Öncelikle bu satırları okuyan herkese çok teşekkür ederim. Bu yazdığım ilk kurgum değil ama yayınlayacağım ilk kurgum olacak. Bu yüzden destek ve yorumlarınız benim için çok değerli. Bugün sizlere yazdığım kitabın tanıtım bölümüyle geldim. Umarım beğenirsiniz.
...
Dışarıda yoğun bir şekilde kar yağıyordu. İçimden şuan dışarı çıkıp yağan katın altında sabaha kadar dolaşmak geçiyordu. Ama biz şuan oturmuş babamı bekliyorduk. Biraz sonra olacaklardan habersiz bir şekilde.
Babam saatlerdir odasında biriyle konuşuyordu. Bizden ise hazırlanmamızı istedi. Hepimiz salonda oturmuş onu bekliyorduk. Babamın kapısı birden açıldı ve içeriden soluk soluğa babam çıktı.
"Kahretsin geliyorlar!"
Annemin bunu duymasıyla yerinden fırlayıp koşarak üst kata çıkması bir oldu. Bende hemen peşinden koşarak üst kata çıktım. Annemin nerde olduğunu tahmin etmek zor değildi. Koşarak annemle babamın odasına girdim. Annemin odanın içinde durmadan biseyler aradığını görünce hemen yanına gidip ne olduğunu soracaktım ki elinde gördüğüm silahla yerimde kalakaldım.
Annem odaya girdiğimi hala fark etmemiş olacak ki kendi kendine konuşup duruyordu. Ne dediğini anlayamıyordum çünkü ben hala o silahın neden Annemin elinde olduğunu sorgulamaya çalışıyordum.
Annem varlığımı daha yeni hissetmiş gibi birden arkasını dönünce göz göze geldik. Gözlerinde tek bir duygu dışında başka hiçbir duygu yoktu. Gözlerinde sadece korku vardı. Sanki herşeyini kaybetmekten, herşeyini bırakıp gitmekten ama en çokta gözlerinde ölmekten korkan bir ifade vardı.
Anneme doğru yaklaşıp "anne neler oluyor?"diye sordum. Annem sanki beni duymuyormuş gibi tekrar odanın içinde bişeyler aramaya başladı. En sonunda dayanamayıp Annemi kolundan tutup kendime çevirdiğimde ağladığını gördüm. Annemin bu hali beni de korkutmaya başladığı için bende ağlamaya başladım. "Anne neler oluyor?"diye sorumu tekrarladım.
Annem artık ayakta durmayacağını anladığında yavaşça yere çöktü. Bende onunla beraber çöktüm. "Baban"dedi gözyaşlarının içinde sonra devam etti. "Bir davaya bakıyordu. Bu dava ona bugüne kadar gelmiş en büyük davaydı. Aylarca bu davayı araştırdı. En sonunda davayı çözecek kanıtlar buldu. Bu da bir şekilde o adamların kulağına gitmiş. Bu yüzden babanın peşindeler. Dava hakkında bende pek bisey bilmiyorum babanı biliyorsun ona gelen dosyaları kimseyle paylaşmaz. Babanı defalarca aradılar, eğer o kanıtları onlara vermezse onu ve ailesini öldürmekle tehdit ettiler. Ama baban önceki davalarında da böyle tehditlere maruz kaldığı için pek takmadı başlarda. Ama tehdidin şiddeti artmaya başladığında daha doğrusu baban bişeyleri anladğında ise çok geçti çünkü adamlar çoktan babanı öldürmek için yola çıkmışlardı bile."bunları duyduğum an beynimden vurulmuşa döndüm. Babamı öldürmek istiyorlardı. Hayır,hayır! Hepimizi öldürmek istiyorlardı. Soyumuzu kurutmak istiyorlardı. Geriye tek bir kanıt veya şahit bırakmak istemiyorlardı. Evet tam olarak istedikleri buydu. Peki ya mert onuda mı öldürmek istiyorlardı?
Hemen anneme döndüm "bişey yapamaz mıyız? Polise haber verelim o da olmazsa kaçalım. Hiç kimsenin bizi bulamayacağı bir yere gidelim olmaz mı?" Bunları söylerken gözlerimden akan yaşların şiddeti daha da artmıştı."biz gidemesek bile en azından mert'i-" Annemin beni kendine doğru çekip sıkıca sarılmasıyla ağlamalarıma hıçkırıklarımda eklenmişti. Ağladım, daha önce hiç ağlamadığım kadar çok ağladım. İçimde ki bütün zehri akıttım. Annem benden ayrıldı ve elinde ki silaha bakmaya başladı. Ne yapacağını anladığım için ikimizde aynı anda sertçe yutkunduk.
Annem elinde ki silahı benim avuçlarıma bıraktığında "yapamam," zaten zor çıkan sesim bunu görünce daha da kısılmıştı. "Anne ben bunu kullanamam." Bunu dememle Annem başını hızlıca iki yana salladı "zorunda kalmadığın sürece bunu kullanmayacaksın."dedi elimdeki silaha bakarken "biz babanla-" Annem cümlesini tamamlayamadan araba sesleri gelmeye başladı. Annem hemen "Mert'i al ve üst kata çık."dedi. Bunu bana söylemesine rağmen gitmedim. Hareket dahi etmedim. Başımı kaldırıp anneme baktığımdaysa bana yalvarırcasına baktığını gördüm.
Annemin çaresizliği yüzünden okunuyordu. "En azından siz kurtulun mert daha küçük bari o yaşasın."diye yalvarırcasına konuşunca dayanamadım ve odadan hızla çıkıp bir alt kata indim seslerin geldiği yöne doğru gitmeye başladım. Salona girdiğimde Mert'in koltukta etrafına ürkek bakışlar atarak oturduğunu gördüm. Yanına hızla giderek "ablacım korkma tamam mı? Bişey yok."diyerek bir nebze olsun rahatlamasını sağladım. Mert korkarak "bu sesley ne abla?"diye sordu. Araba seslerinin daha da yaklaşmasıyla "mert ablacım bunları yukarıda konuşsak olur mu?"diye sordum. Mert fazla sesten nefret ederdi, katlanamazdı. Gelen arabaların seslerinden de belli olduğuna göre baya fazlaydı. Mert hemen başını salladı. Elimi tutarak "tamam"dedi. Üst kata çıkan merdivenlere geldiğimde babamı gördüm.
Gözlerinde hüzün vardı. Son vardı ama sonsuzluk yoktu. Benim babamın gözlerinde herzaman sonsuzlukta olurdu ama bugün o sonsuzluk yoktu gözlerinde. Tükenmişlik vardı annemin gözlerinde de olduğu gibi korku vardı babamın gözlerinde ama en çokta son vardı. Dayanamayıp yanına gittim ve ona sıkıca sarıldım. Babam kokumu içine cekti. Anlımı öptü, yanaklarımı öptü ve "Bütün sesler susana kadar etrafın güvenli olduğunu anlayana kadar odadan çıkmayın, aşağıya inmeyin her ne olursa olsun tamam mı?" Babam yüzüme öyle bir baktı ki sanki son bakışıymış gibi, sanki bir daha bakamayacakmış gibi. Sonra kollarımdan tutup beni sarstı ve kendime gelmemi sağladı"tamam mi?"diye tekrar sordu. Başka seçeneğim olmadığını bas bas bağırıyordu gözleri "tamam"dedim sadece. Sonrası ise kıyametti, kıyamet...
...
Aslında bu ilk bölümden bir kesitti yani bu kısmı ilk bolumdede okuyacağız sizce nasıldı?
Fikirlerinizi bekliyorum umarım beğenmişsinizdir <333
