-birinci sayfa-
günlük tutmayı hiç becerememiştim, şimdi de beceremem. o yüzden sevgili günlük gibi salak bir giriş yapmayacağım. daha çok defter'den yanayım ben, daha hoş bence. sayfaya başlarken sana nasıl hitap edeceğimi bilmiyorum, sanırım selam melam garip şeyler söylerim. her neyse.
beni tanımana gerek yok. hafif sararmış olan kağıt yapraklarınla dert ortağım olacaksın sadece. 'bugün ali saçımı çekti.' gibi şeyler yazmayacak kadar büyüdüğümü bilsen kafi. sen beni tanımayacaksın ama en özelimi bileceksin, eğer bunları başkasına gösterirsen de bozuşuruz. senin görevin sır tutmak değil mi sonuçta?
bugün ne yaptıklarımı, neye şaşırdığımı ya da ne bileyim, bugün şundan hoşlandım yarın da bir başkası artık falan zırvalamayacağım sana. kısacası günümü anlatmaya gelmedim, ki bu da seni günlük olmaktan çıkarır. içimde büyüttüklerim, dışarı atmak istediklerim ve nicesi için varsın sen.
niye bu kadar üstüne düştün bunun deme, en başından anlatayım da sonra kendimi sorumlu hissetmeyeyim diye yazdım hepsini.
çok fazla konuşur ve başının etini yerim bazen. her zaman olmaz ama ne zaman olacağını da kestiremem. gitgelli biriyim maalesef.
şuan ne yazacağımı bilmiyorum, öyle ki paragraflarım arasında bir beş dakika düşünme molası veriyorum. yazma işine alışmam için çok vaktim var. kendimi hangi vakit rahat hissedersem o zaman anlatırım. çekindiğimden ya da utandığımdan değil yanlış anlama. sadece.. bir alışma zamanım vardır ve.. anlatmaktan korkmamam lazım. neyden bahsettiğimi anlamadığının farkındayım. biraz zaman sadece, zamanla anlayacaksın beni. belki anlamayacaksın gerçi ama en azından ben anlatacağım.
beni anlamamalarının sebebi anlatmamam olabilir aslında. samimi, aşırı yakın olmadığım sürece pek konuşamıyorum. yarım yamalak bir şeyler söylüyorum ve beni anlamalarını bekliyorum. halbuki beynim bile algılayamıyor konuştuklarımı. anlaşılma çabamın bencilce olduğunu biliyorum bu arada. ben kimseyi merak etmezken, nasılsın diye dahi sormazken beni anlayın şeklinde bir yakarışta bulunmam da saçma olur.
bilmiyorum çok karmaşık.
neyse ne, geç olmuş zaten. kafein damarım kabardı. terasta kahve içmeye gidiyorum.
kendine iyi bak ya da bakma, umrumda değil. dinlemiyorum seni diyecek halin de yok. sorun değil o yüzden.
e.
28/ 02.56
YOU ARE READING
d͟e͟f͟t͟e͟r͟
General Fiction[kısa hikaye, tamamlandı] beni tanımana gerek yok. hafif sararmış olan kağıt yapraklarınla dert ortağım olacaksın sadece. 'bugün ali saçımı çekti.' gibi şeyler yazmayacak kadar büyüdüğümü bilsen kafi. sen beni tanımayacaksın ama en özelimi bileceksi...
