1. Bölüm YARALI

24 4 0
                                        

İki insanın kaderi birbirine kırmızı iplerle bağlanmıştır. Siz istemeseniz bile o sizin kaderinizdir.


Her zaman ki gibi hastanedeydim. Burakla beraber molaya çıkmıştık ve kahve içiyorduk. Bugün hastane de çok yoğun değildi ve umarım da olmazdı.

Yoğun günlerden nefret ederdim ve bence herkes nefret ederdi. Hastalarla uğraşmak zaten ölüm gibiydi birde fazla hasta olursa işte o zaman bitiyordunuz.

Burakla kahvemizi bitirip işimize tekrar döndük. Birkaç kontrol etmem gereken hasta dosyaları vardı. Onun için odama çıkıp, dosyaları tek tek kontrol etmeye başladım. Dosyaları kontrol ederken koridorda bir koşuşturma sesi duydum. Normalde umrunda bile olmazdı ama acil bir hasta olabilir diye oturduğum yerden kalkıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açıp koridora baktığım da iki hemşirenin aşağıya indiğini gördüm. Arkalarından ilerleyip "ne oldu?" diye bağırdım. Hemşireler bana döndüler ve bir tanesi "yaralı bir hasta varmış onun için iniyoruz" dedi. "Ne olmuş?" Dedim bu seferde. "Sanırım bıçaklanmış ve kan kaybediyormuş" dedi. Merak ettiğim için birde belki işe yararım diye hemşirelerle birlikte hastanın olduğu yere gittim.

Acil odasına girdiğimizde herkes çok sakindi. Kan kaybetmiyor muydu bu adam niye herkes sakindi? Biraz daha ilerleyerek bir yatağın ucunda durduk. Yatakta yatan hastaya baktığım da beyaz tenli, siyan gözlü bir adam gördüm. Siyah saçları alnına düşmüştü. Sol eliyle de karın boşluğunu yani muhtemelen bıçaklandığı yeri tutuyordu. Ama bir gariplik vardı adam hiç acı çekiyor gibi görünmüyordu. "Gece geldiğin çok iyi oldu" dedi Burak. "Adama dikiş atar mısın?" Dedi göz ucuyla yatakta yatan adamı göstererek.

"Kan kaybetmiyor muydu?"

"Bizde öyle sandık ama kaybetmiyormuş. Ufak bir bıçak yarası var ama dikiş atılırsa daha iyi olur. Sen atar mısın?"

"Neden?"

"İşim var Gece, başka hastalarda var burda" demişti ve gitmişti. Yapıp, yapmayacağımı bile söyletmemişti gerçekten ne pislikçe ama.

Yatakta yatan adamın yanında duran tabureye oturdum. "Tişörtünüzü kaldırır mısınız lütfen" dedim. Dediğimi ikiletmeden tişörtünü havaya kaldırdı. Önce serumla ıslatılmış steril bir gazlı bezle yarayı temizledim. Sonrasında steril iplikle yaralı bölgeyi dikmeye başladım. "İsminiz nedir?" Diye sordum. Sadece can sıkıntısından sormuştum. "Mert" dedi düz bir sesle. "Bende Gece memnum oldum" dedim. Birşey demediği için kendimi kötü hissetmiştim.

"Nasıl oldu?"

"Bilerek yaptım" dediğinde gözlerim gözleriyle buluştu.

"Neden böyle bişey yaptınız?"

"Seninle tanışmak için"

"Ne" demiştim şaşkınlıkla. Ne demişti o benimle tanışmak için mi kendini yaralamıştı. İyide neden?

"Pardon, neden benimle tanışmak için kendinizi yaraladınız ve neden benimle tanışmak istiyordunuz ki?"

"Sus ve sadece yaramı dik" dediğinde alayla sırıtmıştım. Bu adam kendini ne sanıyordu.

"Pardon ama sizden emir almıyorum" diyerek yarasını dikmeye devam ettim.

"Ben konuşacağım ve sende bana bakmadan sadece dinleyeceksin"

"Neden" dedim yarasını dikmeye devam ederken.

"Çünkü böyle olması gerekiyor"

"Dinliyorum"

Aynadaki ÇiçekHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora