Sürpriz

5 1 0
                                        

Gecenin karanlığında yine yalnızdım. Ne bekliyordum ki bu hayatın bana biraz mutluluk vereceğini mi?
Koca bir aptalım sadece. Ben hep böyleydim; çocukluğumda, ergenliğimde ve yetişkinliğimde.
Ben hep mutsuz olmaya mahkum biri oldum sanırım. Çünkü yalnız olmak demek mutsuz olmak demekti. Yeni yeni anlıyorum. Biraz geç olsa da... Bu gün doğum günüm, 18 Aralık. Tam olarak 22 yaşıma bastım. Beni tanımayanlar yolda görse ne kadar genç ve güzel bir kadın, kim bilir ne mükemmel hayatı vardır diye iç geçiriyo olabilirler. Bende bunlara gülüyorum. Aynaya bakınca mükemmel bir kadın görüyorum ama kalbim aynı şeyi söylemiyo malesef. İzem ben. 22 yaşındayım. Biyolojik anne ve babam ben 2 yaşındayken birlikte intihar etmişler. Sebebini bilen kimse yok. Bende merak etmiyorum. 2 yaşındaki bir bebeğin ailesiz nasıl büyüyebileceğini düşünmeyen insanlar benim ailem olamazdı zaten. Teyzem ve eşi büyütmüşler beni. Annem öldükten sonra teyzem beni almış ve daha sonra eniştemle evlenmiş. Bilmiyorum çocukluğumdan beri bana gerçek anne babalar nasıl davranırsa öyle davrandılar. Ama bir türlü kendimi bir yere ait hissedemedim. Son 3 4 aydır Fransaya taşındılar. Bana ne kadar ısrar etseler de onlarla gitmek istemedim. Her yerde aynı hissediyorum mekanın bir önemi yok bence.

                               ❄️❄️

Verandada oturmuş hayatımı düşünürken telefonuma bir mesaj bildirimi düştü. Teyzemdir diye bakma gereği bile duymadım. Gittiğinden beri neredeyse her gün yemek yiyip yemediğimi, nasıl hissettiğimi, ve hala Fransaya gitmeme konusunda kararlı olup olmadığımı sorduğu mesajlar atıp duruyo. Seviyorum onu. Gerçekten benim için yaptığı her şey hayran olunası bir incelik ve sevgiyle düşünülmüş şeyler. Hakkını ödemem mümkün değil. Telefonumu alıp içeri geçtim. Doğum günlerimi hatırlamazdı teyzem ve eniştem. Nedenini bilmiyorum. Teyzem onunla yaşamaya başladığım günü bile kutlarken doğum günümü asla kutlamaz. Pek de önemli değil benim için zaten. Tam yukarı çıkarken mutfak tezgahının üzerinde koskoca bir pasta kutusu gördüm. Hayatımda yaşadığım en büyük şok falandı herhalde. Çünkü bu zamana kadar hiçbir doğum günümü kutlamadım. Hemen Serap ablaya seslendim. Teyzemin yardımcısı kendisi.

-Abla nerden çıktı bu pasta, kim getirdi.

-Valla bilmiyorum ki kızım. Bi delikanlı geldi İzem hanımın haberi var ona getirdim dedi. Başka da bir şey demeden gitti. O öyle söyleyince sen istedin diye düşündüm.

- Tamam abla teşekkür ederim.

- Başka istediğin bir şey var mı kuzum?

-Yok abla sen gidip uyu istersen, geç oldu.

- Tamam iyi geceler kızım

- İyi geceler abla.

Bu pasta neydi ve benim istediğimi söyleyen çocuk kimdi?
Kutuyu açınca beni direkt olarak bir not kağıdı karşıladı.

