ağryan belimle zar zor da olsa yataktan doğrulmayı başardım. yatakta öylece ağrayan belimle duruyordum. biraz hayatı sorguladıktan sonra kaltım ve dolaba doğru ilerledim
dolaptan elime gelen ilk kıyafeti üzerime geçidim. daha sonra aynanın karşısınına geçtiğimde gözümün altının mosmor olduğunu gördüm. çünkü dün gece uyuyamamıştım sürekli telefona bakmıştım. çok kötü görünüyordu masamın üzerindeki kapatıcıyı elime alıp göz altıma sürdüm. az da olsa kapanmıştı. hmen yerine koyup saçlarımı taramadan at kuyruğu yaptım ve çantamı alıp aşşağıya indim.
babam tam da o sırada "ışıl kızım kahvaltı hazır" dedi. bende gecikmeden "tamam baba geliyorum!" dedim. genelde sabahları kahvaltıya anneler çağırır değil mi? ama benim babam çağırıyordu.. çünkü annem vefat etmişti..
daha ben küçükken aslında annem vefat ettiğinde ben 13 yaşındaydım yani çok da küçük sayılmazdım ama nedense nasıl öldüğünü ve neden öldüğünü bilmiyordum tek bildiim annemin mükkemmel bir kalbe sahip olmasıydı.. her cuma günü annemin mezarına ziyarete giderdim ve orda babama söyleyemediğim şeyleri anneme söylerdim..baksanıza annemi mezarda bile rahat bırakımıyordum;) bu düşünceleri bir kenara bırkıp mutfağa doğru ilerledim ve mutfağa girdiğimde yine babam masayı donatmıştı.. benim için yapıyordu çünkü biliyorduki annemin sabah yaptığı kahvaltıları çok severdim..
ama annem vefat ettiğinden beri sabah kahvaltılarında sadece çikolatalı ekmek ile zeytin yiyordum oda babamı kırmamak için... Babam "kızım kahvaltıya otursana" dedi "hayır baba yemiycem sadece çikolatalı ekmeğimi alsam yeter ha bir de bugün geç gelicem çünkü annemin mezarına ziyarete gideceğim." babam üzgün bir ifadeyle cevap verdi.. "tamam kızım sen bilirsin" dedi. çikolatalı ekmeğimden bir ısırık aldım... (çok uzatmak istemiyorum o yüzden direkt okuldan giriş yapacağım)
okulun merdivenlerden yukarı çıkmaya başladım. taki bir çocuk bana çarpana kadar çarptığı gibi dengemi kaybedip düştüm kendimi tutmasaydım yuvarlanacaktım ve büyük bir ihtimal beyin kanaması geçirirdim..ABARTMIYORUM!!
HEMEN AYAĞA KALKIP ÇOCUĞA BAĞIRDIM "SEN NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?!!" çocuk arkasını döndüğünde umursamaz bir ifadeyle "ne olmuş görmeyende uçurumdan attım sanacak seni" dedi. nasıl bu kadar rahat olabiliyordu.. çıldıracaktım "insan bir özür diler!" benim yaşlarımdaydı erkekti ve içimden bizim sınıfta olmaması için içimden dualar sıralıyordum "özür dilerim prenses bir dahakine dikkatli olacağım" dedi ve arkasına bakmadan gitti. böyle insanlardan neferet ediyordum sinirli bir şekilde çantamı alıp sınıfa çıktım..
ilk dersimiz fizik di diğer fizik hocamız istifa etmişti ve kimse nedenini bilmiyordu okul müdürü kimseye söylememişti.. ben bunları düşünürken bir anda içeriye 1.80 boylarında bir adam girdi yakışıklıydı.. ben hariç bütün sınıftaki kızlar ona bakıyordu.. bu normal bir bakış değildi aşıklardı veya hayranmış gibi bakıyorlardı. onlara bakıp göz devirdiğimde hoca hepimize "oturun" dedi. yerime oturup defterimi açtığımda içine bir şeyler karalamaya başladım. tam o sırada hoca "evet arkaşlar bugün okulumuza yeni gelen öğrenciği tanıtıracağım sizlere evet oğlum kendini tanıtabilirisin" dedi. o sırada başımı kaldırıp baktım. bakmaz olaydım.. bu o çocuktu merdivende bana omuz atan salak çocuk. sinirle başımı önüme çevirdim. ve o anda kendisini tanıtmaya başladı. "Merhaba ben akın demir 22 yaşındayım.boyum 1.82 " dedi bıkkınlıkla o an iztemsizce bunları duymuştum. ve tekrar başımı kaldırıp akını incelemeye başladım;uzun boylu kumral bir erkekti...çok yakışıklıydı.. oh hayır ben neler düşünüyordum böyle ama itiraf etmem gerekirse yakışıklı ve kaslıydı. bütün kızların aşık olduğu o tip bir erkekti.. yemyeşil gözleri vardı şimdiden gözlerini sevmiştim bile..
YOU ARE READING
ÇÖZÜLMEMİŞ DAVALAR
Teen FictionBir anlığına delirdiğimi düşündüm.. Yasemin.. bu yıllar önce öldürdüğüm kızdı ve karşımda duruyordu...
