"SEHVEN!"
Evin kapısı gürültüyle açılmış, kendinden önce bağırtısı ulaşmış olan babamın yalpalayarak içeriye adımlamasından sonra daha büyük bir gürültüyle kapanmıştı.
Alışık olduğum sarhoşluğuyla yığılırcasına kendini üstüme bırakınca zor bela koltuğuna taşıdım. Onu koltukta bırakıp banyoya doğru adımlayarak, leğene gün ısıdan su doldurup içine poşetteki tuzdan koydum, kapıdan çıkmadan önce omzuma küçük el havlusunu atmıştım. Salona geri dönünce halamın memnuniyetsiz bakışları altında babama ilerleyip hemen önünde yere çöktüm. Kokusu burun deliklerimi sızlatan çoraplarını çıkartıp ayaklarını leğene yerleştirdim. Ilık suda ayaklarını yıkayıp ovalarken halam yüzünden eksik etmediği çatık kaşlarıyla babama bakıp;
"Niyazi, Fadime'yle haber yollamış" dedi.
"Ne istiyormuş o şerefsiz?!"
"Ne isteyecek Murat, parasını istiyor."
Halamın sözlerinden sonra babamın birden doğrulmasıyla leğendeki su hafifçe etrafa sıçramıştı.
"Dikkat etsene kız!" diye ünledi halam "Yeni temizlendi o halı"
İki gün önce üst üste her yanını sildirdiği halının babam yüzünden ıslanmasının suçunu her zamanki gibi bana bulurken babamın sinirli sesi söylenmelerini başlamadan kesmişti
"Bırak şimdi halıyı, temizliği hala! Sen onlara ödeme yapmadın mı da karısını yollamış?"
"Fadime'ye geçen sefer için bileziğimi bozup verdiydim, bu ay ki kirayı almaya gelmiş"
"Amına koyayım böyle işin!"
"Ne yapacağız?"
Babam halamın sorusuna cevap vermedi bir süre, burnundan soluyup durduğu için biraz geriye kaymıştım. Hareketimi görünce;
"Kurula lan ayaklarımı, sonra terliklerimi getir" dedi
Dediklerini yapıp leğeni kaldırdıktan sonra kapının yan tarafındaki köşede ayakta beklemeye başladım. Babam elinde sürekli bulundurduğu tespihi çekerken çaktırmadan bir halama bir ona bakıyordum. O tespihi her görüşümde olduğu gibi tedirginlikle yutkundum. Sinirlendiği için doğrudan gözlerinin içine bakamazdım, hele konu onun borçlarıysa görünmez olmaya çalışırdım ki zaten şu anda öyle yapıyordum. Bir vakit sonra babamın gözleri beni buldu. Delice bakan açık kahverengi gözleri içimi ürpertmiş, kaçma isteğiyle bir adım geriye adımlamıştım. Sırtım duvarın soğukluğuyla buluşunca kapana kısılmışcasına derin bir nefes aldım. Midemi buran, panik seviyemi arttıran sırıtışıyla önce beni süzdü sonra halama döndü
"Raziye aba nasıl hala, hiç görüştünüz mü bu aralar? Bize gelmeye niyetleri var mı?"
Soruları bana oldukça anlamsız gelmişti, olası bir misafirin ev sahibimize olan borçlarımızla ne ilgisi vardı bilememiştim. Halam da başta anlamamış gibi kaşlarını çatmıştı ama sonra yüzü sinsi bir gülümsemeyle aydınlandı. Göz ucuyla bana bakıp babamı yanıtladı
"Var niyetleri. Olmaz mı? Geçen gün çarşıda karşılaşınca yeğenin sözünden mi caydı yoksa dediydi hatta, sen az beklesinler dedin diye bir şey demedimdi sana"
"Murat Yılmaz ne zaman sözünden caydı da şimdi caysın hala, ara sen onları gelsinler"
"Elma olgunlaştı, bekleme diyorsan arayayım hemen yarın"
Babam bir anda bana dönmüştü. Halamla birlikte aynı yere, üstüme bakıyorlardı. Bakışlarıyla birlikte bende üstüme baktım. Halamın aldığı, yıkanmaktan eprimiş eşofmanımla uzun kollu üstümü giymiştim sabahtan, niye baktıklarını anlayamamıştım, açık bir yerim yoktu ama konuştukları konunun benimle bir ilgisi de olamazdı çünkü Raziye kimdi bilmiyordum. Gerçi babam geçen kış beni apar topar Finike'ye portakala yolladığında da ilgim yoktu ya, yine öyle bir iş için konuştuklarını düşünmeye başlamıştım. Bu yüzden sesimi çıkartmadan bir istekleri olur diye beklemeye devam ettim. Yarım saat kadar tanımadığım kişiler ve olaylar üstünden konuştular, sonra babam odasına geçti. O ayaklanınca halam da beni odama yollamıştı.
