Başlangıç çizgisi

43 4 2
                                        

   Birazdan Arya için yaşanacaklar onu dünyanın en mutlu insanı yapacaktı ama Arya şuan için yatağında derin bir uykuda bundan habersiz yatıyordu.

 Salonun içinden yüksek bir ses duyuldu. "Arya! Kızım uyan YKS sonuçları açıklanmış. Çabuk uyan. Ayy burada ben heyecanımdan duramıyorum benim kızım ise yatağında mışıl mışıl yatıyor olacak iş değil." Bu ses Arya'nın annesi Nilüfer Hanımdan başkası değildi

. Arya duyduğu yüksek ile irkilerek yatağında gözlerini açtı. Uyku sersemliği boş boş tavanda ki gökyüzü manzarasını bir kaç dakika izledi, sonra annesinin dediklerini yeni anlamış olacak ki kafasında şimşekler çakmaya başladı. Ani bir şekilde ayağa Kalkınca başı döndü, gözü karardı. Bir anlık demir eksikliğini unutup o anın heyecanıyla yataktan fazla hızlı kalkmış olmalıydı ki geri oturmak zorunda kaldı. Oturduğu yerden nefeslendi baş dönmesi geçince sakince ayağa kalkıp bilgisayarını açtı 

   -Arya'nın babası zengin birisiydi. Kızını kendi şirketi olan Mentah A.Ş de çalışmasını istiyordu fakat Arya bunu her seferinde reddediyordu ve babasına "Baba lütfen bana böyle tekliflerle gelmeyi bırak. Savcı olmak istediğimi herkesten daha iyi sen biliyorsun" diye çıkışıyordu. Ne kadar gösterişli hayattan hoşnut olmayıp zevk almasa da ailesi gösterişi çok seviyordu. Bu yüzden evlerinde ki her şey altın sarısı bir renge sahipti  evin yerleri beyaz mermerle kaplıydı Duvarlar ise açık renk bir griydi. Her yerde altın sarısı dekorlarla doluydu, hatta salonda ki koltukların oturduğunuz kısımları lacivert, ayak kısımları ise beyaz ve altın renginde donatılmıştı.  Salon o kadar büyüktü ki içeride resmen at koşturulabilirdi.- 

   Sonuçlara bakmak için devletin sitesine girdi o sırada kardeşleri Cihan ve Hande de büyük bir heyecanla ablalarını izliyorlardı.

 Annesi ise her an bayılacakmış gibi bir eli başında yatağa oturmuş heyecanla kızından gelecek yanıtı bekliyordu.

 Babası ise bu güzel yanında onunla olamamış sabahın erken saatlerinde iş yerinde çıkan bir aksilik yüzünden gitmek zorunda kalmıştı.

 O kadar çok kişi aynı anda siteyi girmiş olmalı ki uzun bir süre sitenin açılmasını beklediler ve en sonunda site açıldığında Arya'nın dudaklarından büyük bir çığlık döküldü.

 Hayır bu bir üzüntü çığlığı değildi, bu görüp görülebilecek en güzel sevincin en büyük çığlığıydı. Annesi ekranı göremediğinden ötürü sonucun kötü yada iyi olup olmadığını göremiyordu. Bir anda koşarak kızının yanına gittiğinde Ağzı açık kaldı.

 Bu gördüğü ya şaka olmalıydı yada bir rüya. Çünkü kızı, gördüklerine göre ilk 8 bindeydi. Bu da demek oluyordu ki Arya o çok istediği Üniversiteyi kazanabilmişti.

 Bu rüya gibi bir andı. Kardeşleri ve annesi sıkı bir şekilde Arya'ya sarıldığında Arya hayalini gerçekleştirdiği için hüngür hüngür ağlıyordu. Peki ya hayalini gerçekleştirmesi kaderin bir oyunu muydu yoksa şans mıydı hayır  bunların hiç biriydi. Bunlar azimle çalışmanın beraberinde getirdiği bir ödüldü.

