Bölüm 1 - yüreğim meskendir aşka

7K 123 26
                                        




"Ne böyle senle ne de sensiz."

...

"Ne böyle senle ne de sensiz."

...

"Ne böyle senle ne de sensiz."

Elimdeki gitarı hızla sandalyeye fırlattım ve ayağı kalktım. Girişi bir türlü istediğim gibi yapamıyordum. Florya'da nezih bir restoranın solisti olarak çalışıyordum. Her gün yüzlerce insan beni dinlemek için buraya geliyordu. Akşam için büyük bir organizasyon almıştık ama ben şarkının girişini bile yapamıyordum.

Bir süre sandalyede duran gitarımı inceledim. Ellerimi belime koymuş gitara bakıyordum. Dışarıdan biri beni izlese deli olduğumu falan düşünürdü herhalde. Kendimle kavga etmeyi bırakmam gerekiyordu.

Gitarı elime alıp derin bir nefes vererek sandalyeme çöktüm.

"Ne böyle senle ne de sensiz. Yazık yaşanmıyor çaresiz. Ne bir arada ne de ayrı. Olmak imkansız hiç sebepsiz. Ne hayallerle ümitlerle. Mutlu olmaktı dileğimiz. Suçlu ne sensin ne de benim. Şimdi sensizim sen de bensiz."

"Bir an gelip de küllenince!!!"

Yüzümü ekşitip sesin geldiği yöne çevirdim başımı. Berat elinde minik bir poşetle salına salına bana doğru geliyordu. Çok iyi giden ritmimi bozduğu yetmiyormuş gibi bir de o karga sesiyle kulaklarımı tırmalıyordu.

"Yüreklerimiz dinlenince!!"

"Yeter Berat." dedim gitarımı bırakırken. "İnan daha fazlasına gerek yok."

Gülümseyip platformun merdivenlerini çıktı ve saçlarıma öpücük kondurup karşıma oturdu.

"Bugün de içimizi karartmaya yeminli misin?" dedi bir yandan elindeki poşeti açmaya çalışarak.

Poşeti açtığında havaya yayılan taze poğaça kokusu yüzümde minik bir gülümseme oluşturdu.

"Prensip olarak oynak şarkılar söylemiyorum." bir parça poğaçayı ağzıma atıp memnuniyetsiz yüz ifademi takındım. "Hem bu kadar rahatsızsan dinlemeye gelmezsin."

Bu imkansızdı. Berat benim tek ve en yakın arkadaşımdı. Her şeyin ilkini onunla yapar, her şeyi ilk ona anlatırdım. Geçen zaman bizi götle don yapmıştı ve ikimizin de buna şikayeti yoktu. Trabzonspor'a transfer olduğu gün şakır şakır ağlamış, gururdan günlerce uyuyamamıştım.

"Patronun sana akşam gelecek isimleri söylemedi mi?"

"Kim gelecekmiş?"

"Bizimkiler."

"Sizinkiler kim?"

Ağzına poğaça tıkmayı bırakıp boş boş suratıma baktı. Kafam karışmıştı çünkü uzun zamandır beynimi kullanmıyordum ve bir anda kullanmam gerekmişti. Error veriyordu.

"Alık mısın kızım sen?" kafama vurunca bakışlarım sertleşti. Sürekli bunu yapıyordu. "Milli takımın kaynaşma yemeği var. Mekan arıyorlardı ben de burayı önerdim. Zart diye de kabul ettiler."

Ağzım açık bir şekilde Berat'ın suratına baktım. Rezervasyon aldığımızı biliyordum ama milli takımın geleceğini bilmiyordum. En kötü günümde milli takımı mı ağırlayacaktık yani. Harika bir şanstı gerçekten.

"Sağ ol Berat. Çok erken haber verdin." Ayağa kalkıp üstüme dökülen poğaça tanelerini sirkelerdim. Ellerimi belime koyup Berat'ın da kalkmasını bekledim ama hiç oralı olmadığından omzundan dürtmek zorunda kaldım.

Begonvil || Barış Alper YılmazBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin