Soğuk hava tenime çarparken yaprakların çıplak ayaklarımdan dolayı çıkarttığı sesler beni daha çok geriyordu.
Gözlerimden akan yaşları elimin tersiyle sildim, gecenin karanlığında hiçbir şey belli değildi.
Ormanda nereye gittiğimi bilmeden yol alıyordum, özgürlüğüme karışmıştım ama sanki özgür değildim.
İleriden bazı fener ışıkları gördüğümde içimdeki panik duygusuyla ağlamaya başladım, adımlarım yavaş yavaş durdu. Birkaç adamın seslerini duydum, "Şu tarafa bakın!" Diye seslendi içlerinden biri.
Beni bulmaya mı çalışıyorlardı? Onun adamları mıydı?
Bilmiyordum.
Adım sesleri yaklaştığında yumruklarımı sıkabildiğim kadar sıkıyordum, tırnaklarım avuç içimi acıtsada umrumda bile değildi.
Yüzüme gelen fener ışığı ile gözlerimi kıstım, yüzümü buruşturdum.
"Amirim, burada biri var!" Arkasından uzun boylu, kalıplı bir adam gelmişti. Bana silah doğrulttuklarında panikle ellerimi kaldırdım.
Amir olduğunu anladığım adam bana doğu yürüdü, yaklaştığında yüzüne bakabilmek için hafifçe başımı kaldırdım.
Korktuğumdan dolayı iki adım geriye doğru atınca o da durdu.
"Korkma, bir şey yapmayacağız. Çok kötü gözüküyorsun, bizimle gel." Sesi bana güven vermek istercesineydi.
Yutkundum, kafamı iki yana salladım.
İnanmıyordum, güvenmiyordum. Birkaç saniye yüzüme baktı, derin bir nefes verip elini bana uzattı. "Gelmezsen eğer burada ölürsün. Bu ormanda bir katil arıyoruz. Yinede sen bilirsin." Sesi az öncekine göre soğuklaşmış, düz ve umursamazdı.
Gitmekten ve güvenmekten başka bir çarem olduğunu sanmıyordum. Bana uzattığı elini tuttum.
"Orkun, siz buraya bakmaya devam edin ben gelene kadar." Dedi, emir veren ve otoriter bir sesle.
Orkun denen adam ona baktı, başını salladı.
Polis arabasına binmeden önce üzerinde olan ceketi çıkarttı, benim omuzlarıma doğru bırakıp ben bir şey diyemeden arabaya bindi.
Afallamam sona erdikten sonra arabaya bindim.
Kolları çok uzun geldiğinden hızlıca kollarını düzelttim, rahattı. Burnunumu çekip gözlerimi sildim.
Arabayı sürmeye başladı.
"Ne işin var senin gece gece burada? Hemde bu şekilde." Dikiz aynasından bana bakıp yola döndü.
Sesi merak eder gibi değilde sanki sormak zorundaymış gibiydi.
Derin bir nefes aldım, gözlerim tekrar dolunca yutkundum.
"Kaçtım." Diyerek mırıldandım.
Kaşları çatıldı, çehresi fazlasıyla sertti. Kemikli bir yüze sahipti.
"Anlamadım?" Gözlerini yoldan ayırmadı.
Bir şey söylemedim, zorlamadı.
Ben kaçmıştım... özgürlük için.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bölümün sonundan merhaba...
Sevdiyseniz oy vermeyi ve yorum atmayı unutmayın lütfen.
Diğer bölümde görüşmek üzere! ♡
YOU ARE READING
Tufeyli
Teen FictionYeni bir gizemin içine düşen bir adam... ve yolun sonu belli olmayan bir hikaye.
