başladılar.

"Yargıç almış."

"Hadi lan ordan!"

"Vallahi, ciddiyim. Dile kolay, Atilla."

"Şanslı kadın, piyangoyu vurmuş."

"Tabi lan. Adamda para desen var, güç desen var. Onun yerinde olsam dünyayı parmağımda çevirir, ortalığın amına koyardım."

Demek o kadar...

Araba durduğunda soğuk terler akıtmaya devam ediyordum, kalbim dişlerimi delip dudaklarımı yararak dışarıya çıkacak gibi atıyordu. Korkuyorum. Ve bunu saklamadım. Ne korkumu, ne yaralarımı ne de kırgınlıklarımı; hiçbir şeyi saklamadım, saklayamazdım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 23, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

KÜL ALTINDAStories to obsess over. Discover now