Yüzüme çarpan serinlik uyanmama sebep oldu. Uykumu almışım. İlk defa daha fazla uyumak istedim. Sırtımı geri atıp gerinmek istedim. Ama bir anda saplanan acı buna izin vermedi. Bir anda her şeyi tekrar hatırladım. Üstümdeki adamın kokusunu,nefesini.. Eve gelişimizi, duş alışımı, sırtımdaki pansumanı..Alistair'i... Baş ucumdaki çalar saate baktım. Daha saat altıydı. Ama hava kapalı olduğundan gece gibiydi. 1-2 saate güneşin yüzünü göstermesini umut ettim. Uzun beyaz ceketimi geceliğin üstüne geçirdim. Saçlarımı özensizce topladım. Pofidiklerimi giyip aşağıya indim. Lidya etrafta yoktu.
Mutfağa doğru ilerlerken salondaki büyük koltukta yatan Alistair'i farkettim. Sağ kolunu alnına koymuş uyuyordu. Tüm gece orada uyumuş olmalıydı. Parmak ucuma basa basa salondaki dolaptan yumuşak battaniyelerden en büyüğünü seçtim. Örttüm anca yetmişti. Parmak ucunda açık mutfağıma doğru ilerledim. Kısık sesle sabah haberlerini açtım.Bir teşekkür kahvaltısı hazırlamalıydım. Mümkün olduğunca sessiz hareket etmeye çalışıyordum.
...Alistair...
Hera 'nın kalktığını hissettim. Minik adımlarla yanıma geldi. Battaniyeyi üstüme örttü. Sanki benim üşüme gibi bir ihtimalim mi vardı?! Kendine has bir kokusu vardı. Daha önce almadığım ama bana tanıdık gelen bir kokuydu. Portakal ve tarçın karışımı bir şeydi.
Mutfaktaki minik şaklabanlıkları çok komikti. Poposuyla buzdolabını kapattı. Yumurtaları sallayıp kulağına yaklaştırıp dinledi. Sanki bir şeyler duymayı bekler gibi.. Müthiş bir ustalık ile salatalık ve domatesleri doğradı. Portakalları sırayla koklayarak seçti. Özenle sıktı. Arada bir bana bakmayı ihmal etmiyordu. Son tostu da havada çevirdikten sonra bir zafer gülüşü yaptı. Sanırım hazırdı. Bunca hazırlık için kalkma vaktiydi.
....Hera...
Eveet .. Müthiş kahvaltı sofram hazırdı. Çok da sevimli olmuştu. Ups! Portakal suyu için bardak koymayı unutmuşum. En üsteki dolabı açtım. Parmak ucunda yükseldim. Ve bardağa ulaşmaya çalıştım. Ama benden önce biri iki bardağı kaptı. Arkamı döndüm ve yine bir çift lacivert göz ve ek olarak çarpık bir gülümseme..
_ Teşekkür ederim. Oturmaz mısın? Çay mı kahve mi ?
_ Çay lütfen.
İlk defa evimde bir misafir ağırlıyordum. Sevmiştim bu hissi. Çok fazla konuşmasa da arada bir konuşmama eşlik etti. Havadan sudan muhabbetler yaptık. Ailesi sehir dışındaymış ve buraya çalışmaya gelmiş. Yeni açılan Big Mac 'de çalışmaya başlamış.
... Alistair...
Kendimi çok fazla açıklamak bana huzursuzluk verse de sorularına cevap vermeye çalıştım. Gözleri parlıyordu sanki küçük bir çocuk gibi. Çok saf,çok narindi. Ailesi olmadan büyümüş birine göre kendine güveni vardı. Ben sormadan her şeyi anlatmıştı.
Vancouver 'da sabah haberlerinde son dakika !! Yeni açılan bir barda ölü bulunan iki gencin kimliği daha belirlenemedi. Birinin boynu kırılarak diğerinin de karnına saplanan cam parçası yüzünden öldüğü saptanan cinayet için soruşturma devam ediyor..
...Hera....
Haberi izledikten sonra kafamı çevirdim. Alistair beni izliyordu. Ne tepki vermeliydim? Benim yüzümden iki adamı öldürmüştü. Tek kelime etmeden tabağımı alıp lavaboya yöneldim.Korkunç bir olaydı ve suçlu bendim. Ne yapmalıydım? Aramızda bir sır olarak kalabilirdi belki de..
Gömleğine kan bulaşmıştı. Sanırım benim yüzümden olmuştu.
_ Bu halde işe mi gideceksin?
_ Şey galiba evet çünkü yanımda başka bir kıyafet yok.
_ O zaman beni takip et.
Birlikte yatak odasına çıktık. Büyük bir gururla dolabımı açıp en büyük mavi erkek gömleğini seçtim.
_ İşte bu! Sanırım sana olur.
YOU ARE READING
Skeur
Teen FictionHera, üniversiteli bir gençtir. Hayata tek başına tutunmaya çalışır. Hayatında pek fazla insan yoktur yeni insanlarla tanışmayı pek sevmez. Tâki otostop çektiği arabadaki gence kadar...Daha önce hiç görmediği içine kapanık fazla sakin bu genç kimdi...
