Uyandım, çok heyecanlıydım çünkü bugün yeni hayatım başlıyordu, saat 4.46 normal bir gün olmadığı için hiç uykum yok, hemen kalktım. Üstümü giyinip mutfağa gittiğimde annemin uyanıp kahvaltı hazırladığını görünce şaşırdım.
"Günaydın anne!"
"Günaydın" annemin yanından geçip sandalyeye oturdum. Annem;
"Nasılsın, heyecan var mı ?"
"Evet, var", annemde yanıma oturdu ve biz kahvaltı yapmaya başladık. Bir süre sonra babam da geldi ve birlikte sohbet ederek kahvaltı yaptık. Kahvaltımız bittiğinde saat 5.15'ti. Ben odama çıktım ve açık kahve belimdeki saçlarımı, yukardan dağınık bir topuz yaptım. Son kez aynamın karşısına geçip kombinime baktım. Bana en çok yakıştığını düşündüğüm krem kapişonlumun altına siyah tayt, bence güzel. Tam kapıdan çıkıyordum ki makyaj, makyaj yapmayı unuttum. Hemen siyah çantamın içinden maskara ve allık çıkardım ve hızlıca sürdüm. 6.30'da otobüsüm var, İstanbul'dan Tekirdağ'a. Camdan " LİSEYE BAŞLIYORUM..." diye bağırasım geliyor.
15 dakika oyalandıktan sonra annemle vedalaştık ve babamla arabaya valizlerimi yerleştirdik. Sonrasında arabayla uzun bir yolculuk yaparak otogara vardık. Artık heyecandan karnım ağrıyor ve bacaklarım titriyordu. Otobüslerin arasında yürürken kendi otobüsümü buldum ve babam otobüse valizlerimi yerleştirdi. Yanıma gelen babamla vedalaştık ve ona el sallayarak otobüse binip koltuğuma oturdum. Hemen yerleştim ve telefonuma kulaklık takıp şarkı dinlemeye başladım.
~ 2 saat sonra ~
Seslerden uyandım, gelmiştik ve ben yine çok heyecanlıydım. Otobüsten inip valizimi aldım ve telefonumdan "maps" uygulamasını açıp yurduma doğru yürümeye başladım. 15-20 dakika yürüdükten sonra yurdumun önüne gelmiştim.
Kapıdan içeri girdim ve benim sadece kız yurdu sandığım yurt karışık çıkmıştı. İlk başta biraz üzüldüm ama belkide daha eğlenceli olabileceğini düşündüm. Önümde duran danışma masasına doğru yürüdüm,
"Merhaba, buyrun "
"Merhaba, ben yeni geldim de oda numaramı öğrenmek istiyorum."
"Tabii, isminizi öğrenebilir miyim ?"
"Çağla Bektaş"
"3. kat 62 numaralı odaya geçebilirsiniz. İşte oda anahtarınız."
"Teşekkürler."
Kadının bu kadar ilgili olması beni mutlu etmişti asansörü okla gösteren yazılara bakarak asansöre ulaştım ve düğmeye basıp beklemeye başladım. Bir süre bekledikten sonra kapı açıldı ve asansöre bindim. Asansörde kimse olmadığı için aynadan kendime bakıp saçlarımı düzelttim. Ben saçımı düzeltirken asansörün kapısı açıldı ve içeri biri girdi. Sarı renk, düz ve hafif uzun saçlı, benden yaklaşık 6-7 santim uzun ve kahverengi gözlü hoş gözüken bir çocuktu. İlk girdiğinde göz göze geldik bir süre sonra yanıma geldi ve asansöre yaslandı. Hangi kattayız diye bakarken 3. katta olduğumuzu görünce kapı açıldı ve ben valizimle birlikte indim, o hâlâ asansördeydi.
Kapıların yanında yazan numaralara bakarken 62 numaralı odayı gördüm ve anahtarımla kapıyı yavaşça açtım. İçerde kimse yoktu bu yüzden boş gibi görünen çalışma masasının yanına valizimi bıraktım ve odayı incelemeye başladım. Oda 4 kişilikti, 2 tane ranza yatak vardı. 4 tane minik dolaplar ve yine 4 tane çalışma masası vardı. Duvarlar beyaz renkti, daha sade ve boş duruyordu oda.
Kapının karşısından yürüdüğümüz de yanımızda duran yatak ve çalışma masalarını geçince karşımızda kocaman bir cam duruyordu. Cam o kadar büyüktü ki odaya çok güzel ışık giriyordu. Camın sağ tarafında ise bir kapı vardı. Kapıyı açtığımda buranın tuvalet olduğunu anladım içeri girip baktım. İki lavabo ve karşısında iki kapı vardı birini açık baktım içine, duştu. Yani 2 lavabo ve 2 duş vardı. Oda düşündüğümden büyüktü.
YOU ARE READING
YURT
Teen FictionÇağla artık liseyi yurtta okuyacaktı, ama bir sorun vardı yurt karışıktı ve odadaki gıcık kızı kovmaları gerekiyordu, peki nasıl?