 Arya annesi Nilüfer Hanım'a dönüp " Anne! babamı ara çabuk bunu oda öğrenmeli ve en kısa sürede Ankara'ya gitmek istiyorum. Çalışanlara söyle, ben duş alırken valizimi hazırlasınlar." Odasından hızlıca çıkıp duşa girdi aynadan kendine baktığında ilk defa kendini bu kadar mutlu, huzurlu ve gerçek anlamda rahatlamış hissediyordu ve yaz tatili boyunca olan günlerini de Ankara da geçirmek istiyordu. hızlıca duşunu alıp çıktığında odasında ki aynanın önüne geçti ve saçını kuruladı üzerine mor renkli, yünlü pijamalarını giydi ve kahvaltı için aşağıya mutfağa indi. Mutfakta Kardeşleri dikdörtgen beyaz masanın 2 yanına oturmuşlardı. Kardeşleri Cihan ve Hande çoktan kahvaltıya başlamış kreplerine reçel sürüyorlardı. Arya da yanlarına katıldığında Cihan'ın bakışları ablasına döndü ve dedi ki " Abla Ankara'ya yerleştiğinde bizi unutmazsın dimi? belki bende okulumu senin yanında okurum" dedi. Cihan 14 yaşında, uzun boylu ela gözlü bir çocuktu. LGS öğrencisiydi ve en büyük isteklerinden biride LGS de güzel bir puan alıp eğitim hayatını ablasının yanında geçirmek istiyordu, çünkü ailesi dersleri konusunda Cihan'a çok büyük baskı uyguluyordu her fırsatta ders çalışmasını dile getiriyorlardı. Cihan ders çalışırken onu hiç bir zaman görmez, ama mola için eline 15 dakikalığına telefonunu aldığı an annesi ona bakmaya gelir telefonla oynadığını görüp ona daha çok kızardı. Cihan bu durumu kaç kez anlatmaya çalışsa da ailesi bu konuda ona inanmıyorlardı. Arya kardeşi Cihan'a " Olur mu hiç öyle ablacığım, saçmalama lütfen hiç bir güç bana sizi unutturamaz ayrıca sen LGS den güzel bir puan almaya bak gerisini ben hallederim o güzel canını sıkma canım." dedi Cihan bu cevabı duyduğunda  çok sevindi. Hande'nin ağzını bıçak açmıyordu hande 15 yaşında İstanbul Galatasaray Lisesi'ne giden bir kızdı. Ablasının gidişi onu çok ama çok üzmüştü ablası onun sırdaşıydı her konuda destekçisiydi hem ilişkilerinde, hem derslerinde, hem arkadaşlıklarında ablası ona çok güzel tavsiyeler veriyordu ve ablasının şimdi bu ani gidişi onu çok üzmüştü. Arya bunu fark ettiğinde krepinden bir lokma alıp Hande'nin yanına gitti ve elini Hande'nin omzuna koyarak " Güzelim, böyle yapma lütfen. İstediğin zaman beni ziyarete gelebilir veya telefondan arayabilirsin, dertleşebiliriz belki sorunlarını yüz yüze çözemem ama tanıdıklarım çok. Araman yeter tamam mı?" bu konuşmaların ardından Hande biraz olsun rahatlamıştı ama hala ablasının gidişi canını yakıyordu. Akşamüstü olmuştu ve artık gitmek vaktine bir kaç dakika kalmıştı. Valizi hazırdı son hazırlıklarını yaptı ve kardeşlerini yanaklarından öptü, annesine sıkı sıkı sarılıp onunda yanaklarından öptü. Artık yola çıkma vakti gelmişti. Babasının ona tuttuğu özel siyah renk Cipe bindi ve yola çıktığında uzun bir süre  camdan dışarı baktı ama aklında hala tek bir şey vardı. Babası onu son kez görmeye gelmemişti. Ama Arya buna artık buna alışmıştı. Zaten  babası Hikmet bey çoğu zaman kızının doğum günlerine bile gelmiyordu. Bu ne kadar Arya'nın canını yaksa da artık bunu belli etmiyordu. Çünkü ne kadar belli etse de kimsenin umurunda olmuyordu. Babası Hikmet bey her zaman çocuklarını her zaman bolluk içinde bir hayat yaşatmıştı ama hiç bir zaman onlara doğru düzgün babalık yapmamıştı. İşkolik bir adamdı. Arya bazen babasını, duyguları olmayan bir robot olduğunu bile düşünmeye başlamıştı.                    Araba Havalimanına geldiğinde yavaşça durdu. Arya arabadan indi ve 4 Koruma, valizleri onunla birlikte havalimanın içine kadar taşıdılar. Arya havalimanına giriş yaptığında ise korumalardan 2 tanesi araçlara döndü - Büyük ihtimal babama uçaktan indiğimi haber vereceklerdi. -  diğer ikisi ise hem onu koruyacaktı hem de valizleri uçağının giriş kısmının önüne kadar taşıyacaklardı. Giriş kısmına geldiklerinde korumalar valizleri bıraktı ve valizleri Arya aldı. Şu anda tam olarak kendi uçağının girişinin önündeydi. Uçağın harekete geçmesine 10 dakika kaldığında artık insanlar yavaş yavaş uçağın içine girmeye başladılar. Arya da ayağa kalkıp içeriye girmek için ilerlediğinde, korumaları geride kaldı ve tek başına uçağın içine girdi. Bir Saatlik kısa bir uçuş gerçekleşecekti ama Arya gün içinde heyecanında olmuş olmalı ki enerjisi aşırı tükenmişti. O bir saatlik uçuşu da uyuyarak geçirdi. Uyandığında Yardımcı pilot anons geçiyordu. İnişe geçmişlerdi ve insanlardan Koltuklara sıkıca tutunmaları isteniyordu. Arya sıkıca tutunduktan bir süre sonra uçak biraz çalkantılı bir iniş yaptı ve Arya kafasını ön koltuğa çarptı. Alnının ufak bir kısmı kanamaya başladı. uçak durduğunda ve kapılar açıldığında hızlı bir şekilde uçaktan çıktı elinin tersiyle alnında ki kanı sildiğinde kan eline bulaştı. Çantasından hemen bir peçete çıkarıp elini temizledikten sonra valizlerini almak için beklemeye başladı en sonunda makinadan onun valizleri indiğinde 2 valizini kapıp hızlı bir şekilde dışarıya çıktı ve telefondan bir taksi çağırdı. Çağırdığı taksi hemen hemen 5 dakika sonra geldiğinde şoförün yardımıyla valizleri bagaja yükledi ve babası onun için bir otel odası tuttuğundan, taksiciye otelin nerede olduğunu tarif etmeye başladı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 06, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

PlatonikWhere stories live. Discover now