Alarm çalarken gözlerimi ovuşturarak uyandım. Sabahları inanılmaz gergin olan ben bu sabah o kadar bitkindim ki alarmı bile kapatacak gücüm yoktu. Dün bütün gece ders çalışmıştım çünkü sınavlardan kalmamam gerekiyordu. Zor da olsa yataktan kalktım ve tuvalete gittim.
Gördüğüm manzara ise bir canavardan ibaretti. Kumral dalgalı saçlarım sağa sola dağılmıştı, yeşil gözlerimden sadece baygınlık akıyordu. Burnumun üzerindeki yatay ve büyük, beyaz yara izi göz altlarımın morarmasından dolayı daha belirgindi. O sırada abim bana seslendi. "Selen! Geç kaldık!" Nasıl ya? Daha bir saat vardı, koşarak telefonumu kontrol ettiğimde ise tamamen yanıldığımı gördüm. Dersin başlamasına on dakika kalmıştı. Hemen banyodan çıktım ve elime geçen şeyleri hızla üzerime geçirdim. Aynaya baktığımda bunun siyah askılı bir crop, beyaz bir ceket ve gri bir eşofman olduğunu gördüm. Kendi kendime kızarken çantamı da aldım ve merdivenden ikişer ikişer inerek arabanın başında bekleyen abimin yanına koştum. Benim bu halimi görmek onu gülümsetse de çok sorgulamadan arabaya bindi.
Ben de yolcu koltuğuna bindiğimde arabayı çalıştırdı ve okula doğru yola çıktık. Beş dakika sonra ders başlarken okula girdik. Ben abimi beklemeden içeri koşarken ceket bir omzumdan düşse de umursamadım ve sınıfa tüm hızımla daldım. Başarmıştım, öğretmen gelmemişti. Nil arka sıralarda beni beklerken gülümseyerek yanına gittim. Bana bakarken gözünü devirdi ve klasik cümlesini söyledi. "Günaydın uykucu." dedi. Ben ona sersem bir şekilde gülümserken sırt çantamı arkamdaki sıraya bıraktım ve sıranın üstüne oturdum.
Bana doğru eğildi ve kısık bir sesle konuşmaya başladı. "Yeni dedikodular var." dediğinde ayaklarımı bağdaş yaptım ki bu seni dinliyorum, demekti. O da bunu bekliyor olacaktı ki kocaman gülümseyerek anlatmaya başladı. "Okula yeni transfer öğrenciler varmış. Biri üç diğeri dördüncü sınıfmış ve herkes çok yakışıklı olduklarını söylüyor." dediğinde gözlerini devirme sırası bendeydi. "Bende elinde güzel dedikodular var sanmıştım Nil. Bu mudur yani? Bu okuldaki kızlar her gördükleri erkeğe yakışıklı diyor." dediğimde haklı olduğumu söyleyerek mırıldandı.
"Ama bir şey daha var. Evleri sizin mahalledeymiş. Size ne kadar yakınlar bilmiyorum ama çok uzak da olamazlar." dediğinde bu başkası için şaşırtıcı olabilirdi ama benim için önemsiz bir olaydı. Biz konuşmaya devam edecekken öğretmenin sınıfa girmesi ile sıralarımıza geçtik. Dersin neredeyse tamamında uyudum ve çalan zil ile uyandım. Bütün gece uykusuz kalmak tamamen saçmalıktı ama sınavları geçmek için yapmam gerekmişti. Nil ile kantine yürüdük ve o sırada havadan sudan konuştuk.
Uzun bir sıra olmasına rağmen kaynak yaparak araya kaynadık. İki kahve aldıktan sonra birini Nil'e verdim. O da benim gibiydi ama onun sebebi uykusuzluk değil tembellikti. İkimiz kenardaki banklardan birine geçerken "Pekala, bu sabah bu mükemmel kombinini neye borçluyuz?" diye sorduğunda gülümsedim. Bu sırada çoktan bankta bağdaş kurmuştum. Kahvemi sanki şarapmış gibi kaldırdım. "Sınavlara." dediğimde o da kahkaha atarak benim kahvemle tokuşturdu ve büyük birer yudum aldık. O sırada okulun bahçeye açılan kapısından bir kalabalık girdi. Bakışlarımız çıkan gürültü ile oraya döndüğünde ise daha önce hiç görmediğime emin olduğum bir oğlan ile göz göze geldim.
Kahverengi ortalama boyda saçları vardı. Uzun bir boyu, atletik bir vücudu vardı ki bir sporla uğraştığının kanıtıydı bunlar. Sert yüz hatları vardı ama yakışıklı olduğu inkar edilemezdi. Hafif bronzlaşmış teni sarı gibi gözüken bal rengi gözlerini daha da ortaya çıkarıyordu. Saçları o kadar dağınıktı ki haftalardır taramadığına inanacaktım. Demek yeni öğrenci oydu. Yanında da ona fiziken çok benzeyen başka bir oğlan vardı.
Ondan sadece birkaç santim kısaydı. Gözleri birbirine ne kadar benzese de bu oğlanın gözleri biraz daha koyu renkteydi. Ve aralarındaki en büyük fark onun sarı saçları olmasıydı. Bu yeni iki oğlan tüm ilgiyi üzerlerine çekmişlerdi anlaşılan. Hemen yanında ise bu dünyada en gıcık kişi olduğunu düşündüğüm muhteşem şahıs vardı. Melis siyah saçlarını savurarak onun uzun olan oğlanın dibinde yürüyor, gereksiz her şeye kahkaha atıyor büyük ihtimalle iki oğlandan birini ekilemeye çalışıyordu. Erkeklerin hepsine hayran, kızların hepsine düşman olduğu için benimle sürekli kavga ederdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Komşum
Genç KurguGeçmişinde yaşadıklarından sonra hayatını daha yeni düzene sokan Selen, kendini motosikletine ve abisine adamıştır. Ama bu düzeni yıkacak kişi yanlarındaki eve yeni taşınan motosikletçi oğlandır. Selen her ne kadar uzak kalmaya çalışsa da kader onla...
