tanıtım

4 2 4
                                        

Hastane yine çok yoğundu Şırnaktaydım küçükken asker olmak istemiştim ama astımım olduğu için sağlıktan elenmiştim. Bende doktor olup askerleri tedavi etme hayaliyle tıp okuyup doktor olmuştum ve bu bölgeye gelmiştim annem asker olmak istediğimde sıcak bakmamıştı doktor olucağımı söyleyince çok sevinmişti okuyup bitirdikten sonra bu bölgede görev yapacağımı öğrendiğinde yüreğine iniyordu az kalsın çünkü burası teröristlerin saldırı haberleriyle sürekli haberlerdeydi. Bir şekilde ikna etmiştim ve burdayım.

Hastanedeki tek doktor şu anlık bendim yeni doktorlar gelicekti ama onlar gelene kadar sürünmeye devam edicektim anlaşılan ben. Kapı tıklandı sonrasında içeri Nazime teyze girdi çok tatlı bir teyzeydi tontiş tontiş ''Nazime teyzecim neyin var"

"Kızım gözüm kararıyor yeler ayaklarımın altından kayıyor"

"Tansiyonunmu çıktı yine" diyip onu sedyeye götürdüm oturtturdum ve evet tansiyonu düşmüştü Nazime teyze tansiyon hastasıydı tansiyonu iner çıkardı "Nazime teyze yine ilaçlarını almayı unuttunmu"

"Kızım valla bende anlamıyorum unutuyorum sonra bu hale geliyorum" o konuşurken ben de ilaçlarını yaptım ve bir hemşire çağırıp Nazime teyzeye eşlik etmesini istedim ve çıktılar öğle molası saati gelmişti kendimi esnettim kollarımı geriye atarak ve kalkıp kantine bilmem kaçıncı kahvemi almaya gittim 48 saatlik nöbetin 37. Saatindeydim gözlerim yanıyordu artık.

Kolidorda yürürken biriyle çarpıştım dengemi koruyamayıp geriye sarsıldı karşımdaki kişi de refleks olarak kolumu tutu "Önünüze bakmıyormusunuz" diye anlık sinirle patladım ve çarpıştığım kişiye baktım uzun boylu, kumral, yeşil gözlü ve yeni traşbolmuş gibi duruyordu tanıdık gelmişti hemde çok kalbimde bir sızı hissettim gözlerine bakarken o da gözlerime bakıyordu

"Ben özür dilerim fark etmedim kusura bakmayın" diye karşılık verdi benim çıkışıma ardından "Doktormusunuz?" Diye ekledi önlüğüm hala üstündeydi

"Evet doktorum" beni huzursuz eden birşeyler vardı bu adamda

"Dikiş aldırmaya gelmiştim ben" yani gercekten tam zamanında gelmişti başka zaman mı bulamamıştı ne dikişiydi acaba merak etmiştim asker olabilirmiydi ki

"Şu an öğle arasına çıktık maalesef aradan sonra gelebilirsiniz" çok acıkmıştım kahvaltı yapmayı sevmezdim öğle yemeği ve akşam yemeği yerdim tek ve en son akşam biseyler yemiştim yemek yemem lazımdı

"Beklemeye vaktim yok rica etsem hemen halledemezmiyiz" uzun bir süre baktım mümkün olmayan bişey istiyordu ama lanet gelsin içimdeki insan sevgisine kafamı salladım ve müdehale odasına doğru yönlendirdim

                            * * *

Elini uzattı adını bilmediğim asker "Pamir Şahin" bu isim kulağıma yabancı gelmiyordu 

Elini tutup "Ahu Harmanlı"  diye karşılık verdim. Tabiki bilemezdim onun geçmişim olduğunu ve onunla birlikte gelicek felaketleri. Sakin hayatımın sürükleneceği felaketleri... Belkide buraya hiç gelmemem gerekiyordu annem haklıydı. Hayat mücadelem yeni başlıyordu.

                              * * *

Bombalar parlıyordu hastaneyi kurşuna dizmişlerdi alevler her yerden çıkıyordu koşuşmacalar, bağırışlar, çığlıklat her yeri kaplamıştı koşuyordum ama ne tarafa nereye gittiğimi bilmiyordum "Koş Ahu" diyen ses kulaklarımdaydı hâlâ. Bir el ağzımı tuttu ve  kollarımla birlikte bedenimi tuttu beni çekmiştirmeye başladı bağırmaya çalışıyordum sesim çıkmıyordu çıksada kimse duymazdı. Hastanenin arka kapısından çıkıp bir araca doğru sürüklüyordu beni bir adam daha yardım etmeye geldi ben daha çok çırpınınca kafama birşeyle vurdular bilincimi kaybettim. Tek hatırladığım şey patlamalar çığlıklar yardım çağrılarıydı birde bana çaresizce bakan mavi gözler 

                              * * *

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Jul 15, 2024 ⏰

¡Añade esta historia a tu biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

 UÇUKHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora