Finaline geldiğim kitabın ilk bölümünü atmak nasıl bir his anlatamam:)
Yorumlarınızı, oy atmayı unutmayın...
1. BÖLÜM - KAN MI, GÜL MÜ?
Bak bu dağlara..derdi büyükler bu dağlarda ne sevdalar yürek kurdu. Baka baka eridi gitti dünyadan, bu dağlara yürekler.
Şu görünen dağ kadar uzak mıydı sevdası? Yoksa o dağ kadar mıydı yüreğine dahi sığmayan...
Dağın karı eksik olmazdı, bu yüreğinde ki de belki de buydu. O dağın karıydı bu yüreğinde ki.
Fakat ne dağ kardan ne de kar dağdan haberdi.
Erimeyen gitmeyen bir kar hiç mi sormaz, ey dağ razı mısın benden?
Peki ya dağ? Hiç mi git artık demez kara, bu kadar mı çok sever sever ki istemez korkar gitmesinden. Hiç mi bıkmaz, bıkmaz ya bıkmaz işte...
Bu da sevda ne git dersin gider ne bit dersin biter. Buz gibi soğuk ama dağsın sen karda yağacak üstüne, kırağı da vuracak yenu yetmiş gonca güllerine.
Elinde duran sırdaşı olan beyaz kapaklı deftere sevdalısıymış gibi bakarken ona seslenen yengesi'nin pat diye odaya girmesiyle yüreği ağzına çıkmıştı.
Bu buhranlı halden bıçak gibi kesilmişti bir anda, " Kız sen beni deli mi edeceksin! "
" Duymamışım..."
" Kolu komşu duydu sesimi! Bir sana ulaşmadı, değil! Kalk yürü çarşıya gideceğiz! Büyük ana bekliyor! "
" Gelmek istemiyorum! Babam atlarla ilgilen dedi veteriner gelecekti..." O sözcüklerini teker teker dile getirirken sesi git gide yitirdi varlığını.
Yengesi söylediklerinden hoşnut olmayıp yanına yaklaştı. " Büyük ana sana demedim mi o atların işi senin değil diye! "
" Kırbaşa bakmak için..."
Bakışlarını biraz daha gözlerine dikti, " Sana soran oldu mu? İstiyor musun diyen? " Rojbin sessizce kalakalırken gözlerine baktı.
" Sen de sormamıştın değil mi?..." Demesiyle yüzüne inen tokatla başı sola yattı. Tekrar bakışları onu bulurken. " Senin bu gözlerini var ya oyarım! Bir daha bana...ona bakamazsın! "
Şehadet parmağı şıngırdayan bilezikleriyle bir küçük kareye sığmış abisini işaret etti.
Rojbin başını gülümseyerek önüne eğerken dudağını ısırıyordu gözlerinin dolmaması için direniyordu, onun üstüne yürüyüp gözlerine dimdik baktı, bu koyu kahvelerin ardında ne bataklıklar vardı, yüreğindeki okyanusu bile bulandırmıştı.
Bu yüze bakarken tek hissettiği şey midesinde ki ağrıydı." Sen ne anlarsın, daha doğmamış bebeye kıyan...sendin! "
Yengesinin gözleri yerinden fırlayacak gibi oldu. Ona doğru gelecek gibi olduğunda ona doğru ilerleyip burnunun ucunda durdu genç kadın, " Seni yedi cihan şahidim olsun öldürürüm bir tırnağını bile bulamazlar Rojbin! " Sesinde ki o korkuyla neşelenmişti ama doğmamış bebeğin günahı öyle kolay çıkmazdı. Çıkmayacaktı! Abisinin ahından babası ne kadar kaçmıştı ki, o ne kadar kurtulacaktı?
" Sana dedim! Dedim değil mi? Bu eve geldiğin ilk gün söyledim! Gözüm senin üstünde diye! Ağabeyimi sevdiğine hiç inanmamıştım zaten! "
" Öyle mi...Roj hanım! Madem çok seviyordun benden fazla..." Rojbin gözlerine dimdik onu izlerken soylediğiyle dumur olmuştu " Biraz da abinin üstünde olaydı ya, o gözlerin! "
Odanın kapısı açılmasıyla içeri babaannesi Nevroz ana girdi. Rojbin girdiği şoktan bir anlık irkilmeyle kurtulurken hâlâ şaşkındı bir kadın nasıl bu kadar kötü olabilirdi!
ВЫ ЧИТАЕТЕ
GÖNÜLDE KOPAN AĞIT
Художественная прозаBu da aşkın Töresiydi... ROJBİN ZERYA TAŞKIR & BERZAN ARIKAN Bir iftira ile iki gururlu kalbin çatışma hikayesi... GÖNÜLDE KOPAN AĞIT, GÖNÜLDEN AĞIR... ~GÖNÜLDE KOPAN AĞIT~ Kurgu tamamen şahsıma a...
