bir manyağın amacı yoktur

10 1 0
                                        

Elim titriyor, alnımdan terler su gibi damlıyor, yeterince ölmediğimi hissediyordum. İnancım boşa çıkarsa bildiğim, inandığım herşey beni kendi elleriyle bıçaklıyacaktı. Emin olmadan attığım bu adım gençliğimin sonu olması düşüncesi deli ediyordu ama bu iş için iki kere düşünmek için vaktin yoktu. Çünkü ben kim yerim çantama  ustalıkla sakladığım bombayla tam 12 dakikadır başkanın karşısında oturuyordum. Tamam karışık oldu ben en başından anlatcam. Ben kim yerim 16 yaşında siyasetle kafayı bozmuş aptal bir ergenim ve bu yaptığım planın işe yaram ihtimali bile yoktu. Üzerimde bir bombayla başkanın karşısında oturuyor  olmam bile siyasilerin ne kadar aptal olduklarının kanıtıydı. Çünkü onlar sadece yalan haberlerle, sarışın sürtüklerle ve sansürlerle ilgilenirlerdi. Ama şu an karşımda Kore'nin 20 yıllık başkanıyla oturuyordum.

Yeoreum.

Güzelmi güzel bu kadın salağın tekidir. Garip, bu kadar yıl bu ülkeyi nasıl yönetmişti anlayamıyorum.

"Demek öğrencisin. Notların nasıl bakalım?" Konuşmasıyla kendimi boşluğa tanıtmayı bırakıp samimi gülüşüne karşı konuştum. "Evet efendim lise öğrencisiyim ve notlarım gayet iyidir" bonbanın 4 dakika sonra patlayacağını hatırlayınca gerildim.

"İzninizle tuvalete gidebilir miyim?" "elbette tatlım sormana bile gerek yok" tekrar gülümseyip bana baktı. "Çantamı alamama gerek varmı orada koyacak yer varmı?" Onunda biraz kortuğu belliydi ama iyi bir yalancıydı. Bütün siyasetçiler yalancıdır."sorun değil elbette sana güveniyorum" diyince masummuş gibi gülüp odadan çıktım. Koşsam cokmu dikkat çekerdi yoksa tavana kuvvet kaçsamıydım? Götüm yemiyordu. Başkanlık sarayındayım ulan elbette fark edilirdi. Heryerde koruma asker vardı. Koridorun en sonundaki tuvalete doğru hızlı adımlarla giderken bahsettiğim askerlerden biri geldi. Uzun, esmer, güzel göz, maskülen tavrı ile önümde bir afet duruyordu. Vay be.

"Niye koşuyorsun küçük, yoksa başkan sizi rezilmi etti hmm?" "Bilirsin kızsal meseleler" gülümseyip yanından geçip gittim. Arkamdan ona bakmasaydımda onun şok olmuş ifadesini sezebiliyordum. Hemen tuvalete girip kapıyı kapattım. Elimi çabuk tutmalıydım yoksa aptal sarışınla beraber bende patlayacaktım. Gördüğüm o pencereye sanki pandoranın kutusunu görmüş muamelesi yapılıyordum. Boyum keşke biraz daha uzun olsaydımda bu kadar zıplamak zorunda kalmasaydım. Sonunda lavabonun üstüne çıkıp atladım. İşe yaradı. Camı açıp kurtarıcı isa edasıyla ne kadar yüksek olduğuna bakmadan atladım. Keşke baksaydim. Bütün kemiklerim kırılmış olabilirdi şuan. Ayağa kalkıp ne kadar acısada umursamadan ayağa kalkıp koşmaya başladım. Öyle bir koşuyordum ki yanımdan at geçse geçerdim. Gözler kapalı koşuyordum ki karşıma çıkan şeye özür dileyip koşamaya devam edemeyeceğim kişiye çarptım.

Uzun asker

be afraid -joyri-Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin