BÖLÜM BİR: SESSİZ KIZ

13 1 2
                                        


Selam!

Şimdiden iyi okumalar.

Tiktok: zey080312

          Zindandaki mahkumlardan
            daha mahkumdum...
                               Violet Evergarden

               
                 Bölüm Bir: Sessiz Kız
       __________________________________

BÖLÜM 1: Sessiz Kız

Kraliyet sarayının kuzey kanadında, güneş ışıklarının bile zar zor ulaşabildiği gri taşlı bir odada, Violet Evergarden pencerenin önünde sessizce oturuyordu. Ellerini dizi üzerinde kenetlemişti, duru teni ve uzun, düz sarı saçları, günün solgun ışığında neredeyse saydam bir parıltıya sahipti. O, Norland Krallığı'nın büyük prensesiydi. Ama saraydaki en sessiz ses, en göz ardı edilen ruh, sadece bir isimden ibaretti.

Alt katta, saray salonlarından Rosalina'nın kahkahası yankılanıyordu. Çan sesleri gibi berrak ama içinde keskin bir kibir barındıran bir ses. Violet, o sesi duyduğunda gözlerini pencereye çevirdi. Dalları rüzgarda titreyen eski bahçe gülleri gibi, kendi iç dünyası da sarsılıyordu. Gökyüzü griydi, sanki kış bile onunla aynı duyguyu paylaşıyordu.

Rosalina her zaman parlayan, herkesin gözdesi olanı oynamıştı. Onun gülüşü, bakışı, sözleri hep merkezdeydi. Violet ise hep kenarda, sessiz bir gölge olarak kalmıştı. Saraydakiler onun ismini dahi nadiren kullanır, bazen varlığını bile unuturlardı. Ama Violet unutmamıştı. Her incitici sözü, her göz devirme hareketini, her gün biraz daha çöken kalbini...

Annesi, Kraliçe Theresia, ona hiçbir zaman gerçek bir anne gibi davranmamıştı. Babası Kral Edmund ise ona bakarken hep uzak, soğuk bir gözle bakardı. Violet'in tek sığınağı kitaplar ve sessizlikti. Ama sessizlik bazen öyle yoğun olurdu ki, insan kendi iç sesinden kaçacak yer arardı.

"Violet!" diye seslendi kapıdan bir hizmetkâr. Genç adam saygılı ama aceleciydi. "Majesteleri sizi kabul salonuna çağırıyor."

Violet, başını hafifçe eğdi. Ne sorular sordu, ne de sebebini merak etti. Kraliyet ailesinin yüzüne bile nadiren bakan bu kız, şimdi bir görüşmeye davet ediliyorsa, bu ancak büyük bir kararın habercisi olabilirdi.

Taşlı koridorlarda sessizce yürürken, duvarlardan yankılanan fısıltılar kulağına çarpıyordu:

"O kız... garip bir hava taşıyor." "Hep kendi içinde yaşıyor gibi." "Rosalina kadar zarif değil ama... bir şey var onda. Soğuk bir şey."

Violet bu yorumlara alışmıştı. Hatta onların gerçek olmadığını göstermek için bile çaba harcamazdı. Kendini anlatmanın, kimseye bir anlam ifade etmediğini çocuk yaşlarda öğrenmişti.

Büyük tahta kapı açıldı ve kabul salonuna adım attı. Kral Edmund ile Kraliçe Theresia tahtta oturuyorlardı. Bakışlarında bir merasim ciddiyeti varken, yanlarındaki yabancı figür, Violet'in kalbini bir an için durdurdu.

Uzun boylu, keskin bakışlı, koyu kestane saçlı ve müthiş disiplinli bir duruşa sahipti. Omzunda Tadhana Krallığı'nın mavi altın armalı pelerininin ağırlığı vardı. Bu, Prens Gilbert Bell'di.

Violet, onun gözlerine baktığında bir serinlik hissetti. Gilbert ise bakışlarını bir an bile kaçırmadan Violet'i inceliyordu. Bu bakışta bir merak değil, bir hesap vardı. Ve belki de hiçbirinin henüz bilmediği kader, işte o bakışta sessizce filizlenmeye başlamıştı.

       __________________________________

Bölüm sonu

Diğer hesabımı kapatmak zorunda kaldığım için buradan devam ediyorum, bir tane daha "Oyun" adlı bir kitaba sahip bir hesap vardı, kitap kapaklarımın da aynıydı o hesap benim eski hesabım kitabı da baştan yazıyorum, bilginiz üzerine.

Umarım beğenmişsinizdir.

Şimdiden oy ve yorumlarınız için teşekkürler.





OyunWhere stories live. Discover now