Plan ve Olan

3 0 0
                                        

Yaz ayının sabahında telefon bildirimi ile uyanmıştı.İzin gününün son günüydü. Çilay yatağında keyif günlerinin son damlalarını yaşıyordu.Köpeği Çilay'ın üstüne atladı.Normal bir günün başlangıcı sayılırdı.Balkona çıktığında, tek bildiği baba parası yemek ya xa abisinin şirkette kazandığı milyonları altında ezmek olan Sera Çilay'a bakıp modası geçmiş siyah güneş gözlüğünü indirip sinirli bakışlarını,Çilay'ın dört bir tarafını saracak şekilde atıp Çilay'ın binasına girdi.Meseleyi idrak eden Çilay oflaya oflaya kapıyı aćtı.

-Yine ne istiyorsun Sera?Abinle evlenmiyeceğim!Bunu o paradan başka bir şey algılamayan olmayan beynine sok!(diye bağırdı)

-Anlamıyorsun galiba sen,abim aşkından 2 aydır felç geçirme olasılığı var!Sen onu hak etmiyorsun ama neyse...

-Sen git evlen olmuyor mu?

-Pardon da kıt mısın Çilay?

-Sen sevmediğin biriyle evlenmeyi ister miydin SERA?!!

Sera bu çıkışmadan sonra "Öyle mi?" Dedi ve Çilay'a sprey sıktı.Başı dönüp bayılan Çilay'ı koruma arabaya kadar taşıdı.Hayatta hiç kimsesi olmayan Çilay,en azından hayatının geri kalanında mutlu olmak isterdi. Ama bu belki de onun için imkansız sayılırdı.Uyandığında üstünde hâlâ pijamalarla bulmuştu kendini.Ama evinde değil sadece beyaz bir yatağın suyun ve çelik bir bardağın olduğu bembeyaz odada.Gözleri fal gibi açmasına yeterliydi.Kapıya koştu ve sert tekmeler attı.Bir süre sonra ayaklarını hissetmemeye başlamıştı.Yorulup yatağa kıvrandı.Sonra Sera içeri girdiğinde lüks topukluları vizyonsuzluğunu ortaya koymasına yetiyordu.

-Nasılsın kaçak?
-Kaçak değilim ama burada kalmaya devam edersem cesetleriniz bulunduğu an kaćak olucam.İstemezsin değil mi?
-Psikopatın tekisin!RUH HASTASI!
İçeri beyaz üniformalı bir adam girmişti.Çilay korkmuştu Serat geldi diye. Ama Serat ayağa kalkamayacak kadar hastaydı.Aslında doktor durumunun iyi olduğunu ama yemek yemeyerek kl

ötüleştirdiğini dile getirdi.Çilay'ı iki koruma kolundan tuttu ve Serat'ın odasına götürdü.Gözlerini açtı Serat,Çilay'ın kokusunun odaya sindiğini görünce.Gözleri elmas gibi ışıldıyordu. Onu görmek Serat için bir ömre bedeldi.Çilay'a dokunmak istiyordu ama Çilay izin vermiyordu,ona bakmıyordu bile.Bu Serat'ın moralini bozmaya yetiyordu zaten.Derha Bey,ona çorba içirmesini diledi Çilaydan.Yapmazsa ömür boyu o odada kalacaksın tehtidi ile sarılmıştı etrafı.Bundan nefret ediyordu.

-Peki,içireceğim o çorbayı ama benim yakamdan düşüceksiniz.
-İçir ona göre bakarız Çilay Hanım.

Kaşığı tabağa uzatırken içinde zehir olma duaları ediyordu Çilay.

-Neden beni istemiyorsun?
-Yok bir de "Beni beni Serat'ını" de tam Bihter Ziyagil ol tövbe!
-Espirilerin beni yakıp kavuruyor biliyor musun?
-Senin içinde olmadığım için duygularını kontrol edemiyorum ama elimde olsa benim üzerimde ki tüm güzellikleri sökerdim de olmuyor.
-İstesende yapamazsın.Seni öyle seviyorum.
-Bende nefter ediyorum. Böyle mafya tarzı davranınca kusacak kova arıyorum.

Bu sözlerden sonra kaşığı sertçe ağzına doğru götürdü.Tabak bitti Çilay'ın işkencesi-onun için işkence-bitti.Odadan çıkarken "Nereye?" Diye seslendi Serat.

