Kulaklığımda çalan şarkı ile ayaklarımı aynı ritimde hareket ettiriyordum. Durakta dakikalardır oturmuş otobüsün gelmesini bekliyordum. Saat akşam üstü 06.00'dı. Antremandan çıkmıştım ve haliyle baya bir yorgundum.
Saçlarımı at kuyruğu biçiminde toplamıştım ama yanlardan birkaç tel çıkmıştı. Üstümde siyah bol bir tişört ve ona eş değer bir siyah pijama vardı.
Siyah rengini seviyorum. Tüm açıklığı kapatır gözler önüne serilmesini engellerdi.
Zaman biraz daha hızlı geçsin diye sosyal medya hesabıma girdim çünkü otobüsün gelmesine daha 20 dk vardı. İnstagram hesabıma girdim. Gizli bir hesabım vardı ve doğrusunu söylemek gerekirse takipçi sayımda baya bir azdı. Sadece tanıdıklar vardı. Bunlar eğitmenim, arkadaşlarım Ayza,Cansu ve Deniz, karşı komşum Çınar, Cansu'nun tanıştırdığı kuzeni Ceylan ve abisi Barın diğer kişiler ise bakmaya bile luzüm bulamadığım ancak saygısızlık olmasın diye takipten çıkmadığım kişilerdi. Toplasan 35-40 kişi ya vardı ya yoktu.
Cansu'nun son paylaştığı postu beğendim. Aslında attığı tüm postları beğenirdim. O da benim attığım hikayeleri beğenirdi. Onunla rastgele tanışmıştık aslında ve kısa sürede birbirimizi sevmiştik. O 23 yaşında, sarışın, ortalama bir kilo ve boya sahip, mavi gözlü biriydi ve bir kafede çalışıyordu.
Ben ise 23 yaşında, koyu kahve saçlı ama ona nazaran kahvenin en açık renginde gözlerim vardı. Boyum 1.72 ve kilom 62'ydi. Sayıca biraz fazla gözükse de aslında öyle değil. Uzun yıllardır yaptığım kickboks'tan dolayı karın kaslarım ve kol kaslarım oluşmuştu. Kol kaslarım pek belli etmese bile karnımın sertliği kas olduğunu belli ediyordu. Ve bu sayede kilom artıyordu.
Telefondan kafamı kaldırdığımda biraz uzakta olan otobüsü gördüm. Sırt çantamın küçük yerini açarak akbilimi çıkarttım. Otobüs tam önümde durunca akbilimi basıp arka taraftaki koltukların birine oturdum. Otobüs birkaç kişi haricinde boştu ama oysaki normalde nefes alamayacak kadar dolu olurdu.
Bu durumu umursamayarak başımı cama yasladım ve müziğin sesini sona verdim.
(...)
Otobüsten inmiş eve doğru yürüyordum. 10 dakikalık yürüyüşten sonra siteye vardım. 2 bloklu bir sitede oturuyordum. Lüks bir yerdi. Sadece sitede yaşayanlara giriş kartı verilirdi. Siteye girmeden önce büyük kapıyı aşmak için yan tarafta bulunan kart okutma yerine kartı okutmak gerekirdi. Kartımı okuttuktan sonra açılan kapıdan içeri girdim sağ tarafta bulunan binaya doğru yürüdüm.
Binaya vardığımda yan tarafta bulunan yere şifreyi girdim. Evet burda da güvenlik vardı her binanın kendine özgü bir şifresi vardı. Hatta isteyen kişiler kendi evlerini de şifreli kullanabiliyordu. Girdiğim şifre ile kapıdan çıkan sesten sonra kapıyı itip içeri girdim. Asansöre binip 4. Kata bastım.
Kapı açıldığında sol tarafta bulunan evime ilerledim. Anahtarla kapıyı açtım ve tam içeri girecekken bir ses duydum.
"Hare" Bu ses karşı komşum Çınar'ın sesiydi. Ona doğru döndüm. "Efendim" Elinde bir yemek tabak ile duruyordu. Üstünde gri bir pijama ve mavi bir tişört vardı. Tatlı bir çocuktu. Saçları kahverengi,sivri çene hatlı ve benden sadece 2-3 santim uzun biriydi. "Şey, akşam yemeği yapmıştım da sonra düşündüm ki sen şimdi antrenmandan dönmüşsündür ve yorgunsundur yemek yapma zahmetine girme diye yemek getirdim sana " Dedi Çınar. Hafif bir şekilde gülümseyerek ona doğru ilerleyip elinden tabağı aldım. Pilav ve fırında pişmiş tavuk yapmıştı.
Vayy yiğidim sen bu kadar yetenekli miydin?
Teşekkür ederek kendi evime geçtim. Kapıyı kapatmadan önce ona doğru "iyi akşamlar" Dedim. Derin bir nefes vererek "iyi akşamlar" Dedi. Kapıyı kapatıp tabağı mutfağa bıraktım. Hemen kendimi duşa atarak sıcak bir duş aldım üstüme siyah bir şort ve beyaz bir tişört alarak mutfağa geçip Çınar'ın verdiği yemeği yemeye başladım. Güzeldi .
Koçum, acaba sen masterchef'e mi başvursan maşşallah hayır yani tanımasam ev hanımı diyeceğim.
