-Bir-

0 0 0
                                        

Ben Nehir Özer. Ailesinden tek bir kişi kalmayan biri. Kendimi katil olarak görüyorum çünkü annem beni doğururken öldü.

Belki de tek kişinin katili de değildim. Annem olsa babam bize şiddet hiç uygulamazdı belki. Ablam vefat etmezdi. Resmen hem ablamın hem annemin katiliydim. Evet ablamı hem annesiz bırakmıştım hem de hayatını elinden almıştım. Benim için kendi hayatından vazgeçti. Fedâkar ablam...

Şuan da dışardan 23 yaşında duygusuz biri olarak görülürüyorum fakat içimde hâlâ bir çocuk var. Bu çocuk 10 yıl önceye kadar çok mutluydu. Ta ki 13 yaşında ki ablam ölesiye kadar... Babam o zamanlar fazla alkol kullanırdı ve uyuşturucuya başlamıştı. Yine bir gün ablam okuldaydı. Ben eve erken gelmiştim ve babam eve gelcek diye tirtir titriyordum. Ve korktuğum başıma geldi. Sallana sallana içeriye girdi. Beni bayıltasaya kadar vurmaya devam ediyordu. Zaten her yerim mosmordu vurdukça acıyordu ama bir süre sonra acı duygusu benim için yoktu.

Çünkü algılamıyordum...

Gözlerim kapanırken ablamın geldiğini görmüştüm. Daha sonrası bulanık... Silah sesini duyduğumda gözlerim tamamen kapanmıştı. Uyandığımda hastane odasındaydım. Başımda hemşire vardı. "Ablam nerde?" dedim. "Ablan yan oda da." Hemen görmek istiyordum. "Görebilir miyim?" dedim. "Maalesef canım." "Ne zaman görebilirim?" "Uyandığında." dedi. "Tamam." Saat 14:30 olmuştu. Fakat ne gelen ne giden vardı. İyi olduğuma göre dışarı çıkma kararı almıştım. Yan odaya girdiğimde kimse yoktu. Hemşire hanım yatağı düzenliyordu. "Merhaba. Burada Ezgi Özer diye birisi yok muydu?" dedim. "Evet, morga kaldırıldı." dedi.

Morg neydi?

Hatırladım. Ölülerin götürüldüğü yer. 11 yaşındayken morg ne demek tam anlamıyla bilmiyordum fakat ölülerin götürüldüğünü biliyordum...

"Ö-öldü mü?" Gözlerim dolmuştu.

"Özür dilerim tatlım biliyorsun sandım. Gel otur su vereyim." dedi ama kulaklarım çınlıyordu anlamıyordum. Daha sonrası karanlık...

Babam yaşıyordu fakat hapise girmişti. Geçen sene cezaevinde öldürdüğü haberi gelmişti.

Ablam öldükten ve babam hapise girdikten sonra İzmir'de ki teyzem bana bakmaya gönüllü oldu. Eski evimi özlüyordum çünkü evimiz ormana yakındı. Her kötü bir şey olduğunda oraya giderdim. Ablam vefat ettikten sonra da gitmiştim. Orada biriyle tanışmıştım ama hatırlamıyorum göz rengi dışında. Benim gözlerime benziyordu yeşildi gözleri. O günden sonra hiç görmedim İzmir'e gitmiştim zaten. 8 yıl teyzem de kaldıktan sonra bir işe girip çalıştım.

4 yıldır kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Psikoloji okuyorum.

Belki psikolojimi düzeltebilirim diye.

Eski evimizin yakınlarında bir ev aldım. Sırf ormana gidebilmek için. Orası benim mutluluk kaynağım gibiydi. En azından üzüntümü azaltıyordu. Babam oraya gitmeme kızardı. Ablama haber verirken orman demek yerine. Meşcereye gidiyorum derdim. Orman anlamı vardı. Derste öğrenmiştim. Hayatım Meşcere ile ev arasında geçiyordu. Meşcereyi benim için daha da özel kılan şey Nehir'i olmasıydı. Oraya girince rahatlıyordum. Su çok rahatlatıcıydı.

🌊

Okula yeni varmıştım. Öğretmen içeriye girdi ardından tanımadığım bir çocuk girdi. "Kusura bakmayın hocam. Yeni geldim okula." dedi. "Önemli değil. Adın neydi?" "Aren." diyerek sınıfa doğru baktı. İlk fark ettiğim yeşil gözleri oldu.

Çok tanıdık gelmişti. Ama çıkaramıyordum...

Kimdi o?

Bölüm Sonu•

                          (Nehir Özer.)
Aklımda canlanan kız bu. Siz istediğiniz gibi hayal edebilirsiniz. Meşceresinde çekilmiş bir fotoğraf ksmskmsks Beğendiniz mi? Uyuyor mu? Aklınızda ki modelleri yazarsanız sevinirim 🥰🤍✨

Selamm. Yeni kurguyla karşınızdayım. Umarım seversiniz.

Sizce yeşil gözlü çocuk kim?

Bölümü emojiyle ifade edin.

Oy verirseniz sevinirim. 💙

Instagram; haziraninherasi

Você leu todos os capítulos publicados.

⏰ Última atualização: Aug 12, 2023 ⏰

Adicione esta história à sua Biblioteca e seja notificado quando novos capítulos chegarem!

MEŞCEREOnde histórias criam vida. Descubra agora