Şehitler vurulunca değil unutulunca ölürler demişti babası aklının bir köşesine yazmıştı şehitler ölmezdi diye hiç aklının ucundan geçmiyordu babasını hain bir pusuda şehit vereceği.
O kara haber geldiğinde ağabeysine bakmıştı, ağabeyside kardeşine...
"Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar."
Mustafa Kemal Atatürk
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
06 Temmuz 1998 Hakkâri
Annesinin kucağında pembe kundağa sarılı olan bebeğe heyecan dolu bakışlara bakıyordu "Kardeşin Alpay..." diyen annesine bakmıştı annesi ise gülümseyerek oğluna bakıyordu "Kucağına almak ister misin?" dediğinde Alpay başını sallamıştı.
"Minicik bu anne..." dediğinde dudakları kıvrılmıştı "Hoş geldin ağabeyciğim" diyerek kardeşinin anlından öpmüştü "Ben ağabeyin... seni ömür boyu koruyacak kişiyim" Süreyya gülmüştü. Eşi Ömer askerdi görevde olduğu için kızının doğumuna gelememişti. Alpay kahve bakışlarını bir an olsun kardeşinden çekmiyordu.
Kapı açılmıştı yüzünde çiçekler olan birisi girmişti odaya, kapıyı kapattığında yüzünde olan çiçekleri çekmişti eşi Ömer'di. "Ömer!" dedi Süreyya heyecanla "Geldin..." dediğinde Ömer dolmuş gözlere eşine ilerlemişti eşinin kucağında pembe kundağa sarılı kızını yavaşça kolları arasına almıştı kahve gözlerinden süzülen yaşı aldırış etmemişti. Gülümsemişti "Geleceğim tabii hoş geldin aramıza Gökçe'm..." dediğinde Süreyya'ya bakmıştı. Ömer kızına ölen kız kardeşinin adını vermişti...
Ömer bakışlarını oğluna çevirmişti "Alpay, kardeşini asla yalnız bırakma tamam mı?" Alpay başını sallamıştı "Asla bırakmam ben kardeşimi heyecanla bekledim baba!" Ömer gülümsemişti "Sakın birbirinizi bırakmayın oğlum..." dediğinde Süreyya akan yaşlarını silmişti.
"Bugün bizim en mutlu günümüz ağlamayalım"
"Sen nasıl istersen sevgilim" dediğinde Ömer eşinin yanına oturmuştu, eşini anlından öpmüştü. "Hayatımın anlamları..." diye mırıldanmıştı.
25 Mayıs 2006 Hakkâri
Ömer üniformasını son kez düzeltmişti, düzelttikten sonra masada duran kahve tonlarındaki kutuyu alıp odadan çıkmıştı salonda ağabeysi ile televizyon izleyen kızının yanına gitmişti "Gökçe'm..." dediğinde, Gökçe mavi bakışlarını babasına çevirmişti annesi gibi masmavi gözleri vardı. "Efendim babacığım?" Ömer gülümsemişti önce kızının kahve saçlarını okşamış sonra kızının yanına oturmuştu. Elindeki kahve tonlarındaki kutuyu açmıştı.
"Bu ne baba?"
"Benden sana ufak bir hatıra diyelim ilerde anlayacaksın" dediğinde kutudan çıkardığı mavi kelebekli broşu kızının yakasına takmıştı. Gökçe bakışlarını yakasında duran broşa çevirmişti. "Gözlerim gibi mavi baba!" Ömer gülümseyerek sallamıştı başını. "Evet kızım gözlerinle aynı renk" dediğinde bakışlarını oğluna çevirmişti. "Oğlum... Alpay'ım senin hediyende odanda" Alpay heyecanla oturduğu yerden kalkıp odasına gitmişti yatağının üzerinde asker kostümü vardı. Heyecanla eline aldığı paketle tekrardan salona koşmuştu, "Baba! Bu çok güzel teşekkür ederim" diyerek babasına sarılmıştı. "Rica ederim yavru asker" Alpay elindeki pakete parıldayan gözlere bakıyordu.