BÖLÜM 1

761 24 19
                                        


Selamlaar,
Yeni kurguma hoş geldiniz. Bu kitap İntikam Mevsimi adlı kitabımdan, Kenan ve Sıla karakterlerinin hikayesini konu almaktadır. Çok uzun olmamakla beraber keyifli bir hikaye bekliyor sizi. Şimdiden keyifli okumalaar <3


🛞

Korkusuz çıkmazı, no:5, daire:3

Elimdeki adresteydim. Issız bir mahallenin, ıssız bir çıkmazında, peşinde koştuğum adamın evinin önündeydim. Başıma bu belayı açalı yirmi dört saat olmuştu. Hala bir çözüm bulmuş değildim ve giderek köşeye sıkışıyordum. Apartmanın açık kapısından girerken nefes alıp vererek kendimi sakin olmaya teşvik ettim. Hiddetlenmeyecektim. Sakince isteyecek ve alacaktım. Tatlı dil yılana bile etki ederdi. Katları tek tek tırmanıp, üçüncü kata vardığımda son kez kendimi kontrol ettim. Saçlarımı, kıyafetlerimi düzelttim. Bu işi halledeceğimi telkin edip zili çaldığımda, tüm motivasyonumu kıracak kadar uzun bir süre kimse kapıya bakmadı. "Dalga mı geçiyorsunuz benimle?" Daha uzun basılı tuttuğum zili yakmak üzereyken kapının kilitleri gürültüyle çevrilmeye başlandı. İyi, onu uykudan uyandırmış olmalıydım. Bu eksi puandı. "Ne istiyorsun sen yine? Rövanşa mı geldin? Bu sefer diğer yanağıma vur, eşit olsun." Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Tek istediğim beni soktuğu durumdan kurtarmasıydı. "Ne istediğimi biliyorsun."

"Sen de istediğini yapmayacağımı biliyorsun." Eşofmanını düzeltip uykudan uyandığını ele veren gözlerini gözlerime dikti. Kıyafetsiz üst bedeni gereksiz biçimde ilgi çekiciydi. "Lütfen, yardımcı ol." Kapıyı biraz daha açtığında bunun bir davet olduğunu kolayca anlamıştım. Kabul edip etmemekte kararsızken eliyle de içeriyi işaret etti. "Gel, yemeyeceğim seni." Ayakkabımı çıkartıp çekingen bir adım attım içeriye. Ona ihtiyacım olmasa yüzüne bakacak değildim. Dün neredeyse beni öldürecekti. Neredeyse!

"Niye peşime takıldın? Diğerleri de kaza yapıyor, bu işin kuralı bu. Senin kadar ağlayan olmadı." Yumuşak tutmaya uğraştığım ifadem her sözüyle değişiyordu. Zıt olmaya and içmiş bir adamdı. "Arabanın bir değeri olmasa ben de uğraşmazdım." Koyu lacivert koltuğa oturup örtüyü omuzlarına çekerken beni anlayacağını umuyordum. "Araba babama ait, koleksiyonundan özel bir parça. Ondan gizli almıştım ve sen her şeyi mahvettin." Ağır ağır başını salladı. "Şimdi anladım da benim suçum ne? Mahvettiğim bir şey yok." Çığlık atmak istiyordum. O gerçekten zıt ve aptaldı. "Yardım edebilir misin? Parası neyse vereceğim. Bu arabadan anlayacak birini tanıyor musun?" Gerinerek koltuğa yayıldığında soru işaretleriyle yüzüne bakıyordum. "Ne?" Kendini göstermeye çalışıyor gibiydi. "Sen mi anlarsın?"

"İşim bu. Peder hemen anlar mı yokluğunu, ne kadar süremiz var?" Tereddüt içinde kalsam da kendinden emin oluşu bir nebze rahatlık veriyordu. "Babam bir aylığına Çekya'da olacak. O gelene kadar halletmemiz gerekiyor. Çünkü geldiğinde ilk bakacağı şey arabaları." Babamın kim olduğundan bahsetmekle ilgilenmesem de Kenan'ın çok sorusu varmış gibi görünüyordu. "Çekya neresi?"

"Avrupa ülkesi, Çek Cumhuriyeti diye duymuşsundur belki." Küçük bir aydınlanma yaşasa da yeniden az önceki sorgular ifadeye bürünmüştü. "Baban ne yapıyor orada? İş adamı falan mı? Bu arabanın sahibi esnaf olamaz zaten." Kendi sorusunun cevabını verip beni kurtardı. "Evet, iş adamı. Ne diyorsun bir aya yapabilir miyiz?" Yayıldığı yerden sırtını doğrultup elini bana uzattı. "Hallederiz, sen dert etme." Elini sıkıp gülümsediğimde o da gülümsedi. "Bu kıyağı kimseye yapmam bak." Başımla kısa sürede onlardan kaptığım 'eyvallah' hareketini yaparken, elimi bırakıp yeniden arkasına yaslanmıştı. "Zaten çok bir şey yoktu o arabada. İki vida çakarız, bir de tamponu düşmüştü galiba?" Dalga geçiyordu, bu işin çok kolay olduğunu düşündüğü için böyle konuşuyordu. "O halde numaranı ver, yarın çekiciyle getirteyim arabayı." Telefonumu açıp ona uzattığımda numarasını tuşladı. "Kenan Akkor diye kaydettim. Sen istersen değişirsin." Uzatmasını beklediğim telefonumdan öncelikle kendisini aradı. "Adın neydi canım?"

KORKUSUZ ÇIKMAZIHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora