Eren gözlerini zorla açtı ve saate baktı. Saat 9 olmuştu, okula geç kalmıştı. Annesinin sesi koridordan duyuluyordu. "Eren, yine geç kaldın! Kaan abine söyle, seni okula bıraksın." Eren kafasını sallayarak yataktan kalktı. Üzerini hızla giyinmeye başladı, ne kadar acele etse de gözlerindeki uykusuzluk onu yavaşlatıyordu. Evden çıkarken annesi tekrar seslendi, "Yavaş olma, hemen git."
Kapıyı hızla çarptı ve dışarı çıktı. Kaan'ın evine doğru koşarken, aklında tek bir düşünce vardı: Okula yetişmek. Ama bir yandan da başka bir düşünce kafasında dönüp duruyordu: Kaan. Onu görmek, birkaç dakika dahi olsa onunla zaman geçirmek istiyordu. Kapıyı çaldı.
Birkaç dakika sonra, Kaan kapıyı açtı. Saçları nemliydi, üzerindeki tişört hafif ıslaktı. Duştan yeni çıktığı belli oluyordu. Yavaşça Eren'e doğru eğildi. Saçından bir damla Eren'in yüzüne düştü. "Hayırdır? Okula mı yetişeceksin?" diye sordu. Eren'in gözleri istemsizce parladı, ona biraz fazla yaklaştı. "Evet, abi. Geç kaldım. Beni okula bırakır mısın?" dedi.
Kaan, gözlerini hafifçe kısıp, arabanın anahtarlarını ona verirken gülümsedi. "Geliyorum, geç otur." dedi. Eren arabaya oturdu, Kaan ise üzerini değiştirip geldi. "Yine sabaha kadar kitap mı okudun?" dedi, yandan hafif bir bakış atarken, bir yandan da arabayı çalıştırıyordu. Eren kıkırdadıktan sonra, "Yok Kaan abi, başka şeydi bu seferki." diye yanıtladı.
Kaan'ın kaşları havalandı, merakla üzerine eğildi. "Neymiş o başka şey?" Gözleri Eren'in dudaklarına kayarken, Eren kemerini bağladı. Şımarık bir gülüşle, "Söylemeyeceğim, Kaan abi." dedi. Kaan'ın bakışları dudaklarına kaymıştı. Eren kıkırdadı ve geri çekilmeden hemen, dudağının kenarından onu öptü.
Direksiyonu tutarken Kaan kaşlarını hafifçe çattı. Yüz ifadesine rağmen sakin bir tonla, "Haylazlık yapıyorsun yine." dedi. Eren ellerini kucağında kenetleyerek usulca, "Ben haylaz değilim, Kaan abi!" dedi. Kaan, Eren'in ses tonunun tatlı olduğunu düşündü ve güldü. "Hep böyle haylaz olursan yanlış anlaşılırsın."
Eren sinirle kaşlarını çattı. "Kaan abi, ben zaten sana söyledim! Seni seviyorum! Neden bilmiyormuş gibi davranıp duruyorsun?!" Kaan derin bir nefes aldı, "Bana olan hayranlığını yanlış değerlendiriyorsun sadece paşam." dedi. Eren'in kaşları çatıldı, dudakları titremeye başladı. Kaan gözlerini yoldan çekip ona döndü, eliyle kafasını okşadı. Eren ağlamaya başladı. "Çok kötü birisin." dedi, burnunu çekerken. Ağlaması şiddetlenince Kaan arabayı kenara çekti.
"Eren'im... Yapma böyle, daha küçücüksün. Farkına varamıyorsun." Kaan, sesini yumuşatarak ona yaklaşmaya çalıştı ama Eren'in ağlaması öncekinden daha da şiddetlendi. "Ne zaman senin gözünde büyüyeceğim ben?" dedi, sesi titrek bir şekilde. Kaan iç çekti, kemerini çözüp Eren'i kucağına çekti. Küçüklüğünden beri her ağladığında onu kucağına alırdı. Eren kafasını onun göğsüne yasladı. Kaan sıkıca sarıldı. "Görmüyor musun, bebeksin daha." dedi, başından öperken.
Eren kucakta yerini rahatça buldu. "Bebek değilim ben, sadece seni çok seviyorum." dedi, fısıldayarak. Kaan, "Abinim ben senin Eren." dedi, ciddiyetle. Eren kaşlarını alayla havalandı, kucağında doğrulup ona baktı. "Benim tek bir abim var Kaan! O da Hüseyin abim! Seninle bir kan bağımız yok, ne diye diretiyorsun abinim diye?!" Kucağında kendini ona bastırırken, Kaan'ın sertliğini hissetti ve alayla güldü. "Hangi abi 'kardeşine' kaldırır peki? He? Söylesene Kaan!" dedi, sinirle. Kaan, Eren'in yüzünü sertçe tuttu. "Kaan abi diyeceksin!" dedi kızgın bir sesle. Eren hışımla kendisini ona daha sert bastırıp, sinirle gülerken konuştu, "Başka diyecek bir şeyin yok mu! Alt tarafın her şeyi açıklıyor gerçi!"
Kaan sakinleşmeye çalışırcasına derin bir nefes aldı, ellerini Eren'in yüzünden çekti. Onun bedenini kucağından yavaşça indirdi. Eren, Kaan'ın hareketlerinde bir tuhaflık fark etti. Kaan normalde ona dokunmaktan çekinmezdi ama şu an bırak onu kendine bile dokunmaktan korkuyormuş gibi görünüyordu. Arabada birkaç saniye boyunca sadece birbirlerinin nefesleri duyuluyordu.
Eren'in gözleri, Kaan'ın üzerinde gezindi. Parmak uçları titreyerek Kaan'ın dizine dokundu. Kaan bir an için kasıldı, sonra direksiyona yöneldi. Anahtarı çevirirken sesi soğuktu. "Kemerini tak." dedi. Eren, isteksizce emrine uyup kemerini taktı. Cama kafasını dayarken, yanındaki adamın yumruklarını direksiyonun üzerinden sıktığını fark etti. Hiçbir şey söylemeden, arabayı çalıştırdı Kaan. Ama öncesinde Kaan'ın eli, sadece bir anlığına, Eren'in elinin üstüne kapandı. Bu ne sıcak bir temas, ne de bilinçli bir dokunuştu. Sanki Kaan, "Dayanamıyorum." der gibi bir itirafı gizliydi içinde. Sonra hemen elini çekti ve hiçbir şey olmamış gibi arabayı sürmeye başladı. Yol boyu ikisinden de çıt çıkmadı.
YOU ARE READING
Haylaz |BxB
RandomO hâlâ 'abim' ayağına yatıyor. Ben de hâlâ yiyormuş gibi yapıyorum. İkimiz de rol yapıyoruz ama ben daha kötü saklıyorum.
