1. BÖLÜM 'Kayıp Şehir'

55 4 12
                                        

بسم الله الرحمن الرحيم

Bazen insan başını alıp gitmek ister. Kimsenin kendisine ulaşmamasını, herkesten uzak olabileceği, huzurlu, sessiz, sakin bir yer. Dünyadan kaçabileceği bir yer. Bir kaçış noktasına ihtiyacı vardır bazen. Benim bir kaçış noktasına ihtiyacım vardı. Ve bir kaçış noktam vardı.

Burası kimsenin uğramadığı, kimsenin gelmediği, tertemiz, huzurlu, sessiz, sakin bir yerdi. Buradan aşağıya bakınca bütün şehir görünüyordu. Bütün şehir ayaklarımın altında gibiydi. Burası bir şehir gibiydi. Kaybolmuş bir şehir gibi. Kayıp Şehir gibi...

Bugün hayattan kaçıp buraya gelmiştim. Sadece hayattan değil insanlardan, çevremden, dünyadan, ailemden, işlerimden ve en önemlisi de kendimden...

Ben Poyraz Karaman. Her fırsatta kendinden kaçan adam. Kaçış noktası Kayıp Şehir olan adam. Dünyadan kaçan adam. Kendinden nefret eden adam...

Bugün burada olmamın nedeni babamdı. İnsan babasına sinirli bir şekilde yaşayabilir mi? İnsan birine itaat etmekten nefret eder mi? İnsan hayattan soğuyup nefret eder mi? İnsan kendinden kaçar mıydı?

Evet. Bu soruların cevabı bana göre evetti. Hiçbir şey istemiyordum. Tek istediğim huzurdu ancak bana o kadar imkansızdı ki hiçbir zaman ulaşamayacaktım. Babama itaat ettiğim sürece huzuru değil tatmak yanından bile geçemezdim. Poyraz Karaman ve hayatı...

Tam 2 saat 16 dakika ve an itibariyle 35 saniye. Ben Poyraz Karaman. Yine buradaydım. Kaçış noktam Kayıp Şehir'de...

Burdan kimseye bahsetmemiştim. Ve kimseye bahsetmeyi düşünmüyorum. Burası benim sırrımdı. İnsan hiç çok sevdiği bir yerden bahsetmek ister miydi? Ben buradan bahsetseydim eğer merak edip burayı öğrenirlerdi. Ve bu benim hiç hoşuma gitmezdi. Burası benim kaçış yerimdi. Neden başkasıyla da paylaşayım ki?

Bugünün tarihi 13 Ekim'di. Ve 13 Ekim benim bir kez daha babama boyun eğemediğim bir gün oldu. Buna bir son vermem gerekiyordu,biliyordum. Fakat bildiğim bir diğer şey ise bunun için önceliğin kendim olduğuydu. Kendimle sorunum vardı. Ben kendimi sevmezsem, ilgilenmezsem, değer vermezsem sürekli ezilen biri olurdum zaten. Bu da imkansızdı ama. Benim kendimi sevmem, kendime saygı duymam imkansızdı...

Çalan telefonumu elime aldım. Oğuz arıyordu.

''Alo.''

''Oğlum nerdesin sen, neden telefonlarıma bakmıyorsun?''

''Geliyorum Oğuz. Biraz yalnız kalmak istedim sadece. Ne oldu?''

''Evde çikolata bitmiş. Gelirken ben ve Esra'ya çikolata al.''

''Tamam.''

Telefonu kapatıp oturduğum yerden kalktım ve oturmak için kayalığın üzerine serdiğim örtüyü alıp silkeleyerek katladım. Örtüyü bagaja koydum. Arabaya bindim ve yola koyuldum.

Bu kadardı yalnızlığım. Öküz süt kardeşim ve biricik kız kardeşimin çikolataya ihtiyacı vardı. Markete uğrayıp birkaç çeşit çikolata aldım ve eve doğru yol aldım.

Sıra geldi hiçbir şey olmamış gibi davranmaya. Çocuk oyuncağına yani. Poyraz Karaman iyi bir kukladır. Kimseye duygularını belli etmeyen, hiçbir şey olmamış gibi davranabilen, babasının ellerinde oynattığı basit bir kukla. Ve kimseye diğer tarafını göstermezdi, gösteremezdi. Diğer tarafımı kimse bilmiyordu ve bilmeyecekti. Bu da imkansızdı...

Arabayı park edip evin giriş kapısına ilerledim. Kapıyı çaldım. Bugün anahtarı evde unutmuştum. Bugün her şey ters gidiyordu zaten.

''Ben açarım.''

KAYIP ŞEHİR Historias para obsesionarse. Descúbrelo ahora