Kadının acı çektiğini biliyor muydu ki? Bilse dahi umurunda olur muydu Kendisine aylardır kör kütük aşık olankadına, hiçbir şey demeden gitmişti. Kadının onca özürüne rağmen ... Sahi içtenbir özrün tamir edemeyeceği kalp var mıydı Kadın hala, adamın kalbini kıracak bir şey yapmadığını düşünüyordu. Bunarağmen özür diliyordu. Adam ise kayıtsızdı. Kadının deli saçması sözlerinibüyük bir bıkkınlıkla dinliyordu. Kadın gözyaşları içinde ona olan sevgisinihaykırıyordu fakat işitme cihazını evde unutmuş bir sağır gibi öylece bakıyordusadece. Boş gözlerle, sevgisiz bakışlarını üzerinde hisseden kadın sözlerinebir ara verdi. Bir nefes aldı. Derin bir nefes. Ardından sanki karşısında onudikkate alan biri varmışçasına, dudaklarından dökülen bıçak kadar keskin olankelimeleri adamın kulağına üfledi. "Madem ki sevmiyordun, istemiyordunbeni neden öyleymiş gibi davranmadın. Senden istediğim sevgi dolu sözler aşkkokan bakışlar değildi. Sadece yakınında olmak istemiştim. Arkadaşın olmakistemiştim. Ama sen onu bile çok gördün bana. Çok istiyordun madem o halde elveda"
Defterimin kapağını kapattığımda yanıma yaklaşan Rose ı buldu gözlerim. Sarışın kız winx çizgi filmindeki Stella yı andırıyordu. Uzun, bakımlı sarı saçları aynı bir güneş gibi etrafına ışık saçıyordu. Benim koyu lacivert saçlarımla zıt, bir o kadar da uyumluydu. O gündüz dü ben ise gece. Kendine has aksanıyla konuşmaya başladığında çoktan yanıma varmıştı. "Hey Gece burada ne yapıyorsun tek başına ?" yanıma oturdu. "Bir şeyler yazıyordum. Sen nereden geliyorsun " "Stew in yanından. Yine saçmalıyor işte." dedi suratını ekşiterek. "Sence de ayrılmanın vakti gelmedi mi şu çocuktan?" ofladı. "Onu boşverelim abini aşşağıda müdürün odasının önünde gördüm. Başına bir bela falan almış olmasın ?" Rose endişeli duruyordu. İçten içe abimi seviyordu biliyordum. Ancak inatla Stew den ayrılmıyordu. "Ben bir gidip bakayım. Sağol Günışığı." Burada kendimi yakın hissettiğim birtek o vardı. Koskoca okulda tek başımaydım. Abim kendi halindeydi. Zor bir hayat yaşıyorduk bunun farkındaydım. O yüzden ona kızmıyordum. Merdivenleri yavaş yavaş inmeye başladım. İnerken bağcıklarımın açıldığını fark etmemiştim. Bağcığıma takılıp düşeceğim sırada bir el belimi kavrayıp hızlıca çekti. Düşüp bir yerimi kırmaktan ucuz kurtulmuştum. Gözlerim gözlerini buldu. Orman gözlü çocuğun sadece gözleri ortadaydı. Boynunda burnuna kadar gelen bir boyunluk vardı. Yüzü kapalıydı. Sanki gizlenmek istiyor gibiydi. "Daha bakacak mısın yoksa kaybolmayı mı tercih edersin bilmediğin bir ormanda?" Sesini kulağımda işittiğimde kendime geldim. Yavaşça bir adım geri gitti. Önümde diz çöktü. Yavaşça ayakkabılarımın bağcıkları küçük birer kurdeleye dönüştürdü. Daha önce böyle bir kurdele görmemiştim. Farklıydı diğerlerinden. Ardından yavaşça kalktı ve arkasını dönüp gitti. Bağcıklarıma son kez baktım ve merdivenleri inmeye