OYUN

280 66 85
                                        

Merhabalar efendim:))

Öncelikle birkaç açıklama yapıp ondan sonra girişe geçmemizi istiyorum.

İlk olarak OYUN kurgusu, benim ilk kurgum olmasıyla birlikte tamamen eğlence ve yazmayı sevmem üzerine üretilmiş bir içeriktir.

Edebi açıdan diğer kitaplarımla kıyaslanamaz. 15 yaşında yazdığım daha sonra yayından kaldırdığım ama içime sinmediği için tekrar yayınlamaya karar verdiğim bir kurgu.

İlk yazdığım zamanın üzerinden yıllar geçti, bazı yerlerini unuttum, kurgu defterini kaybettim hatta bazı yerler kafamda tamamen oturmadı ama dediğim gibi, yazmazsam hem kafamdaki evrene hem katakterlerime hem de 15 yaşındaki kıza ayıp olurdu.

Bunların bilincinde olarak okumanızı rica ediyorum. Bu kitabımı beğenmezseniz hesabımdaki diğer kurgularıma göz atabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim.




🪷



GİRİŞ:

Emanet


Kimilerimiz için gelecek, kimilerimiz için geçmiş olan fakat her ne olursa olsun bundan çok da uzak sayılmayan bir zaman diliminde; merkeze çok uzak, dağlık alanda bulunan, çorak bir arazi keşfedildi. Durmadan yağmur yağdığı hâlde toprağının verimsiz, havanın daima nemli, ulaşımın zor olduğu bu yerleşim yerinin çok uzun bir süre sahibi olmamış fakat en sonunda medeniyet buraya da uğramaya karar vermişti.

İnsanlar önce azınlıklar halinde buraya yerleşmeye karar vermiş olsa da, birçoğu yapacak bir iş bulamadığından kısa bir sürenin ardından tıpkı geldikleri gibi sessizce gidiyorlardı. Medeniyet önce eşikten adım atıyor, sonra tekrar gözlerden kayboluyordu.

Yine de bu durum hep böyle sürmeyecekti. Sonunda bu verimsiz toprakların üzerinde kalıcı insanlar yerleşmeye başladı. Önce bir kişiydiler, sonra beşe daha sonra ise yüzlercesine dönüştüler. Burada yaşamak demek tamamen dış bir dünyaya bağlı kalmak demekti, burada hiçbir şey üretilemezdi fakat bir sebep vardı ki, insanları kendisine çekmeye başlamıştı; bu toprakları en az insanlar kadar devlet de istemiyor, yalnızca bir masraf olarak görüyordu. Zamanla azınlıklar kalabalıklara dönüştü, kalabalıklaşan gruplar ise aileler kurup şehri inşa etmeye başladılar. Zamanla devlet kaçaklarının da en uğrak mekanına dönüştü.

Önceleri burayı beğenmeyen insanlar artık devleti şehirlerine sokmak istemeyecek hâle gelmişlerdi. Ama her şeyden önce buraya bir isim verdiler; Sarna Daviera Averris.

Azınlıklar kayboldu, yerini soylu aileler aldı. Şehri birlikte kuranlar soylu aileler, sonradan gelen yerleşimcilerden daha fazla hak iddia etmeye başladılar. İşte o zaman bu anlaşmazlıklar giderek büyüdü ve yerini önce grup kavgalarına, sonra silahlı çatışmalara, en sonunda ise kanlı bir savaşa bıraktı.

Savaş bazen yıkım demekti, bazen de o yıkımın enkazında yeşermeye çalışan umudun tohumları. Bazen kaybedişti, bazen de vazgeçiş. Bazen galibiyet demekti, bazen zaferin getirdiği sevinç. Bazen o galibiyete sahip olmak için geride bıraktıklarımız demekti.

Ve bu savaş asıl hikâyenin yıllar öncesiydi.

Sarna Daviera Averris şehrinin en soylu iki ailesi, Versa'lılar ve Nika'lılar. Fakat bu savaş birinin değil, iki grubun da sonunu getirecekti.

Bir savaş tek bir kavga ile başlayabilirdi bazen, bazense onlarca ölüme rağmen o savaş başlamazdı.

Bazen gücünü göstermek isterdin bir savaşla, bazen de savaşmak zorunda bıraktırılırdın.

OYUNStories to obsess over. Discover now