1

12 1 4
                                        


İzmir...

İsmine bakınca sıcak, neşeli, hareketli bir şehir gibi geliyor kulağa. Ama benim için hiçbir yerin bir anlamı yok artık. İstanbul'dan taşınmam gerektiğini öğrendiğimde isyan edecek gücüm bile kalmamıştı. Annemin işi yüzünden her şeyi bırakıp buraya gelmek zorundaydım.

Arabanın kapısını açıp dışarı adımımı attığımda sıcak hava yüzüme çarptı. İstanbul'un gri sokaklarından sonra burası bambaşka bir yerdi. Hava bile daha yumuşak, daha hafifti sanki. Ama içimde hâlâ o ağır boşluk duruyordu.

Bagajdan bavulumu çekerken annem göz ucuyla bana baktı. "Ne düşünüyorsun?"

"Hiç." dedim, her zamanki gibi.

Aslında çok şey vardı aklımda. Ama anlatacak olsam bile kimse anlamazdı. En azından ben öyle hissediyordum.

Yeni eve girerken içimi garip bir his kapladı. Yeni bir sayfa gibi görünüyordu burası. Belki de gerçekten öyleydi. Belki burada... her şey daha farklı olabilirdi.

Ama geçmişten kaçmak o kadar kolay değildi.


                                                                                 ...


Yeni okul, yeni insanlar, yeni kurallar... Hepsine sıfırdan başlamak zorundaydım. Gözlerimi devirdim. Sınıfa girerken herkesin beni süzdüğünü hissedebiliyordum. Alışkındım buna, yeni gelen her zaman dikkat çekerdi.

Sınıfta en arkada bir çocuk camdan dışarı bakıyordu. Geniş omuzları ve dağınık saçlarıyla biraz umursamaz bir havası vardı. Birkaç sıra önünde iki çocuk kendi aralarında konuşuyordu. Biri uzun boyluydu ve enerjik görünüyordu, diğeri ise daha sessizdi ama gözleri keskin ve dikkatli bir havası vardı.

Tam kendime boş bir yer arıyordum ki yanımda bir ses duydum.

"Yeni misin?"

Başımı çevirdiğimde, siyah kıvırcık saçlı bir çocuk gülümsüyordu. Gözleri sıcaktı, samimi duruyordu.

"Evet." dedim kısa bir şekilde.

"Elbette, tahmin etmesi zor olmadı. Özgür ben."

İlk defa biriyle konuşurken gerilmediğimi fark ettim. Özgür'ün rahat tavırları, benim kapalı kutu halimle tam bir tezat oluşturuyordu.

"Duru." dedim kısaca.

"Güzel isim." dedi gülümseyerek. 

Sadece nezaketen mi söylüyordu, yoksa gerçekten mi öyle düşünüyordu bilmiyordum. Ama garip bir şekilde, onunla konuşmak beni rahatsız etmiyordu.

Özgür, sınıftaki boş sıralardan birini işaret etti. "Gel, yanımda oturabilirsin. Yani eğer istemiyorsan sorun değil ama..."

Kelimeleri havada asılı kaldı. Teklifinden vazgeçmemişti ama beni zorlamak da istemiyordu.

"Olur." dedim ve çantamı sıranın kenarına bıraktım.

Tam oturacakken, sınıfın arka köşesinden gelen alaycı bir ses duyuldu.

"Ne çabuk kaynaşmışsınız."

Sesin sahibine baktım. Cam kenarında oturan, geniş omuzlu çocuk...

Bakışlarımız çarpıştı. Gözlerindeki küçümseme o kadar belirgindi ki, içinde boğulabilirdim.

Özgür hafifçe iç çekti, ama umursamaz bir şekilde omuz silkti. "Evet, bazı insanlar kolay iletişim kurabiliyor Kuzey. Garip değil mi?"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 07, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Soğuk TemasWhere stories live. Discover now