AVCININ ZAFERİ

23 3 0
                                        


Gece yine ayni saat, balık beni çagırıyordu. Gerekli ön hazırlıklarımı yaptıktan sonra motorumla yola koyuldum.Aslında motosiklet geçmişim hiç yoktu.Eski bir bisiklet sevdalısı ve tutkunu olarak birazda karşıydım ama levrek tutkusu beni motosikletle tanıştırdı. "İki teker özgürlüktür" Söylemi Motosiklet içinde geçerliymiş. Her geçen gün daha çok alıştığım bu yeni tutkuyla, levrek avına gitmelerim daha bir keyifli bir hal aldı. Bazı günler levrek olmayacağını bilsem dahi sırf motosiklete binmek için ava çıkıyordum. O gecede bu gecelerden biriydi. Dolunay yukarıda,tüm karanlığı bozuyordu. Dolunaydan ikimizde hoşlanmıyorduk. Rüzgar güçsüz ,essem mi esmesem mi diyordu.
Sahtemi yeni elden geçirmistim. Biraz kan ve üzerindekilerin bir numara büyügü ignelerimi takmıştım. Çantamı yere bırakıp sessizce adeta eve giren hırsız gibi parmak uçlarımda deniz kenarına yanaştım. Yeni geçen geminin dalgası çizmemin üstünü hafiften yalarken suyun soğukluğunu hissettim. Bu iyiye işaretti.
Her zaman ki gibi Besmele çekip sahteyi karsi kıyıya atacakmış gibi sol çaprazıma fırlattım. Akıntıya kapılan sahtenin kontrolünü almak için çevirdigim makinanın koluyla ipimi gerdim. Çok yavaş sarmaya başladığım makinamı,üç dört sarımda bir,hafif dokunuşlarla aksiyon verdiğim kamışın hareketi izliyordu. Tahmini on onbeş adım kala misinanın gerilmesiyle birlikte kamışın eğilmesi ve kolumda hissettigim inanilmaz ağırlıktan gelenin trofe olduğunu anlayabiliyordum. Kafa atışları, uzaklara gitmek istemesi,sıkı kalamaya rağmen dönen makina kafası ve son haddeye kadar eğilen kamış bana sekiz dokuz kilodan aşağı olmadığını söylüyordu. Kalamayı biraz daha açıp olabilecek iğne yırtılmalarının önünü kestim. Yeni iğnelerimi, klipsim ve arkasında sonuna kadar guvendiğim düğümümle bağlanmış ipim izliyordu. İğneler doğru yerlerdeyse O artık benimdi.
Levreğin gidip gelişi benim sarıp salmamla devam etti. Zamanı sorarsanız sanki bütün gecedir oltamın ucundaydı. Makinanın kolunu tekrar çevirmeye başladım, Artık bana doğru geliyordu iyice yaklasmıştı, aramizda altı yedi adım kalmıştı ki, o anda kocaman bembeyaz karnını gördüm. Kafası vücudunun üçte biri kadardı. Tahminlerimin doğruydu, en az 8 kiloydu bu yakışıklı. Artık ikimizde yorulmuştuk ben üç adıma çekiyor O beş adıma geri gidiyordu. Gecenin sessizliği bozulmuş,çırpınışları her çekişimde artıyordu. Sonunda ortada anlaştık.Dört adım kadar önümde duruyordu. Ateşkes ilan etmiş gibiydik. Bir gerginlik vardı ama ne O ne de ben hamle yapmıyorduk. İkimizde sakinleşmiş bir sonraki adımımızı düşünüyorduk.
Yapacağım iki hamle vardı. Birincisi, ilk hamleyi ondan beklemek, gitmek istediğinde kontrollü bir şekilde yormak. İkincisi onu tekrar çekmeye çalıştığımda tepkisini ölçmek, gelmiyorsa zorlamamak, geliyorsa temkinli bir şekilde kıyıya çekmekti.
Ben ikinci yolu seçtim, onun artık yorulduğunu ve geleceğini düşünerek geri yürümeye başladım ve aynı anda da makinanın koluna abandım. Burada düşündüğüm ama uygulayamadığım olay tepkisinin bu kadar sert olmasıydı. Son kozunu oynadı. ÖLÜM KORKUSU. Bu onun en güçlü silahıydı. Uyguladığım kuvvete verdiği karşılık daha güçlüydü. Bu yaptığımın hata olduğunu yüzüme fırlayan sahteyle anladım. Birden suyun üzerinde bir kuyruk ve şapırtı sesiyle öylece arkasından baktım. Vücudumdaki gerginlik o an yerini hayal kırıklığıyla birlikte hazin bir çöküşe bıraktı. Kendime kızgınlığım geçtikten sonra yüzümde bir gülümseme ile oltamı ve çantamı toparlayarak onun gibi ama yenilmiş olarak, evime doğru yol aldım. O kazanmıştı. Bu sefer Tebrikler Onundu.
Tebrikler Tebrikler Tebrikler...

Soner

Levrek HavasıWhere stories live. Discover now