giriş

4.1K 137 41
                                        

Gözlerimi yarım yamalak araladım. Alarm sesi yastığımın altında çalmaya devam ediyordu. Elim uyuşuk haraketlerle telefonuma uzandı. Sesini kısmak ya da ertelemek gibi bir şansım da yoktu. Çünkü onu son 15 dakikada 3 kez yapmıştım zaten. Eğer biraz daha oyalanırsam geç kalırdım. Telefonumun sesini kestim.

Üzerimdeki ince örtüyü kenara devirdim. Yaz kış örtüyle yatan bir insandım. İncesi kalını fark etmiyordu. Üşümesem bile sarılıp öyle uyuyordum.

Yatakta doğruldum. Dizlerime kadar sıyrılan pijamamı düzeltirken "Abi!" diye seslendim. Aşağı kattan herhangi bi cevap gelmedi. Çoktan çıkmıştı demek ki. Aile şirketinin hukuki işleriyle ilgileniyordu kendisi. Ve çok despot bir patronu olduğu için erken gitmek zorundaydı.

Gözüm yanıma koyduğum telefonumdan saate kaydı. Ve faltaşı gibi açılmalarına engel olamadım. Alarmı umduğumdan daha fazla ertelemiştim. Bugün okula geç kalacaktım ve büyük ihtimalle abimden azar yiyecektim. O korkuyla aniden yerimden fırladım.

°°°

Hazırlanmam uzun sürdü. Süslenmeyi severdim. Makyajımı bitirip aşağıya indiğimde abimin benim için hazırladığı kahvaltıyı gördüm. Bir de salatalıkları kalp şeklinde dizmişti şapşik şey. Sırf onun emeğini heba etmemek için sofraya oturdum. Başka bir şey yüzünden değildi canım.

Çay içemedim. Isıtmaya vaktim yoktu. Ama onun dışında her şey güzeldi.

Kahvaltımı keyifle yaparken annemin şu an burada olsa dillendireceği şeyler aklıma geldi ve keyfim kaçtı. "Onu yeme Hilal! Bu sende ödem yapıyor. Yediğine dikkat et biraz. Dışarıda bizi temsil ediyorsun. Melek'e bak ne güzel fiziği var!" diye diye başımın etini yiyordu sürekli.

Melek benden 2 yaş küçük kardeşimdi. Ve annemlere göre her şeyin doğrusu ondaydı. Onunla kıyaslanmadığım bir konu bile bulamazdı kimse. Ailenin altın çocuğuydu.


Annem Canan çok kontrolcü bir kadındı. Her şeyime karışırdı. Babamda sesini çıkarmaz ben hiç yokmuşum gibi davranırdı. Çoğu zaman katıldıkları etkinliklere beni dahil etmezlerdi bile. Onlar için varsa yoksa Melek'ti. Cemiyetten ve iş hayatında pek çok kişi Alparslan Kavasoğlu'nun başka bir kızı olduğunun farkında bile değildi. Onlar beni sosyal yaşamdan uzaklaştırırken aynı zamanda ben de onlardan uzaklaşmıştım. Fikirlerimiz uyuşmuyordu çünkü.

Ben kendimi seviyordum. Fiziğimin kötü olduğunu düşünmüyordum. Meleğinki kadar iyi değildi ama kilom için yeterli özeni gösteriyordum bence. Yüzümde çok çirkin değildi. Sadece anneme göre daha fazlası gerekliydi. Daha daha daha daha fazlası...

Vaktimin çoğunu abimle geçirirdim. Asıl karakterimin oluşmasında etkili olan kişi abim Orhan'dı. Ayrıca kendisi bu ailede bana insan gibi davranan tek kişiydi. Bu yüzden sürekli kaçıp kaçıp onun yanına gelirdim. Özellikle son iki yıldır onun evini mesken edinmiştim. Eve gidince azar yiyeceğimi bilsem hatta oda hapsine maruz kalacak olsam bile yanına gelmekten bıkmazdım.

Burada kendimi özgür hissediyordum. Şu an yaptığım kahvaltı bile bunun kanıtıydı. O olmasaydı yalnızlıktan kafayı yemiş bir halde olurdum. Muhtemelen. Ya da değmeyecek insanlar için çabalayıp olmadığım bir karaktere bürünürdüm.

Son bir salatalık daha alıp ayaklandım. Sandalyenin üzerindeki çantamı kapıp kapıya doğru ilerledim. Vestiyerden gri kapüşonumu alıp dışarı fırladım. Şimdi ana caddeye varmam bile baya sürecekti. Bir de iki saat taksi bekleyecektim. 'Keşke her şey dizilerdeki gibi olsaydı.' düşüncesiyle koşmaya başladım. Anlaşılmıştı. Bugün iki posta azar yiyecektim.

KÖTÜ KIZLAR DA AĞLAR // Gerçek AilemWhere stories live. Discover now