🥀⚘️
05/04/2001
Uzun zaman sonra ilk defa huzurluydu
Asya. İlk defa sabah erken kalkmamıştı mesela...
Bugün babasının izin günüydü. Babası Mustafa, onu yine erkenden kaldırıp antrenman yaptıracaktı ama Gökçe ile sert bir kavgaya düşmüşlerdi sabah sabah. Gökçe "Bırak kızı bir kerede dinlensin, uyusun." demişti. Mustafa "Yok ya, ben uyuyor muyum da o uyuyacak. Ben kalktıktan o da kalkmak zorunda." demişti. O bir süre onları izlemiş sonra yatağına geri yatmıştı . Gökçe arkasından şaşkın şaşkın bakmış, "bu çocukta senin tıpatıp aynı'n." demişti.
Annesi ve babası şimdi bankın bir köşesinde oturup konuşmaktaydı.
Asya'nın mutluluğunun bir sebebi daha vardı. Mesela şuan karşısında ona doğru gelen bir Bozkurt ailesi vardı. Bir de ona bakıp gülümseyen bir Atsız...
Hemen ayaklandı Asya. Koşarak Atsız'ın yanına gitti. Mustafa, Asya'nın bu sevincini anlamış olacak ki ayaklandı. Bu Atsız denen çocuğu bir türlü sevememişti. Asker arkadaşı olan Ali ' nin elini sıkmayacağı anlamına gelmezdi tabi. Tertibine doğru yürüdü. Dostça el sıkıntılar,dostça sarıldılar birbirlerine. Eşleri de çoktan muhabbete koyulmuştu.
O sırada Asya ,Atsız kum havuzuna doğru götürmek le meşguldü. Çünkü Atsız bir milim dahi yerinden oymnamamakta kararlıydı. " Atsız hadi noğlur gel oynayak . Atsız hadi noglurrr," dedi Asya. Atsız böyle ikna olmayacaktı belliydi. Atsız çekiştirmeyi bıraktı. Atsız dengesini kaybetti tam düşecekken Asya tekrardan kolundan tutup düşüşünü yavaşlattı. "Şimdi "dedi üstün bir ifadeyle "benimle oyun oynayacak mısın? Tek kelime,"dedi .
Atsız alık alık baktı karşısındaki kıza. Beline kadar gelen simsiyah saçları vardı Asya 'nın. Saçları iki yanından sımsıkı örülmüş. Yüzüne düşen perçemleri hafiften kıvrılmıştı.
Gözlerine baktı Atsız. Siyah gizleri vardı Asya'nın . Uzun ,upuzun kirpikler ve incecik simsiyah kaşlar . Küçücük, bicimli bir burun ...
Üstünde büyük ihtimal ablalarından birinin olduğu belli olan , pembe, üstünde Minnie Mause olan ,bol ve dizlerine kadar uzanan bir tshirt vardı.
Altında bol paça, dizlerinin bir , iki parmak aşağısına kadar uzanan hafif eskimiş yada sabahtan beri yerlerde sürünmekten solmuş, gri bir şort vardı.
Şort girdiğinden dolayi açıkta kalan dizilerindeki yeni yeni kabuk tutmaya başlamış yaraları göze çarpıyordu. İnce uzun bacakları vardı Asya'nın . Zayıftı zaten. Yaşıtları gibi değildi...
Asya'nın ayaklarına baktı Atsız. Yeniydi ayakkabıları. Bembeyazdı.
"Neeeee!"diyebildi Atsız.
" Diyorum ki , tek bir kelime evet yada hayır birini de."
"Demezsem!"
"Döverim " dedi Asya. Evet döverdi. Atsız düşünmeden"Tamam, sen kızma Avcı. " dedi yerden kalkıp üstünü başını silkelerken, "Ne oynuyorduk?"
Asya ellerini sevinçle birbirine vururken aynı zamanda etrafında dönmeye başladı.
"Hadiii" dedi sevinçle . "Gidelim ,gidelim ,gidelim..."
"Tamammm" dedi Atsız. "Hadi gidelim. Gidelim de oyun oynayalım. " dedi alayla.
Asya ,Atsız 'ın elini tuttu . Kum havuzuna doğru yürüdüler.
Kum havuzunda bir tek Zemheri vardı.
Üç yaşında olan Zemheri 'nin de ablalari gibi siyah,gür ve uzun saçları vardı. Minik bedenini sarmalayan pembe, üstünde beyaz çiçekleri olan , dizlerine kadar gelen bir elbise vardı.
Onunda Asya gibi simsiyah gözleri vardı. Minicik bir burnu ve yuvarlak bir yüzü vardı.
"Apaaaa" diye bağırdı Zemheri. İncecik çocuksu bir sesi vardı .
YOU ARE READING
ASYA
General FictionKim kızına bir kıtanın adını koyar ki ? Hele de o kıta acı ile iç içe ise... Mustafa koymuştu. Dördüncü kızına Asya demişti. Ama konulan ada dikkat edilmeli. Konulan ad kaderdir derler . Asya o kıtanın kaderini yaşayacaktı. Hayatı acıyla , göz...