-Eve gidiyorum?
-Seni bırakıcağımımı zanettin?
-Zanettim,neden ki?
Serat,yataktan kalktı ve üzerine yürüdü kapıyı açtı ve onu odaya götürmeleri için korumaları çağırdı.Her kitapta olan korumalar ona acıyordu.Ona yardım etmek istiyolardı ama onun bedeli ağır olurdu.Gece onu başka odaya aldırdı Serat. "Evde serbestsin." Bu sanki onun bir tutsak gibi kaldığını anımsatıyordu.

-2 gün sonra-
Evi iyice turlamıştı Çilay.Kaçış planı yapmak için odasına gitti. Serat evde yoktu +1 point.Sera da akşam yemeğini dışarda yemeye gitmişti evde o ve görevli hizmetliler vardı.Odasında fare var die bağırıp 5 hizmetliyi odaya attı ve kilitledi."Odada fare bulunana kadar buradan çıkarmazsınız."Şartı koştu.Oradan mutfağı meşgul etmek için atıştırmalık istedi.
Bahçeye çıktı bardak kırıp "hırsız var!" Diye bağırdı. Serat Beyleri Çilay'ın dediklerini ikiletmiyeceksiniz emrine uymak suretiyle sesin olduğu yere koştular. Arka bahçeden sızmayı başarmıştı.Çalıların ardına gizlenip bekledi. Serat'ın adamları dağılınca saklandığı yerden çıkıp koşmaya başladı.Aynı Sindirella'da olduğu gibi boynuna doladığı şal rüzgarla beraber savrulmuştu. Sedat'ın kovduğu adamı şal'ı görmüştü.Çilay geriye almaya giderkenEran'ın fulara uzanan teniyle boğuşmuş ve galip gelmişti.90lar havası eserken Çilay bu havayı dumanladı ve fuları alıp kaçtı.Eran peşinden topukladı ama onu Sedat'a vermek için değil onu kurtarmak için...

-Beni ona mı vereceksin? Dedi bıkkınlık ve sessizlikle.
-Hayır.Seni kendime alacağım,dedi şakacı gülüşüyle

-Benimle oyun mu oynanıyor?
-Bak hanımefendi.Ben az önce telefonda atıldım.Seni kurtarmaya yeterli bir sebep değil mi?Eğer burada beni yargılayacaksan birazdan seni bulacaklar.
-İyi tamam.Ama unutma gideceğim yerden sonra ayrılıyoruz!
-Tamam hanımefendi.

Eran,arabasına atladığı gibi hızlıca oradan ayrıldı.Çilay ise belkide bilmediği duaları bile ediyor bir biçimde arka koltukta saklanmıştı.O iki gün onun için sadece bir kabusdu.Komadan farksız. Sedat'ı sevmeme sebebi ise çok fazla darlayan ve istediği,istediği zamanda kalır başka zamanda umursamaz bile.Onunla bir dönem çıkmıştı ve bundan pişmandı.Başlarda hoşlanıyordu ama hal ve tavırları nedeniyle soğumuştu ona karşı kalbi. Biraz sonra şirketin önünden geçtiler ve Çilay hemen"SON HIZ GİT!"diye bağırdı. Eran 5 dk da uzaklaşmıştı şirketten ama nereye gidiceklerini bilmiyordu.Çilay takla takla üstüne ön koltuğa geldi.Eran'ın gözlerine iyice baktı:

-Ya sen hep mi böyle dağınık saçlarla geziyorsun?
-Bilmem.Dikkat etmiyorumdur.
-Sedat seni neden kovdu?
-Senin burada kalmaman gerektiğini söyledim de ondan.
-Benim yüzümden işinden oldun.
-Sıkıntı değil.Ek işlerim var benim ve büyük kocaman bir birikim.

Sedat, nasıl bikmiyordu ama Çilayın kaçtığını öğrendi.Çok sinirlenmişe benziyordu ki koca masayı kırdı.Bunlar böyledir kırmak sters attırıo onlara.Bazen eşya bazen kalp. O anlayana kadar Eran ile Çilay Şehir dışına çıkmıştı bile:

-Şimdi nereye gidicez?
-Bilmem,annen veya babanın evind gideriz köy falan?
Çilay cevapsız bir şekilde sustu.
-Annem ve b-babam öldü benim.Kimsem yok benim.
-Ö-özur dilerim Çilay bilmiyordum-
-Sıkıntı değil ama kuzey taraflarında bir şehre gidelim.Sonuçta Güney-Doğu'dayız.