Yemeği yedikten sonra tabağı yıkadım ve bir köşeye bırakıp dişimi fırçaladım. Bedenimi uykudan daha fazla mahrum bırakmamak için kendimi yatağa attım.
(...)
Çalan alarma küfür ederek uyandım. Her zaman böyle olurdu. Sabahları asla erken uyanamazdım. Uykuya düşkün biriydim. Alarmı kapatarak telefondan saate baktım. 05.00'dı. Başımı yastığa gömerek kısa süre bekledim ve bıkkınlıkla yataktan kalktım. Elimi yüzümü yıkadım. Tuvalet ihtiyacımı giderdim ve dişimi fırçaladım.
Gri pijamamı ve beyaz tişörtümü giydindim. Saate baktığımda 05.25 olduğunu gördüm geç kalmıştım. Hızla mutfağa gidip su mataramı aldım ve ayakkabılarımı giyindim. Kapıyı kapatıp asansörü çağırdım. Her sabah koşu yaptırırdı canımm hocam ve eğer geç kalırsak daha fazla yaptırırdı. Cebimde çalan telefonumu aldım eğitmenim arıyordu.
"Alo, Hare Hanımın telefonu buyrun" Diyerek telefonu açtım. Karşı taraftan bıkkınlıkla nefes verildiğini duydum. "Yine yeni ve yeniden geç kaldın Hare" Dedi . "Biliyorum, biliyorum" Dedim. "Biliyorsan nerdesin Hare? " Dedi biraz sinirle. "Ay yoksa siz beni özlediniz mi geliyorum hemen geliyorum" Dedim."Çabuk" Diyerek telefonu suratıma kapattı. Gelen asansöre binerek aşağı inmeyi bekledim.
Eğitmenimi seviyordum. 33 yaşında, koyu renk saç ve koyu renk gözlere sahipti. Vücudu gelişmiş ve iriydi. Onunla uzun yıllardır tanışıyorduk. Sol gözünün bitiminden 1 cm ilerisinde bir çizik bulunuyordu. Çizik küçük bir parmak boyutundaydı. Bir bıçak yarasıydı biliyordum çünkü o tetikçi olduğu için böyle işlerle çok burun buruna geliyordu. Tetikçi olduğunu biliyordum. Ve bildiğim halde iletişimimi kesmiyorum. Çünkü o beni yıllar önce karanlığın içinde bana uzattığı eliyle bir umut ışığı olmuştu. O bana ailemden daha çok ailem olmuştu. Herkes beni bıraktığında o yanımda durmuştu herkes bana saldırdığında o beni korumuştu.
Asansörden indikten sonra hızlı adımlarla siteden çıktım ve koşmaya başladım. Otobüs durağına yaklaştığımda giden otobüsü gördüğümde içimden küfürler savurdum. Arabam sanayide olduğu için toplu taşıma araçlarına bir haftadır muhtaçtım. Akıllı saattimden saate baktığımda 6 olmasına çok az kaldığını gördüm.
Hay ben böyle işin taa öldürecek beni öldürecek
Hızla koşmaya başladım. Koşuya başlayacağımız noktaya kadar koşmaya başladım. Sabah saatlerinde dışarıda sadece işe giden insanlar olduğu için şanslıydım. Akciğerimin söndüğünü düşündüm çünkü içimde bir ateş yanıyordu. Nefesim kesilmeye başlamıştı. Tüm gücümle koşmaya aksamadan devam ettim. Sonunda koşu noktasına vardığımda eğitmenimi gördüm. Gri bir pijama takımı giymişti.
Tam önünde durduğumda elimi dizlerime katıp eğildim. Nefesimi dizginleştirmeye çalıştım. Alnımda oluşan teri elimin tersiyle sildim ve derin bir nefes vererek doğruldum. Saatine bakarak " 1 saat tam 1 saat geciktin" Diyerek gözlerini kısarak bana baktı. "Yani? " Diyerek açıklama yapmasını bekledim. Bacaklarım titriyordu. "Yani her zamankinden 15 tür fazla koşacaksın" Dedi. Açılan ağzıma nispeten " NE? " Diyerek bağırdım. "Ölürüm ama ben " Diyerek kendimi acındırmaya çalıştım.
Hayır yani tamam uzun yıllardır yapıyoruz bu sporu ama bu kadarına da anasının şeyi yani
"Umrumda değil, zaten geç kalarak ölmüş oldun " Dedi umursamaz eğitmenim. "Ama o zaman benim gibi hem tatlı ,hem seksi, hem güzel bir öğrenciniz bir daha olmaz ki" Diyerek altan altan ona baktım. Gözlerini çevrede gezdirerek kıstı. " 15 turun üstüne 5 tur daha eklenmesini ister misin? " Oflayarak koşmak için yerimi aldım ve başla dediği anda koşmaya başladım.
Herkese selamlaaaaarrrrrr
Bu yeni kurgum, büyük bir içtenlik ile yazdım.
Yorumlarınızı paylaşabilirsiniz
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere wattpad'de kalın dkkdkdkd💕
YOU ARE READING
KARANLIK HARE
Teen FictionBir tetikçi tarafından yıllardır eğitilen Hare B. girdiği maçlardan madalya ile çıkar. Birgün asıl mesleği tetikçilik olan eğitmenine bir teklif gelir. Yer altının karanlık sahibi olarak bilinen birini öldürmek karşılığında 2.5 milyon dolar verilice...
