Başlamadan önce yazar notu;
Ben marvel'ın hakkında çok şey bilmiyorum ve bu bir kaç konuyu karıştırmama sebebiyet verebilir. Geri açıp tüm o bilgiyi almak için fazla tembel olduğumdan da, kafamda kendi kendime tamamlayacağım. Ancak merak etmeyin, bu iyi olucak.
(Ayrıca Morgan'ı yok etmeye karar verdim. Bana istediğinizi deyin, o kızı sevmiyorum.)
Unutmadan, hüzünlü şarkılarla dinleyin derim. Ben o şarkılarla yazdım ve böyle ficleri okumak için arkada birşeylerin olması güzel oluyor.
Öyleyse, size şu acı-tatlı hikayeyi sunmama izin verin.
Başlığı her ne kadar çok salakça gelse de, Bir Baba süt almaya gidip dönmediğinde!
(Bu kitabın ilk ismi. Çok salakça denildiği için değiştirmiştim...)
•°•
Tony, bir çok açıdan insanları önemsemezdi.
Bu yüzden şirketi ilk başlarda silah satmaya devam eder, Wanda'nınki gibi yok ettiği hayatları umursamadan evinde -açlık çeken yaralı insanları önemsemeden- gönül rahatlığıyla uyuyabilir, ya da geceye göre sevişebilir, sadece o kullandığı eşyaların parasının yarısına sahip olsa insanların hayatlarını kurtaracak eşyalarla eğlence için arabalar inşa edebilirdi.
Bunun için bir çok mazeret önerebilirdi o zamanlar. Baba sorunları, basının onun küçüklüğünden beri peşini bırakmaması, alkol problemleri, şirket baskısı ve çok daha fazla şey. Ancak hiçbiri kabul edilemezdi ve bunu ona hayatın anlamını öğreten arkadaşının tabiriyle, "yürüyen ölü" olduğu zamana kadar anlayamamıştı.
Afganistan'da, yanında taşımak zorunda kaldığı o zevkine göre fazla büyük makine ile dolaşırken, hayatının yakında biteceğini biliyordu. Umutsuzluğu biliyordu. Diğer adam ona ailen var mı diye sorduğunda ve cevabı hayır olduğunda yaşamak için bir sebebi olmadığını da biliyordu.
Ama Ho yinsen ona kendi ailesinin varlığından bahsettiğinde, işte o zaman ilk defa başka birini umursadığını, hatta umursayabildiğini fark etti.
Çünkü diğeri bunu hak etmemişti. O dışarıda olmayı, kibrinde boğulan bir milyarderin ömrünü uzatmak için zorlanıp sonrasında binlerce insanın hayatını alacak bombalar yapmayı hak etmiyordu.
Onun işleri farklı görmesini sağlayan adamın, vücutlarını yakan Afganistan güneşi yerine güzel meltemlerle kendini özgür hissedebileceğin evinin güneşi görmesi gerekiyordu.
Böylece Tony işe koyulmuştu. Ancak tabii ki, şimdilerde tanıdığı bir gence benzer bir özellik olarak onun şansıda asla iyi olmazdı.
Ho yinsen, Tony uğruna ölmüş ve ailesi ile kavuşmuştu.
Geri döndüğünde, suçluluk duygusu, kurtulmanın verdiği mutluluğun altında ezilemeyecek kadar çoktu. Öyle ki, hemen bir basın toplantısı düzenledi ve şirketinin ana geçim kaynağını kesti.
Bunun gerekliliğini, daha sonralarında, yıllardır sadakatle yanında kalan, ona katlanabilen nadir insanlardan biri olan Pepper ile öğrendi.
Tony, Pepper'ı severdi. O, gerçekten önemseyebildiğini hissettiği hatta sayesinde önemsendiğini hissettiği kişiydi. Onun yanında, bu tür insanlara zarar gelmesindense ölmeyi tercih edeceğini fark etti. Hatta belki onların peşinden tıpkı Ho yinsen gibi gidebileceğini.
Pepper'ın varlığı bile bir zevkti ve o hep öyle kalacaktı. Onun yerini kimse ve hiçbir şey alamazdı. Ancak sonraki yıllarda, sevgisini, ilgisini ve dikkatini hak ettiğini düşündüğü başka insanlarla da tanıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Önemsemek Ve Önemsenmek
FanfictionTony Stark'ın insanları umursama ve sevme dersi. Irondad. Biraz üzücü. Eski isim ; Bir Baba süt almaya gidip dönmediğinde
