ZEHİRLİ DİKENLERİNİ BANA BATIRMA

54 4 2
                                        

"Eyvah yakalanmıştım!" Ona gerçeği söylemenin çok geç olduğunu o an
farkettim.Onun beni istememesini benden nefret etmesini istemiyordum...
İçimden kendi kendime konuşurken kalbimin atışları hızlanıyordu o anki şokla bir anda koşmaya başladım nereye koştuğumu bilmeden. Daha önce hiç bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum. Altımdaki bu dar etekle koşmak bu karlı kış gününde hiçte iyi olmamıştı...

Hala koşuyordum adım sesleri giderek yaklaşıyordu, duyabiliyordum. Adım sesleri kulağımdan uzaklaşmaya başlamıştı, taki çıkmaz sokağa kadar. İstanbul'un bu sokaklarından nefret geldi. Bi ara duvara tırmanmayı düşündüm saçmaladığımın farkına arkadan gür bir erkek sesiyle duymamla farkına vardım.
"Yakaladım seni güzelim" demesiyle kalbim dahada hızlı atmaya başladı.
Ondan kaçmak mümkün değildi zaten, 190 boyunda o güzel siyah saçları arasında gezinen koyu kahverengi saçları yapılı vücudunu tamamlıyordu resmen. Siyah gömleği ve dar paça pantolonu botlarıyla uyumu yakalamıştı.
Ben ona dalmışken bir anda gözlerini gözlerime dikti, öylece bakakaldım, beni incelediği belliydi.

Ben ise 168 boyunda uzun koyu kahverengi Saçlarım siyah dar eteğim ve kırmızı boğazlı kazağım beni dünyanın en güzel kadını gibi hissetiriyordu. Converslerim yıpranmış,koyu renkli makyajım kaç gün önceden kalmaydı bilmiyordum, tek bildiğim şey onu çok sevdiğimdi "Tabiki daha farkına varmamıştım"
"Biliyorum çok yakışıklıyım bana öyle bakma gözlerin alev alıyor" demesiyle içimdeki sesler beni korkulu tir tir titreyen vücudumla yalnız başıma bırakmıştı.

Hem ne alakaydı şimdi anlamışmıydı yoksa yanaklarımın alevlendiği gibi gözleriminde alevlendiğini.
Benim üzerime doğru yavaş ama aceleci adımlarla yürümeye başladı. O yaklaştıkça beni içine çeken kanının kokusu ölücekmişim gibi hissetiriyordu, hiçbir insanın kanının kokusu bu kadar etkileyici olamazdı. Kanı, kendisi gibi büyüleyiciydi.

Biraz daha ilerledikten sonra tam önümde ayaklarımız karşı karşıya birleşik bir şekilde duruyordu ellerini duvara yaslamasıyla beni kollarının arasına sıkıştırması bir oldu, yüzündeki ifade ne soğuk ne sıcak bir bakıştı anladığım kadarıyla benden bir cevap bekler gibi duruyordu.
"Bak,her ne gördüysen yanlış bir anlaşılma" "lütfen bana inan" dedim.Resmen saçmalamıştım nesi yanlış anlaşılmaydıki onun gözlerinin önünde az kalsın birinin kanını emmek üzereydim ama Bana inanmak zorundaydı her ne kadar yalan söylesem de onu kaybedemezdim.
"telaşlanınca daha tatlı oluyorsun biliyorsun değil mi?" Dedi ve ekledi "Terlemiş gibisin bir yere acelen mi vardı yoksa spor mu yaptın" " E tabiki spor yaptın,o kadar fastfood ile tüm gün televizyon başındasın" "normal bunlar" dedi.
Sinirden ağlamamak için zor duruyordum ben burda onu kaybetme korkusu ile yanıp tutuşurken hâlâ pişkinlik taslayıp bilmemezlikten geliyordu.
"Şakanın sırası mı şimdi he?" "Ben neyim derdindeyim sen neyin derdindesin!" Dedim.
İçimdeki onu kaybetme korkusunu nefretle kusmuştum benden böyle bir tavır gördüğüne şaşırmış gibiydi.
"Ne şimdi bu yeni savunma psikolojisi falan mı?" "Espri anlayışın yoksa ben napabilirim" "Allah Allah" dedi
Gıcıktı işte şu durumdayken bile çok komik esprilerine devam ediyordu. Bi anda suratı ciddi bir tavır aldı beni sorgular gibiydi benim ise tek hissettiğim şey "o güzel kan kokusuydu"

