Antarktika,milyonlarca yıldır sessizliğini koruyan,beyaz bir sonsuzluğun hüküm sürdüğü bir diyardı.
Fırtınaların şiddetiyle, yüzeydeki buz tabakaları çatırdarken, dünyanın geri kalanı bu uzak toprakların gizemini çözmeye daha hazır değildi. Ancak buzun altındaki karanlık derinlikler, insan gözünden saklı bir sır barındırıyordu.
Dr. Yekta Barın Demiralp, her zaman mantığın yol göstericiliğine inanmış bir bilim insanıydı. Antarktika'da yürüttüğü araştırmalar, yaşamın en ekstrem koşullarda bile var olacağını ispatlamaya yönelikti.
Ancak bu sefer işler farklıydı...
Yekta Barın Demiralp
Yeni araştırmalar için rastgele seçilen, Antartika'ya yola çıkan 5 kişilik bir gruptuk,
İnsanlığın önemini bilmediği bu yer benim için gizemlerle dolu bir diyar gibi geliyordu.
Bu gizemli diyarın sırlarını bulmak için Antartika'ya gelmiştik. Arabada sessizlik hakimdi taki Aybars bu sessizliği bozana kadar"Oğlum bu nasıl yol? Hoplayıp hoplayıp duruyoruz." Aybars aramızdaki en çapkınımızdı.
Ardından muhafazakarımız Haris konuşmuştu."Senin gittiğin yollarda sanki yol,hep karı kız peşindesin lan"
"Sende sözde imanına düşkün bir adamsın, geçende Miralp seni sarhoş getirmişti yanımıza."
"Bi kere Miralp serefsizi yeni kahve çeşidi buldum deneyin diyince bir yudum alıyım dedim, nerden bileyim beni yoldan çıkaracağını." Aybarsla Haris laf savaşına girmişken Miralpın sesi duyuldu.
"Lan kahve yok!" Diye bir bağırış koptu arabada. Miralp ise kahveye düşkün bir Karadenizliydi, düşkün demişken düşkün biraz az kalır bağımlıydı resmen. Ve sonra bir şey hatırlamış olacak ki arkasını dönüp Kaana bakmaya başladı ve yine bir bağırış
"Kaaaaann!"
"Siktin kulağımın zarını ne var?" Diyen Kaanında seside duyulmuştu nihayet, Kaanda sadece benimle iyi anlaşan ama diğerleriylede pek iyi anlaşamayan biriydi. Başlarına, lider olarak da beni seçmişlerdi.
"Lan benum sağa verduğum paketleru nağaptun?" Aslında sadece sinirlendiğinde oluşan şivesindende Karadenizli olduğu anlaşılırdı.
"Çöpe attım."
"Nağaptun?"
"Çöpe attım diyom ya!" Miralp gözlerini ayırmadan donuk bir şekilde Kaana bakıyordu.
"Baga girdi bizimki." Kaan masum bakışlarıyla bana bakıp, endişeli bir sesle
"Yektacım sen niye hiç konuşmuyorsun? Yaksa, bir yerin falan mı ağrıyor?" Endişeli ve masum bakışları onun hala içindeki çocuğun büyümediğinin bir kanıtıydı. Kaana cevap vermek üzereyken Miralpin sesi duyuldu.
"Kahve poşetiydu lan o, bir haftalik kahve içemicem mi ben şimdu?" Sinirli bakışları her dakka dahada artıyordu.
"Hayırlı yolda olan bir adamı, yoldan çıkartırsan böyle olur işte." Diye araya girdi Haris,
Kaan olayları daha yeni yeni kavramaya başlarken, masum ve ürkek bakışları bana döndü "Yektacım , senin yanın boş dimi, ben senin yanına doğru geliyorum olduğun yerde kal."
"Kaan senu yedum oğlum" diye bağıran Miralp, tekrardan kulaklarımızı açmıştı.
Konudan bağımsız olan Aybars dışarısını gözlerken gözleri bir şey görmüş gibi parladı
"Lan şurdaki sanki bir kıza benziyor."
Haris aybarsa dönerek
"Baslıcam şimdi kızına! Miralpın kahvesi kalmamış bir bok düşün, yoksa Kaan elden gidiyor."
Miralp adım adım yaklaşırken, Kaanda bana daha çok yaklaşıyordu.
YOU ARE READING
MÜHÜRLENMİŞ BEDENLER
Teen FictionAntarktika'nın uçsuz bucaksız beyaz örtüsü altında yatan gizemli bir sır, Türk bilim insanı Yekta Barın Demiralp ve ekibini çağırıyor. Araştırma sırasında keşfedilen kadim bir mühür, Yekta'yı başka bir dünyadan gelen Valeria Aliana Adams ile bağlar...