devam ettim. Bahçeye çıktım abim bir bankta oturmuş arkadaşlarıyla hararetli bir şekilde bir şey konuşuyordu. Yanına gittiğimde arkadaşlarının hepsinin gözü üzerimdeydi. Abim yüzünden okuldaki çoğu erkek beni tanıyordu bende onları. Ancak bugün ki çocuk hariç. Onu daha önce görmemiştim. "Emir bir gelsene." Abim ayağa kalktı. Yanlarından biraz uzaklaşmıştık. "Sabah çıkarken görmedim seni?" Abim elini ensesine götürdü. Bir şey gizliyordu. "Yürüyüş yapayım dedim." "Sen ve sabahın köründe yürüyüş ? Kafanı mı çarptın bir yere ?" Elimi alnına götürüp ateşi olup olmadığını kontrol ettim. "Yapma şunu Asel." Elimi çektim . "Asıl sen yapma Emir. Neyin var bilmiyorum hiçbir şey anlatmıyorsun. Sanki artık benden uzaklaşıyorsun gibi..." Abim elini yüzüme koydu. "Olur mu güzelim öyle şey?" Yanağıma küçük bir öpücük kondurup kollarını belime doladı. "Senden asla uzaklaşmam tamam mı? Sadece bu aralar biraz kafam dağınık." "Bugün sahile gidelim mi ? ". Ani sorum karşısında şaşırmış kollarını bedenimden ayırmadan geri çekilip yüzüme baktı. "Nereden çıktı bir anda?" "Seninle vakit geçirmek istiyorum biraz .Olmaz mı?". Kollarını belimden çekip devam etti . " Bakarız güzelim." Arkasını dönüp arkadaşlarının yanına oturdu. Bende okula girdim ve merdivenleri çıkıp sınıfa gittim. Sıraya oturduğumda Rose koşarak sınıfa geldi. "ASEL" Korkuyla ayağa kalktım. "Rose noluyor?" Sarışın kız kolumdan tuttuğu gibi sınıftan çıkardı. Etrafı kontrol ettikten sonra nefes nefese konuşmaya devam etti. "Asel ben ne yapacağımı bilmiyorum." Rose ın eli ayağı titriyordu. " Sakin ol Rose. Ne olduğunu anlat." "Asel Stew ile isteyerek birlikte olmadım. Beni tehtid ediyor." Kanım donmuştu. Bir şeylerin ters gittiğini biliyordum ."Rose ne ile tehtid ediyor?" Vereceği cevaptan korkuyordum. "Emir ile. Ona zarar vermekle tehtid ediyor." Sarışın kızın gözleri dolmuştu. "Asel ona bir şey olsun istemiyorum ama dayanamıyorum. Zorla bana dokunmaya çalışıyor. Ben karşı gelemiyorum. Çünkü Emir e zarar verebilir. " Beynimde şimşekler çakıyordu. Rose u orada bırakıp gitmem doğru değildi ancak kendimi tutamayacak kadar öfkeliydim. Koşarak merdivenlere yöneldim. Merdivenleri üçer beşer iniyordum. Alt kata indiğimde gözüm Stew i arıyordu. Orta koridorda arkadaşlarıyla duruyordu. Ne olacağı umurumda değildi. Koşarak yanına giderken öfkeli gözlerim bir çift tanıdık gözle buluştu . Birkaç saniyelik bir buluşmaydı bu. "STEW" Koridorda kükrercesine bağırdım. Stew bana döndü . Ağzını açmasına izin vermedim. Tokadım yanağıyla buluştuğunda kafasını tokadın sertliğiyle sağa çevirdi. "Seni öldüreceğim. Bunun hesabını vericeksin Gece" Kafasını kaldırıp bana doğru yürümeye başladı. "Asıl ben seni öldüreceğim. Yaptıkların yanına kar kalmıyacak. DUYDUN MU BENİ İT HERİF" Stew eliyle kolumu sertçe tutup kendine çekti. "Bana bak güzelim. Tehlikeli sularda yüzüyorsun." Kolumu acıtıyordu. "Bırak kolumu" Kendisine daha da yaklaştırdı. "Ya yapmazsam. Bir şey diyeyim mi? Ondan çok daha güzelsin." Kolumu çekiştiriyor, kendimi ondan uzaklaştırmaya çalışıyordum. "Bıra-" "Bırak kızı." Kafamı çevirip arkamda gövdesini hissettiğim çocuğa baktım. Bu bir çift orman gözün sahibinden başkası değildi. "Sen kimsin ?" Stew kolumu bırakıp orman gözlü çocuğa bir yumruk savurdu. Orman gözlü çocuk kıpırdamadı. Sanki bilerek yapmış gibiydi. "Sen başlattın" . Orman gözlü çocuk Stew in yüzüne yumruğu geçirdi. Stew in gözlerinden alev çıkıyordu sanki. Stew ve orman gözlü çocuk dövüşüyorlardı. O sırada bir ses duyuldu. "Noluyor lan burda".Bu tanıdık ses kalabalığın içinden bize doğru geldi. Abim ilk olarak ağlayan benim yanımda durdu. "Güzelim noldu?" . "Bunu Rose ile konuşsanız iyi olacak." Abim ne alaka der gibi baktı. "Abi git Rose sınıfta. Ben şu şerefsizi öldüreyim! " Abi bir hareketle Stew itinin üzerine atlıyacakken hemen yanımdaki orman gözlü çocuk tek koluyla belimden kavrayıp az önce olduğum, abimin yanına geri gelmemi sağladı. "Sakin ol biraz. " Dedi gözlerini üzerime dikerek. Belimden elini hala çekmemişti. Kolunu sertçe itip geri çekildim. Elimi saçıma daldırdım. Derin bir nefes verdim ağzımdan. "Sakinim ben. " Durdum tekrar abime döndüm. "Emir Rose nin yanına gider misin? Ben hava alacağım. " Onları orada bırakıp hızlı adımlarla bir kat aşşağı indim ve bahçeye çıktım. Okul üniformasının bir kaç düğmesini açtım. Nefes alamıyordum. Olanlara inanamıyordum. Gözlerim dolmuştu. Bahçede ordan oraya yürüyordum. Kafamda milyonlarca düşünce yüzünden arkamda duran çocuğu fark etmemiştim. "Olay ne? " Dedi sakin bir sesle. Yavaşça yanıma yürüdü ve tam önümde durdu. "Ağlanacak kadar mühim bir şey mi? "
Gözlerimdeki yaşları tutmakta güçlük çekiyordum. "Tutma içinde ağla. " Ağlamayacaktım. Bu zamana kadar hiçbir duygumu dışarı vurmamıştım. Öfkem dışında. Şimdi de yapmayacaktım. Bana bakan bir çift göz işimi çok zorlaştırsada. "Seni ilgilendirmez. " "Çocuğu döven benim nasıl beni ilgilendirmiyor? " "Sahi " Dedim sinirle. "Neden girdin araya? " "Ne yapsaydım sana zarar vermesini izlese mıydım? " Dedi. Sesi hafif sinirliydi. Ama ifadesi sakindi. "Sanane benden?" "Seninle alakası yok. Kim olsa yapardım. Artık söyliyecekmisin? O çocuk ne yaptı? " Daha fazla uzatmayacaktım. Onunla didişmenin bir manası yoktu. "Benimle ilgili değil. O yüzden söyliyemem. " Uzatmadı. "Peki. Zorlamayacağım." Yanımdan geçip okula doğru ilerledi. Telefonumun titremesiyle cebimden çıkartıp gelen bildiğime baktım.
05********* :Düğmeni kapat. Bugünlük kavga dozuma ulaştım.
Gözlerim açık olan gömleğimin düğmeleri ne kaydı. Nefes almaya çalışırken farketmemiştim. Telefonu cebime atıp elimi gömleğime götürdüm. Bir yandan başımı kaldırıp etrafıma bakındım. Kim yazmış olabilirdi mesajı. Ardından okulun önünde elindeki telefonuyla bana bakan gözlerini buldu gözlerim.