Oda ardiyeden bozma olduğu için çok küçük ve nemliydi. Halam bizimle yaşamaya geldiğinde babam ona benim odamı vermişti. Bende halamın direktifleriyle burayı kendime hazırlamıştım. Üst üste koyup yükselttiğim döşekleri büyük bir çarşafla bir arada tutuyordum, yatmadan önce ikinci elciden aldığım ve aldığım içinde sonuçlarına katlandığım ama yine de bende kalan minik masa üstü ısıtıcısını açıp yatağın ayak ucundaki sehpaya koydum. Penceresiz odanın buz gibi havasını dindirmese de bir miktar kırıyordu. Biraz ders çalışmak için yatağın karşı duvarındaki asma dolabı açıp test kitaplarımı çıkarttım. Liseyi geçen sene bitirmiş olsam bile bahçelerde çalıştığım için sınava girememiştim. Belki lisedeki rehberlik öğretmenimi babamla tekrar konuşması için ikna edebilirdim ama kadına demediğini bırakmadığından hiç umudum yoktu.
Yine de ders çalışmak ve köşe bucak sakladığım kitapları okumak bana iyi geliyordu. Romanlarım lisede okutulan klasiklerdendi ama halam kitapların huyumu suyumu değiştirdiğini söylediğinde babam tarafından talan edilmişlerdi. Salondaki sobaya hepsini attığını sanmıştı. Bende test kitaplarımın arasında kalan bir kaç tanesini bulana kadar öyle düşünmüş biraz yediğim dayaktan biraz da bir daha okuyamayacak oluşumdan dolayı günlerce ağlamıştım. Onları fark etmesinler diye kaplarını yırtıp defter kabıyla kaplamıştım. Hoş, halam ders kitaplarımı da atmak istemişti ama babama romanlarım yeterli gelmişti, nedense onları önemsememiş hatta halama çarpma toplamanın beni daha az itaatkarlaştırmayacağını bile söylemişti. Bense öylece durup içimden sevinmiştim. Okuldakiler dersleri asıp eğlenmeye giderlerken ben oturup kitap okurdum. Bir kaç kere beni de çağırmışlardı ama babamlara yada onların arkadaşlarına yakalanma korkusuyla onlarla gitmemiştim. Bir süre sonra da çağırmaktan vazgeçmişlerdi. Sosyal biri değildim, mahalleden halamın onayladığı kızlarla sınırlı iletişimim vardı, sınıftan da aynı şekilde bir kaç kişi vardı derslerle ilgili konuştuğum, bunların haricinde kendi halimdeydim, evden okula yada mahallede kurulan pazara, markete gitmek dışında bir şey yapmazdım. Zaten babam aksi durumlarda öyle şiddetli tepkiler veriyordu ki hayatımın her alanında sessiz olmaya çalışırdım. Karşı çıkmak boşuna gibi gelirdi, kendi adıma umut etmekten vazgeçmiştim. İplerim babamla halamın ellerindeydi, nereye derlerse oraya devam ediyordum. Çocukluğumdan beri alışmak zorunda bırakıldığım bir düzenin içinde müebbetliktim.
İç çekip yatağa yerleşerek test kitabımı aldım, halam bir kaç saat sonra tuvalete diye kalkıp beni kontrol edeceğinden çözüp çözüp cevaplarını sildiğim matematik testini açtım...
Duyduğum tıkırtılar halamın habercisiydi, aradan geçen zamanı hesaplayamadığım için panikle kitabımı kaldırdım. Dolabın kapısını kapatıp kendimi yatağa bıraktığım an halamda odanın kapısını açmıştı. Yastığın köşesini dişlerimle hafifçe ezerken dibime kadar girmiş olduğunun bilincindeydim. Nefes alışverişlerimi yavaşlatmaya çabalarken delici gözleri yüzümde geziniyormuş gibi hissediyordum. Bir süre sonra odanın kapısı kapanmış bende rahat bir nefes almıştım. Yorganımı tepeme kadar çekip iyice sarındım, vücut ısımı korumak için tortop olmuştum ama umursamadım. Her gün yaşadığım rutinleri umursamamayı öğreneli çok olmuştu.
************************************************************************
VOCÊ ESTÁ LENDO
SEHVEN
RomanceDİKKAT! BU HİKAYEDE ŞİDDET VE +18 YETİŞKİN İÇERİK VARDIR HİKAYEYE KONU OLAN TÜM KİŞİ VE KURUMLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR -Biraz gerçek aile kurgusu, çokça yeniden doğuş hikayesi ....İnanmamıştı, inanmadığı dudaklarının alayla yukarı kıvrılmasından be...