Sedat ve adamları dört bir yandan Çilayın peşindeydi.Şuan onlar için kaçak sayılırlardı.Adamları, bir taş bırakmayıp arayıştalardı.Onlar sadece şehri arıyolardı ama Çilay ve Eran çoktan kurtuluş dedikleri yere yol almışlardı.Eran orada bir ev kiralayıp iş bulma konusunda kararlıydı ama Sedat o kararlara ömür boyu çizik atacaktı...


Aradan 3 gün geçmişti.Sedat aramaktan bıkmıştı güney doğusundan tut batısına tüm güneyi aramıştı. Ama nafile.Sera kuzeyi aratıyordu ve oradaki şirkette biraz zaman harcıyordu.Çilay ile Eran evden çıkmadan tüm etrafı camdan gözetleyip çıkıyordu. Bu böyke devam edemezdi ama değiştirilebilirdi.Çilay'ın kalbinde ki kıprantının sebebi korkuydu onun için. Ama belkide daha başka şeylerdir diye yoklamak yerine,Sedat'tan kaçmayı seçiyordu.Belki de kalbindekini yoklaması en iyisiydi ama bu ona boş gelen sözcüklerden bir kaçıydı "Aşk,hoşlantı,sevgi..."gibi gibi AŞK denince akla gelen herşey. Onun için aşk hevesti ama bilmiyordu ki ileride aşkı için ölecek bir çok insanın olduğunu bilmiyordu belki.Eran ailesiyle iletişime geçmeye çalışıyordu ama umursamadan yüzüne kapatan bir ailesi olduğunu hep unutuyordu. Ailesi için işe yaramaz biriydi. Önemsiz ve dahası. Ama onlar her zaman onun ailesi olarak kalacaktı
Eran akşam Çilay'ın pencereden yıldızlara bakarak ağladığını görmüştü.Çok samimi değillerdi ama bir arkadaş olmayı başarmışlardı.
-Çilay?Nedir bu incilerin kayıp dökülmesi?Ne değerlidir bilmez misin?
-Eran?Sen bunların ne kadar harcanıp bozdurulduğunu bilmez misin?
-Neden bu kadar ağlıyorsun anlamıyorum?
-ANLAMAZSIN SEN SENİN YANINDA DURACAK ANNEN VAR BABAN VAR!SEN BEN OLAMAZSIN BENİM GİBİ OLMAN İÇİN AİLE NEDİR BİLMEMEN GEREK!
-Ben özür dilerim aslında-
-Ne aslında?Babasız annesiz bir muhtaca yardım etmek sevaptır dedin değil mi?Sırf ona inat değil mi-
-HAYIR DEĞİL-
...
-Ben sesimi yükselttiğim için üzgünüm.
-Hayır,bence içini dışına döktün.
-Neden böyle yapıyorsun?Ben seni anlamıyormuş gibi, sana yardımcı olmak istemiyormuşum gibi davranıyorsun?
-Haklısın,ben kimim ki?
-Sen kendine güveni olmayan ama bir o kadar güçlü ve göz kamaştırıcı birisin. Seni görünce herkes nefesini tutar ama ben kalbimi...
Çilay gözlerini kapatıp ellerini yumruk yaptı. Eran ondan uzaklaştı ve kapıyı kapattığı gibi evden gitti. Parkta yürürken kahverengi gözlerinin şişip göz yaşı dökmesi,ayın da duyguları olmadığı göstermez.Ay o manzarada ışığını Güneş'e teslim etmek için hazırdı. Ay bir yandan da balkonda çömelmiş başını tutup haykıran belkide bir çukuru göz yaşı ile dolduran ve hayatta ailesini asla affetmeyecek olan Çilay'ı izliyordu. Çaresizlik ve yalnızlığın yarattığı bu manzarada biraz da pes etme duyguları vardı. Elleri artık halatı çekmeyi bırak tutamayacak kadar bitkindi kalbi ve beyninde dolanan düşünceler gibi. Bitkinlik ona çok şey anlattı ama acısını vererek öğretti.

Kamu telah mencapai bab terakhir yang dipublikasikan.

⏰ Terakhir diperbarui: Aug 05, 2023 ⏰

Tambahkan cerita ini ke Perpustakaan untuk mendapatkan notifikasi saat ada bab baru!

BordoTempat cerita menjadi hidup. Temukan sekarang