SADECE BİR BİLGİ.
Açıklama: Korkularımız, duygularımız hatta belki de hislerimiz. Aslında biz bile bir sessizlikten ibaretiz,
şu an bu kitabın kapağını açtığınız anda burnunuza gelen o güzel kokuyu tarif bile edemiyorum. İşte o elinizde duran kitabın içerisinde hepimizden bir parça duruyor. Benim en büyük hayallerimden biri sizi Almila'yla tanıştırmaktı. Ve o gün geldi. Almilanın hayatı artık sizin ellerinizde. Umarım onunla iyi anlaşır ve güzel kalplerinizde ona da yer açabilirsiniz. Eğer bu kitap kendine bağlayabildiyse o zaman başardım diyebilirim, şu an elinde o kitabı tutan veya bizi destekleyen herkese minnettarım.
İyi okumalar...
GİRİŞ BÖLÜMÜ
11.12.2014 (Almila 7 Yaşında)
-kapkaranlık bir sokak. Çok sessiz, bir mezarlık kadar sessiz. Henüz 7 yaşında oyun oynamayı yeni
öğrenmiş olan ben. Evden ilk kaçtığım gece çiçekli çoraplarıma ayakkabı giymeyi bile akıl edememiştim. Neden o evden kaçtığımı anlayamıyordum. Belki de henüz anlayacak yaşa
gelmemiştim. Fakat bir şeyin çok farkındaydım. Bu kaçmalar asla son bulmayacaktı. Ve kendimi asla o
eve ait hissedemeyecektim.
11.12.2017 (Almila 11 yaşında)
-yine aynı ay, yine aynı gün ve yine aynı sokak. Neden yine kendimi bu sokağın ortasında bulduğumu anlayamıyordum. Veya anlamamak için çaba sarf ediyordum, iki katlı ufak ama çok güzel dekore edilmiş evlerin ortasında sanki birini bekliyormuş gibi etrafımı izliyordum. Bütün evlerin ışıkları sönmüştü. Ve herkes gözlerini duvara dikmiş uyumayı bekliyordu. En azından bu dediklerimden
emindim. Sokağın o karanlık boşluğuna bakakalmıştım.
Ve bir ses duymamla irkildim ve arkamı döndüğümde büyük ama çok tatlı bir köpekle karşılaştım. Ne kadar tatlı olsa da biraz gerilmiştim.
Fakat henüz 11 yaşında olmama rağmen aynı cümleyi yüzlerce kez tekrar ettim. "Hayvanlar onlara
zarar vermeyen insanlara karşı saldırgan değildir." Ve köpek bana bakmayı bırakıp duvar kenarına
yatığında o zaman söylediğim cümlenin ne kadar doğru olduğunu fark ettim. Bende sokağın o karanlık
boşluğuna bakmayı bırakıp köpeğin yanına gidip oturdum. Kafamı duvara yaslayıp köpeği izlemeye
başladım. Korkum biraz olsun geçtiğinde köpeğin kafasına elimi koyup sevmeye başladım. Oda bu
durumdan pek rahatsız değildi. Sonuçta onlarda sevilmeyi hak ediyor. Köpeği severken sırtında büyük bir yara izi fark ettim. Kim bilir canı ne kadar yanmıştır.
ben bunları düşünürken bir ayak sesi
duymamla gerildim ve etrafıma bakmaya başladım. Bir tane erkek çocuğu bana doğru gelmeye
başlayınca korkup hemen oturduğum yerden kalktım. Ve büyük ihtimale korktuğumu anlayan çocuk konuşmaya başladı. "Korkmana gerek yok. Evim hemen şurada oraya gidiyorum." Dedi ve sokağın en sonunda olan bir evi işaret etti. Ve çocuk benden büyük ihtimale 2 veya 3 yaş büyüktü. Ben bunları aklımdan geçirirken tekrar konuşmaya başladı. "Senin bu saate burada ne işin var?"dediğinde "bilmiyorum." Diyebildim sadece. Sesimin çok titrediğini fark etmem zaman almamıştı. Ve verdiğim cevapla çocuk sanki bana aptalmışım gibi bakmaya başladı. "Bak bu saate burada olman hiç iyi değil. Evine götürmemi ister misin?" dediğinde "yok kendim giderim." Dedim ve arkamı dönüp eve doğru
yürümeye başladım. Arkamdan çocuğun "dikkat et!" diye bağırdığını duyunca ona doğru döndüm. Ve
hala beni izlediğini görünce daha hızlı yürümeye başladım. Evimin olduğu sokağa yaklaşınca rahatlamıştım. Evden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyordum. Ve aileme belli etmeden girmem
gerekiyordu. Çünkü 7 yaşında bu olayı yaşadığımda beni götürmedikleri psikolog kalmamıştı. Ve yine
aynı şeyleri yaşamaya pek niyetim yoktu.
11.12.2024 (Almila 17 yaşında)
ALMİLA'NIN ANLATIMIYLA:
-"Almila artık odandan çıkmaya ne dersin?" diye annemin bağırmasıyla saatlerdir başında oturduğum
çalışma masamdan kalktım. Sırf onlar üzülmesin diye şu aptal üniversite sınavına çalışıyorum. Yoksa
benim ilerde yapmak istediğim işle asla alakası yok bu sınavın. Bu arada az daha unutuyordum ben
Almila Pektaş. 17 yaşındayım ve 12 sınıfım. Kendimle alakalı başka ne söyleyebilirim bilmiyorum. Ama burası benim kendi dünyam. Sende zamanla beni tanıyabilirsin diye düşünüyorum.
Telefon konuşması:
"Almila artık şu işi halletmeye ne dersin?" dedi anıl abi. Oda benim mutlu olmamı istiyordu biliyorum.
Fakat bu iş benim için yeterince zor. "Anıl abi korkuyorum!" dedim bir anlık korkuyla. "Bak Almila
korkman gerekmediğini sende çok iyi biliyorsun. Ayrıca zamanı geldi." Dediğinde haklıydı. Onları
bulmayı ben istemiştim. Beni neden doğar doğmaz hemen bırakıp gittiklerini öğrenmek istiyorum.
"Anıl abi zamanı artık geldiyse ben hazırım." Dediğimde anıl abi sanki bunu bekliyormuş gibi "2 saat sonra seni her zamanki Kafe'de bekliyor olacağım." Dedikten sonra telefonu kapattı.
Evet korktuğum doğru. Ama herkesin bir kırılma noktası vardır. Benimde o kırılma noktam ailem. Şu an içinde bulunduğum aileme minnettarım. Beni o kadar güzel büyüttüler ki. Onlara sahip olduğum için çok şanslıyım. Fakat bende merak ediyorum gerçek ailemi. Mesela gerçek annemin saçları da benimki gibi turuncuya yakın bir renkte mi? Veya babamın gözleri benimki gibi güneşe çıkınca parlıyor mu?
Her şeyi bir kenara bırakıp dolabımın önüne geçip ne giyebilirim diye bakmaya başladım. Ve aşırı elit bir kombin yapmaya karar verip gri eşofman ve gri tişört giydim. Saçlarımı yapmam bitince odadan
çıktım. Pek makyaj yapmayı bilen biri olmadığım için sadece ruj ve rimel sürmüştüm.
Odamdan çıktığımda babam yanıma geldi "Nereye
gidiyorsun haber vermeden bakalım. Ayrıca kahvaltıya da inmedin. Bir sorun yok dimi güzelim?" dedi babam başımı okşayarak. "Dışarıda bir şeyler atıştırırım. Okuldan kızlarla buluşacağız." Dediğimde annem garip bir bakış attı. "Almila anıl abi diye telefonunda kayıtlı olan kişi kim?" dedi annem bir anda. "Nasıl yani telefonumu mu karıştırdın Anne?" Dedim hayal kırıklığıyla. "Hayır geçen gün lavaboya gittiğinde aradı. O sırada gördüm." Dediğinde biraz olsun rahatlamıştım. Çünkü eğer şifremi öğrenip mesajlara girmiş olsaydı çok büyük hayal kırıklığına uğrardı. Sonuçta yıllarca beni büyüttü ve gerçek ailemi bulmaya çalıştığımı öğrenseydi çok yanlış anlayabilirdi. "Almila hala kim olduğunu söylemiyorsun?" Dedi babam gözlerimin içine bakarak. Onlara yalan söylemekten gerçekten nefret ediyorum. Ama başka çarem yok. "Ya size bunu anlatmalıydım biliyorum ama izin vermezsiniz diye korktum. O benim tiyatro hocam sayılır. Yani tiyatro hakkında sorunum olursa onu arayıp soruyorum. Kendisi yıllarını tiyatroya adamış biri." Dediğimde inanmış gibi duruyorlardı. "Nerden buldun bu adamı?" Dedi babam. "Eskiden bir Youtube kanalı vardı. Hatta 700k takipçisi vardı. Fakat sonra kapattı. Bende ona İnstagram dan ulaşıp sorular sormaya başladım. Buda bu şekilde ilerledi. Kendisi yurtdışında olduğu için Yüz yüze eğitim veremiyor maalesef." Dediğimde annem gelip bana sarıldı. "Almila her konuda seni destekliyoruz. Sadece üniversite sınavı zamanında kafan karışsın
istemiyoruz." Dediğinde kendimi o kadar kötü hissetim ki bunun hadi hesabı yok. Fakat yalan
söylemekten başka çarem yoktu. Umarım bir gün onlara gerçekleri sakince anlatabilirim. "Çıkmam
gerekiyor kızları çok beklettim. Ararım sizi." Dedim ve annemle babama tekrar sarılıp kendimi hemen
dışarı attım. Ayakkabımı giyerken bile ellerimin titrediğini hissetim. Yalan söylemekten gerçekten
nefret ediyorum. İçimin ne kadar acıdığını anlatamıyorum bile. İlk gerçekleri öğrendiğim an bir damla gözyaşı bile akmadı gözümden. Resmen bütün hayatım bir yalanın üstüne kurulmuş gibi hissetim. Ve şu an büyük ve uzun bir yol beni bekliyor. Henüz 17 yaşında eğlenmem gerekiyor ama ben sırf iki tane insan için hayatımı tehlikeye sokuyorum. Düşünüyorum aslında her gece. Neden annemle babam bana oturup gerçekleri anlatmadı diye çok düşünüyorum. Ama onlara da hak veriyorum. Sonuçta kim kızını karşısına alıp "senin gerçek ailen biz değiliz." Diyebilir ki?
~~~~~~~SON~~~~~~~
Okuyan herkese minnettarım. Umarım beğenmişsinizdir çünkü bu okuduğunuz kitabı bu yıl içerisinde artık elimizde tutabileceğiz ve her sayfasını koklayıp huzurlu hissedebileceğiz. Desteklerinizi bekliyorum❤️
YOU ARE READING
~Sadece Bir Bilgi~
Mystery / Thrillerİlk başta "SADECE BİR BİLGİ" ne demek onu araştıralım sonra kafamızın içindeki bütün bilgileri, sorunları bir kenara bırakıp kendimizi ve dikkatimizi kitaba verelim. Kitabın içinde olanları ancak o zaman anlayabiliriz; bende, sizde...
