son vals, beomjun
“Merhaba, ben Choi Beomgyu. Şu an yirmi beş yaşındayım ve aslında birkaç yıldır öyleyim.” Beomgyu gülümsedi.
“Ah, nedenini öğrenmek mi istiyorsunuz? O zaman anlatayım.” Kısa bir duraksama verdi. Seyircilere değil, sahnedeki kendine. “Ben yirmi beş yaşındayken öldüm.” Bir anlık sessizlik oldu. Beomgyu etrafına göz gezdirdi, sonra aceleyle ekledi: “Lütfen üzülmeyin. Ben üzülmüyorum. Burada çok mutluyum.”
“Kestik!”
Bay Kim saatine baktı. “Burada bitiriyoruz çocuklar. Aferin sana Beomgyu, çok iyi iş çıkardın,” dedi gülümseyerek.
“Teşekkürler hocam!”
Beomgyu’nun sesi heyecandan hafifçe titredi. Altı aydır hazırlandıkları tiyatro gösterisinin sergilenmesine sayılı günler kalmıştı. İki duyguyu aynı anda yaşıyordu bu sıralar: gerginlik ve mutluluk. Ama mutluluk daha baskındı. İçten içe her şeyin yolunda gitmesini diliyordu her gün. Üzerini değiştirip konferans salonundan çıktığında Yeonjun’u kapıda beklerken buldu. “Jun,” diyerek dikkatini çekti.
Yeonjun hemen telefonundan başını kaldırdı. “Çok bekledin mi? Hadi gidelim.”
Birlikte okuldan ayrıldılar. Beomgyu, tiyatrodan heyecanla bahsederken Yeonjun onu dikkatle dinliyordu. Bu, aralarında sessiz bir anlaşmaya dönüşmüştü artık: Beomgyu anlatırdı, Yeonjun dinlerdi. Bazen yorum yapar, bazen sadece gülümserdi. İkisi de bundan memnundu.
“Çok az kaldı Yeonjun,” dedi Beomgyu. “Aşırı heyecanlıyım ama aynı zamanda çok gerginim. Ya batırırsam?”
Karşıya geçmek için el ele tutuştuklarında Yeonjun kıkırdadı. “Sen ve batırmak mı? Saçmalıyorsun. Batırmana imkân yok, Gyu. Sen oyunculuk için doğmuşsun. Sahnede parlayacaksın. Ben de seni ayakta alkışlamak için orada olacağım.”
Karşı kaldırıma geçtiklerinde, Beomgyu’nun henüz on yedi yaşındaki kalbi sevgiyle çarptı. Elini tuttuğu oğlanı ve ona ait olan her şeyi öylesine seviyordu, fakat 'öylesine' değil.
Tam karşıya geçtikleri sırada, onlarla aynı kaldırımda yürüyen bir genç Yeonjun’a çarptı “Pardon,” deyip yoluna devam etti. Yeonjun kaşlarını çatıp çocuğun arkasından baktı.
“Yeonjun?”
Beomgyu elini hafifçe sıktı. “İyi misin?”
Yeonjun boğazını temizleyip önüne döndü. “İyiyim,” dedi. Sesi bunu hiç yansıtmıyor olsa da.
Neyse diye geçirdi içinden.
Umursamadı.
Yalnızca şu anlık boşver Yeonjun. Sonrasına bakacağız.
*
SELAMMM YINE BEN VE YINE YENI BIR FIC
Simdi söyle ki, minific oldugu icin bu tarz kisa bölümler gelebilir. Zaten uzun olması gerekenleri uzun tutacağım ama bosu bosuna da uzatmanin manasi yok. O yüzden bu tarz 300 - 500 kelimelik bölümler gelebilir sasirmayin. Her sey akis için.
Ve lutfen bu ficimi cok sevin olur mu 😭😭 ben simdiden cok seviyorum cunku umarım flop kalmaz 😭😭😭 SEVIYORUM SIZI GORUSURUZZS
YOU ARE READING
son vals, beomjun
FanfictionBeomgyu'nun hikâyesi, sevginin en kırılgan hâlinden en karanlık hâline uzanan bir yolculuktan ibaret, eğer katılmak isterseniz. | minific - angst