" Mesajıma bakmayınca direkt pastayla kutlamak istedim. İyi yaşlar İzem. Sana aşık olduğum nice yaşların olsun :)"

Bu notu görünce kaldım öylece. Bana aşık olan biri mi? Düşüncesi bile komikti. Aşk bence bir insanın kalbine aşık olmaktır. Benim kalbim bile yoktu ki. Düşüncelerimden sıyrılıp teyzemden geldiğini sandığım mesajı açtım. Bilinmeyen bir mumaradan;

" İyi ki doğdun benim buzlar kraliçem."

yazılı bir mesaj gelmişti. Tutamadım kendimi olayın saçmalığına koskoca bir kahkaha attım. Nadirdir bende gülme işleri, o yüzden içten içe şaşkındım da. Notu yerine bırakıp alt kata indim. Kameraların olduğu oda buradaydı. Hemen pastayı getireni bulmaya koyuldum. Her kimse mesaj attıktan tam 15 dakika sonra getirmişti pastayı. Sabırsız biri olmalı. Mesajı atan kişiyle pastayı getiren kişi sanırsam aynı kişiydi. Çünkü görüntülerde kendi arabasıyla geldiği gayet netti.
Kapının oradaki görüntüleri iyice yakınlaştırdım. Kameraya gülümsedikten sonra çaldı kapıyı. Bende gülümsemeden edemedim. Yaptıkları fazla sapıkça ve korkutucu bence ama tatlı olduğunu inkar etmek haksızlık olurdu. Uzun boylu, esmer bi çocuk. Teni kar gibi bembeyaz. Deri ceketi epey bi yakışmış beyefendiye. Gülümsemesi zaten çok farklı bir olay.
Dakikalardır onu izlediğimi fark edince hemen silkindim.

- Kendine gel İzem yakışıklı bir çocuk işte neyini inceledin bu kadar.

Kendime kızma işini bitirdikten sonra telefonumu aldım ve ilk iş olarak kendisine bir mesaj atmayı doğru buldum.

- Pasta için teşekkürler, fakat hiç tanımadığım birinin bana aşık olduğunu söylemesi ve evime kadar bilmesi takdir edersiniz ki beni fazlasıyla ürküttü. Kimsiniz?

Mesajı attıktan sonra yukarı çıktım. Bi şişe bira alıp tekrar verandaya oturdum. Tam şişeyi yeni açmış bir yudum alırken bildirim sesi geldi. Hızlıca şişeyi bırakıp mesaja baktım.

- Seni ürküttüğümün farkındayım. Özür dilerim. Ama daha fazla sensiz kalmak zor geldi. Affet.

Hızlıca bir cevap yazdım.

- Seninle hayatım boyunca denk geldiğimi düşünmüyorum. İmkansız yani bana aşık olman. Buna bir açıklama yapman mümkün mü?

Hemen gördü mesajı ve anında cevap yazdı.

- Yarın en sevdiğin yere git ve beni bekle. Her şeyi anlatıcam sana buzlar kraliçesi.

Bir şey yazmaya kalmadan aktiflikten çıktı. Beni de aklımdaki sorularla yalnız başıma bıraktı. Bana neden sürekli buzlar kraliçesi diyor ki? Ve benim en sevdiğim yer mi?
İyi de o benim en sevdiğim yeri nerden bilebilir ki?

Bu düşünceler başımı iyice ağrıtınca doğru odama gittim. Pijamalarımı giyip yatağa uzandım. Son kez telefonuma bakma gereği duydum ve bi bildirim geldiğini gördüm. Düşüncelere dalmaktan hiç fark etmemiştim. Ondan bir mesaj vardı.

- Bu gece kapat pencereni, yağmur var.

İyide pencerem zaten kapalıydı ki.

- Pencerem zaten kapalı?

- Alışkanlıkların değişmiş sanırım, tahmin edemedim. İyi geceler.

Aklıma, küçükken kış mevsiminde içerisi sıcak olunca pencereyi açıp uyuduğum zamanlar geldi. Sıcağı oldum olası sevmezdim zaten.
İyi de o bunu nerden bilebilir ki? Benim küçükken arkadaşım bile yoktu.
Bu gün şaşırmalara doyamadığım bir gün olmuştu ve benim başım yeteri kadar ağrıyordu. Bunu da düşünmek istemedim ve sabah her şeyi çözmek üzere uyudum.







Selamlarrr bu benim ilk kitabım lütfen destek olmayı unutmayın❄️🥳💗

İzem hakkında neler düşündünüz ilk izlenim olarakk?

Sizce bu gizemli kişi kimm?

YEKTEN Where stories live. Discover now