"Neden böyle bir şey yaptın bana nasıl ihanet edebilirsin" "hem de seni bu kadar çok severken" dedi.
" Yemin ederim hepsi birer yanlış anlaşılma ben bir.." dedim.
Ona söylemek istedim ama söyleyemezdim ya benden nefret ederse bunu ne ona ne de kendime yapamazdım.
"Ben bir ne?" Dedi o anda cebindeki titreşim tüm gerginliği aldı götürdü şu anda telefonu icat eden kişiye sevgilerimi yolluyorum gerçekten.

"Hmm, Tamam anladım bunu öğrendiğim iyi oldu sağolun." Dedi ve telefonu kapattı. Ve sessizlik arasındaki gerginlik yine alevlendi.
"Ee ne diyorduk" Dedi ve aramızdaki o sessizlik 1 saniyeliğine de olsa bölünmüş oldu.
"Herşeyin bir yanlış anlaşılma olduğundan bahsediyorduk" dedim.
"Biliyorum, hepsi birer yanlış anlaşılmaymış" " Mehmet telefon da bahsetti" Dedi. Nasıl yani adamı sorguya mı çekmiş!! Umarım o pislik ağzından bir şey kaçırmamıştır.
" adamı bide sorguya mı çektin niye böyle bir şey yaptın?"dedim.
"Sence?" "O adamın seni taciz etmesine izin mi verseydim"
Taciz mi? Bir dakika beni görmemişti üstümden öyle bir yük inmiştiki bir anda bu sevinci içimde tutamadım. Gözümden yaşlar akmaya başlamıştı, artık dayanamayıp içimde zor tuttuğum eylemi gerçekleştirdim "Ona sarılmıştım".

Saniyeler birbirini kovalarken hala sarılıyorduk sanki hiç yakınımda değildi, aramızda kilometrelerce yol var gibi hissediyordum yakınımda olsa bile. Bir anda beni kendinden çekip,eğilip gözlerimin içine baktı.Keşke şuan kollarının arasından kaçabilseydim.
"Bu yaptığın anlamlı sözcüklerime.." "karşılık mı şimdi?" Dedi.
"Anlamlı sözcükler mi?" "Ne demek istiyorsu-"
Diyecektim ki o zaman kafama dank!! Etti" "Hem de seni bu kadar çok severken" Bir dakika o beni.. batın beni sevdiğinimi söylemişti şimdi, şuan, nasıl ahhh:))
O da beni seviyordu belki de hepsi birer oyun ve kumpas içindi ama asıl soru şimdi ne diyecektim, ona kendi pisliğimi bulaştırmak hele onu bu işin içine sokmak istemiyordum hem de asla !!
"Ne diyebilirim ki?"dedim.
"Çok basit Evet mi Evet mi?" Dedi. Hala şaka yapıyordu hoşuma da gitmiyor değildi şu anda bile.
Aklımda binlerce soru dönüyordu dünya benim için bir anlığına durdu onu çok seviyordum ama onun kanına bu kadar susamışken bunu yapamazdım ya dayanamayıp ısırırsam o zaman benimde hayatım o yokken anlamı yoktu zaten onun kokusu,onu gördüğümde kendimi çok iyi hissetmem en önemliside " Aşk benim için bir nefrete dönüşürdü o bu dünyadan giderse."

Ona şimdi gerçeği söylemeli miyim? Yoksa onunla dudaklarına sonsuza dek seninim dercesine öpmeli miydim?

İyi okumalar💙

NEFHAWhere stories live. Discover now