Yerler kıpkırmızıydı, kan içindeydi her yer. Midem bulanmıyordu, çünkü görevimdi bu. Adam öldürmek. ''Bu taraftan!'' O ses kimden ve nereden gelmişti? Beni bulmuş olabilirler miydi? Ama bu tarz olaylara alışkın olduğumdan kaçmanın bir yolunu bulmuştum. Fakat beni nasıl bulmuşlardı ve kimler bulmuştu? İşimi iz bırakmadan yapmaya özen göstermiştim ve bu konuda becerikliydim. Cesetleri saklayarak zaman kaybedecek kadar aptal değildim ve hemen ortalıktan toz oldum. DNA bırakmadığıma emindim. Çünkü gerekli önlemleri almıştım. Olay yerinde kamera da yoktu. Bu işi neden yaptığımı düşünüyor olabilirsiniz. Ailem küçükken beni terk etmiş ve bana kimse sahip çıkmamıştı. Tahmin edeceğiniz üzere o ukala zenginlerin şımarık çocuklarından değildim ben. Onların aksine cesur ve soğukkanlı bir kızdım. Hiç bir zaman beni koruyacak bir ailem, başımı sokup ısınabileceğim ve karnımı doyurabileceğim bir evim olmamıştı. Bu işi şikayet etmeden ve neden yaptığımı merak mı ediyorsunuz. Söyleyeyim. Ben de bunu yaparak para kazanıyorum. Evet, kulağa pek hoş gelmiyor. Hatta hiç hoş gelmiyor. Ama buna mecburum. Çocukken yaşadığım travmalardan ve sokak hayatından sonra böyle bir hayatı bırakamam. Peki neden cinayet? Aslında diğer mesleklerde de girişimde bulundum. Fakat beni kabul etmediler tabii ki. Kim evsiz ve görmemiş birini çalıştırmayı kabul etsin ki? Şuan görevim olan bu pislik görevi nasıl buldum onu da anlatayım. Aslında tam olarak ben bulmadım. Ayağıma geldi. Sokakta -yani evimde- dolanırken bir adam yanaştı yanıma. Diz altına kadar uzanan parlak siyah bir ceketi vardı. Siyah şapkası ve siyah gözlükleri vardı. Gizli bir ajan gibi görünüyordu adeta.
Boğazını temizleyerek kalın bir sesle ''Bakar mısınız?'' diye seslendi. Bana seslendiği apaçık belliydi ama anlamaz gözlerle adamı süzdüm ve ''Bana mı seslendiniz?'' diye sordum. Gizemli adam onayladığını belirtmek için hafifçe başını öne eğdi. ''Buyurun bayım, nasıl yardımcı olabilirim?''
''Sokakta mı yaşıyorsun?'' deyince anlamaz gözlerle baktım. ''Sana bir teklifim olacaktı.'' dedi. Merak ettiğimi o da anlamış olmalı ki anlatmaya başladı. O anlattıkça daha da korkuyor ve belli etmemeye çalışıyordum. Anlayacağınız üzere -tahmin etmek zor değil- benden katil olmamı istiyordu. Paraya gerçekten ihtiyacım vardı ve bu görevi kabul ettim. Adam beni siyah lüks bir limuzine bindirdi ve elime bir anahtar uzattı. Soran gözlerle bakınca ''Senin evin.'' diye mırıldandı. Daha bir kan bile akıtmamışken evimi vermişlerdi bile. Üstelik her leşte para da alacaktım.
Zamanla alıştım ve ustalaştım. Zaman geçtikçe işimi daha profesyonel yapıyordum ve dolayısıyla daha fazla para kazanıyordum. Bazen düşünüyorum da yaptığım şey pislikten başka bir şey değil. Ama yapmam gerekiyordu. Bu benim hayat damarımdı. En son işlediğim cinayetin kurbanı Bay Richard'dı. Bay Richard, ülkenin önemli iş adamlarından biriydi. Her cinayet riskliydi ama böyle tanınan isimlerin kurbanım olduğu cinayetler çok daha tehlikeliydi.
YOU ARE READING
VİOLETTE'İN SIRLARI
Teen FictionAna karakter Violette'in gizli kimliğini korumak için girdiği savaşlar ve kendini içinde bulduğu macerlar.
