Karanlık gecenin altında, herkes alışkın oldukları alandaydı. Gürültülü müzik yüzünden kimsenin ne konuştuğu anlaşılmıyor, konuşmalar alandaki gürültüyü artırmaktan başka işe yaramıyordu. Son model arabalar ve onların motor sesleri ise müziğe eşlik eden ayrı bir detaydı.
Yarış pistine ve çevresine doluşmuş olan kalabalık kendi aralarında eğlense de herkesin gözü bugün sahaya sahip olan iki takımın üstündeydi; South Team ve Team Black. İki takım da baş yarışçıları haricinde tüm ekibiyle sahadaydı. Son kontroller ile ilgilenilirken South Team lideri Sean hem teknik ekibi kontrol ediyor hem de Team Black ile herhangi bir sorun çıkmaması için ağırlığını koyuyordu sahaya.
Team Black'in lideri Black ise Sean'e karşılık her zaman sunduğu yayvan gülümsemesi ile kendi takımının başındaydı. Herhangi bir kavga çıkması Sean'in başını ağrıtsa bile Black için sorun olmazdı, çoğu kavgayı da yaptığı tahriklerle Team Black başlatırdı zaten. Black, Sean'in yüzünü dağılmış hâlde görmeyi seviyordu.
Yarışlarda başı çeken bu iki takımın liderinin arasındaki sorunun kazanılan ya da kaybedilen birkaç yarıştan fazlası olduğu aşikar olsa da kimsenin bu konu hakkında pek bilgisi yoktu. Yarış alanında ikisi arasındaki gerginlik her zaman hissedilse de bu konu hakkında hiçbir şey konuşulmamıştı, konuşulacak gibi de durmuyordu. İkisinin yarışçılarının en iyiler olmaları ise lütuf muydu yoksa lanet miydi, ikisinin gözünde bunun sonucu farklı noktalara ulaşıyordu.
Yükselen bas müzik alandaki adrenalini de artırırken baş yarışçıların alana girmesi bekleniyordu artık. Uğultular git gide yükselmiş ve yarış alanındaki kalabalık, tribünler ardına alınmaya başlamıştı. Herkesin birbiri üstüne iddia koyduğu para yuvasının tekiydi yarış sahası.
Kendi üstünden iddia oynanmasını ve kazandıktan sonra aldıkları ilgiyi ise iki takımın da yarışçıları çok seviyordu, kaybetmek iki taraf için de söz konusu değildi. Birlikte yarıştıkları her zaman ayrı bir seyir keyfi sunuyorlardı izlemeye gelenlere. Bu yüzden bugün alan daha bir doluydu ve sahanın yöneticisi bu doluluğu özel balkonundan büyük bir zevkle takip ediyordu.
Son anonslar yapıldı. Sahaya ilk giren yarışçı Team Black'in baş yarışçısı Ray oldu. Siyah suit yarış kıyafeti içinde her zaman olduğu gibi göz dolduruyordu. Onun sahaya girmesiyle birlikte dört bir yandan çığlık ve tezahürat sesleri yükseldi. Ray'in yüzündeki gülümseme büyüdü ve etrafını selamladı. Tezahürat sesleri Ray'in egosunu okşamaktan başka işe yaramıyordu.
Neredeyse 5 yıldır bu işlerin içindeydi ve son 2 yıldır takımının baş yarışçısı konumundaydı. Bu seslere o kadar alışmıştı ki, ilk başladığında hissettiği heyecanı unutur hâle gelmişti son yarışlarında. Tabii ki destekçileri olmasını seviyordu ama dediğim gibi, ego tatminiydi bu onun için. Yarışlar genellikle para için yapılan işlerdi ama Ray'in parası oldukça fazlaydı, ailesi bilindik bir aileydi. Ray ise parasını bu pistte ezmeyi tercih ediyordu.
Ray takımının yanına ulaştığında Black ile ufak bir selamlaştı ve bir sigara yaktı, arabasına yaslandı. Gözü önce rakip takımın alanına kaydı, istediği bedeni göremeyince az önce kendinin çıktığı kapının yanındaki kapıya çevirdi bakışlarını. Rakibinin oradan geleceğini biliyordu. Sırıttı ve sigarasından bir nefes daha çekti. Bu yarışın kazananı kim olursa olsun Ray'in aklındaki isteği gerçekleşirse, gecenin kazananı kendi olacaktı.
Kapı açıldı, South Team'in baş yarışçısı Sand göründü. Çığlık ve tezahürat furyası tekrardan başlarken Sand ciddiyetini çok bozmadan hafifçe selamladı onun için orada olanları ve takımının yanına ilerledi. Sean'in yanına vardığında takımın diğer bir üyesi olan Mew Sand'e yavaşça yaklaştı ve Sand'in beyaz suit yarış kıyafetinin hafif kıvrılmış yakasını düzeltti.
