Hoş geldiniz. İyi ki geldiniz.
Oy ve yorumlarınızı esirgemezseniz çok mutlu olurum.
Keyifli okumalar dilerim.
♤
DÖRT AY ÖNCE
Hırsla ellerini saçlarının arasından geçirmişti. Ayakta duracak hâli yoktu fakat yatıp da uyuyacak yüzü bulamıyordu kendisinde genç kız. Olmaması gereken bir şekilde kendinden nefret ediyor, kendisini deli gibi suçluyor, suçluluk hırsıyla aklını ve fikrini harap ediyordu.
Ağlayışında boğulmasına ramak kalmıştı, tehlikeli bir şekilde ağladığının farkında bile değildi. Burnu resmen hava girmeyecek şekilde tıkanmıştı ve kendini sıkarak, sesini çıkarmadan, hatta nefesini tutmaya çalışarak ağlıyordu. Gözünün önünü göremiyordu fakat ayakta dikilmeye devam ediyordu.
Yalpalıyordu, dizleri öyle titriyor ve acıyordu ki düşmemek için elini duvara doğru savurdu pervasızca fakat dizlerinin üzerine düştü. Avcunun içini soğuk duvara bastırıp bekledi bir müddet. İçli içli ağlamaya devam ettiği sırada nefes alamadığını hissetti, istemsizce dudaklarından bir hıçkırık firar ettiğinde kendine öyle öfkelenmişti ki duvara iyice avcunu bastırıp gücünü toparlamaya çalıştı ve birden felaket bir hiddetle duvara zayıf yumruğunu savurdu.
Nasıl olur da sesini çıkarma gafletinde bulunurdu? Nasıl olurdu da o her şeyden habersiz yatağında uyurken olanlardan bihaber olurdu, nasıl olurdu da nefesini bırakırdı?
Yumruğunu öyle tekinsizce, öyle hırsla savuruyordu ki hissettiği acı korkunç bir hâl almasına rağmen durmadı. Öfkeyle, acıyla, hırsla vurdu. 'Çıt' sesinin etkisiyle dudaklarından başka bir hıçkırık firar ederken acıdan kıvranıyordu. Buğulu gözleri duvarı kırmızı görmeye başlamıştı sanki, gözlerinin kanadığını düşündü. Öyle çok ağlamıştı ki gözleri kanamaya başlamış olmalıydı.
Yumruklarının duvarla temas eden sesinin arasına dış kapının da sesi eklenmişti fakat genç kız fark etmedi. Kendinden geçmişti; acıyı hissediyor gibiydi ama kendini durduramıyordu. Daha da mahvetmek istiyordu kendini, yok etmek istiyordu.
Boğazından kopan hıçkırıklar arttıkça kendine sinirlendi, gözleri gittikçe korkunç bir vaziyet almaya başlamıştı çünkü fazla kırmızıydı görüntüsü.
Kapının sert sesi yükseldi, genç kız bunu da duymadı. Koşturarak, yanına gelene kadar da üç kez düşen genç adamı da duymadı ve görmedi. Genç adam korkuyla genç kıza baktı, öyle korkutmuştu ki bu görüntü onu; titrediğini hissetti ve hatta hayatında ilk kez bayılacağını sandı.
İrileşmiş gözlerini kırpıştırıp kana bulanmış duvara ve ardından genç kızın yamulmuş, sanki batıp kanatmış gibi gözüken elinin üstündeki kemiğe baktı dehşetle. Kız berbat bir durumdaydı. Ailesinden kalan tek kişi, resmen gözlerinin önünde kana bulanmış gibi gözüküyordu.
Kendini toparladı ve hızla genç kızın koluna yapıştı yere çökerken. Kızın bedenini sıkıca tuttu ve genç kızın inanılmaz derecedeki güçlü 'elinden kurtulmaya çalışma' çabalarına direndi. Kollarını çapraz yapıp bastırdı.
Korkuyordu, korkudan hayatında geçirmediği ve hatta nasıl gerçekleştiğini bilmediği o ataklardan herhangi birini geçirebilirdi.
Korkuyordu, bir daha bu kızı bundan beter bir hâlde yakalarsa diye.
Korkuyordu, bu sefer yetişemezse diye.
Genç kızın ağlayışı, feryada dönüştü. Sesi evde yankılandı, çığlıkları ile hıçkırıkları acımasızca dans etti. Acısı arttıkça arttı, elini sızısı tüm bedenine yayılırken genç kızla dalga geçiyor gibiydi. Acısı katbekat artıyor ve genç kız buna engel dahi olamıyordu.
Yırttı kendini. Bedenini parçalamak istedi, ona sarılıp sıkan adam ise engel olmak için tüm gücünü serdi. Unutmayacaktı bu günü. Aklına kazıyacaktı, bir an olsun çıkarmayacaktı bu görüntüyü aklından, kuytu köşelerde kalmasına bir saniye dahi izin vermeyecekti.
Kalan tek yadigâr olarak gördüğü bu kızın, bu hâlini asla hatıralarından silmeyecekti; silemeyecekti.
♤
ESTÁS LEYENDO
YUVA YAPAN ŞARKI • Texting
Novela JuvenilEda: Kimsenin kullanmadığı bir ismi kullanıyorsun sürekli Altan: Bu senin için bir sorun mu peki? Eda: O anlamda demedim ama Altan: Ama hoşuna gitmiyor? Eda: Öyle de demek istemedim Altan: Demek istediğini açık seçik konuşamayacağın biri miyim? Eda...
