Sabah mustafa'ın bir hışımla üstüme atlamasıyla uyandım, neşeli hali beni güldürürken gıdıklamaya başladım kahkası odaya yankılanıyorken kendinden geçiyordu.
" Abla, abla yapmasana yaa" diye homurdanıyordu sahte bir sinirle.
"Tamam, tamam bıraktım" dedim teslim olurcasına iki elimi havaya kaldırırken.
Hemen kaçtı odadan,
Yatağımdan doğruldum pencereye baktım saat yedi buçuktu, güneş ışınları odayı o kadar güzel aydınlatıyor du ki hayatıma rağmen. aldığım her nefesin zehir olmasına rağmen yinede şükrediyordum.
Ne! ben geç kalıyordum. hemen banyoya kaçtım işlerimi halledip çıktım. salona girecekken üvey annem sevilayın sesini duydum yanında da kardeşi Faruk abi vardı. abi dediğime bakmayın ayyaşın teki. babamın evde olmadığı zamanlar evimizden çıkmaz.
Odama geri dönüp eşarbımı taktım üzerime uzun kollu bir hırka aldım ve salona çıktım
"Oo bizim güzel uykusundan uyanmış bakıyorum" dedi pis pis sırıtırken, cevap vermeden tam gidecekken üvey annem,
"Aden hanım tenezül edip cevap da vermiyor artık" sert sesiyle.
Hayır sabah sabah ne bu öfke anlamıyorum ki. İç sesimi de susturup cevap verdim
"dün işten geç çıktım ondan sabah uyanamadım erkenden" dedim
"Çok konuşma da kahvaltı hazırla senin keyfini mi bekleyeceğiz" emrimizi de aldığımıza göre marş marş mutfağa, mutfağa girecekken gereksiz bir ses duydum Faruk abiydi bu
"Bir bardak su getir bana" diye bağırdı arkamdan, mutfağa girdim su koydum ocağa dolaptan kahvaltılıkları çıkardım tepsiye dizdim bir bardak su doldurdum ki mutfak dolabında fare zehri ilişti gözüme, sessizce "şimdi bunu alıp suya katmak vardı ya neyse katil olmayalım şimdi hafız olacağım daha ben" içime kaçan sesimle söylenirken ,
Tepsiyi salondaki masaya bırakıp suyu alarak gereksizin önünde durdum. suyu uzattım alması için bir anda elime dokundu panikle gözlerim büyürken elimi kaçırdım
Koşar adım mutfağa girdim ,
Göğsüm aldığım nefesle şişip iniyor boncuk boncuk terliyordum. korkuda çabası, derin derin nefes alıp sakinlestim çayı demleyip bardakları alacağım sırada bacaklarıma sarılan minik beden irkitti beni, Mustafa sıcacık gülümsemesiyle "günaydın abla"dedi sanki sabah üstüme atlayan o değildi.
Sıcacık gülümseyip yanağından öptüm "günaydın bal" dedim bardakları ve çayı alıp salona gittim masa hazırdı herkez ayaklanıp masaya oturdu Sevilay abla evet ona abla diyordum çünkü hiç bir zaman annem olmadı olamaz da zaten "dün maaşını alacaktın, ver parayı" dedi emreder gibi sabır çektim icimden. az sabır az sabır hafız olana kadar sabret Aden sabret. Diye nutuk çekiyordum içimden.
"Dün değil bugün alacağım maaşımı dedim"
"İyi aldığın da doğru eve, biraz alışveriş yapalım ama değil mi" dedi alaylı bir ifadeyle gereksiz bana bakıp pis pis sırıtıyordu
İtiraz ettim hemen.
"Mutfak alışverişi yapacağım, yetmez senin alışverişine"dedim Mustafa'ya peynir uzatırken.
Sinirle bağırdı "getir dediysem getiriceksin ne yapacağıma ben karar veririm, seni bu evden kapı dışarı etmiyorsam bir işe yaradığın için" umursamayıp kahvaltımı yaptım aksi taktirde hafızlığım bitene kadar sabretmeliydim , hele bir hafız olayım kendim terkedecegim bu evi söz Sevilay.
Ayaklandım odama gidecekken Sevilay abla durdurdu beni "sofrayı topla sonra git"
"İşe geç kalıyorum sen topla Sevilay abla" dedim isyan ederken
Ayağa kaltı "topla dedim"
Deyip televizyon karşısına geçti yine içimden söylene söylene hızlıca toparlayıp odama gittim.
İçime kolsuz bir tişört altıma bir eşofman üzerime uzun siyah feracemi giydim başıma eşarbımı da bağlayıp çantamı ve anahtarı da alıp odadan çıktım,
Kapıya ulaştığımda ayakkablarımı giyerken Faruk abi geldi yanıma hafif sırıtırken
"Seni işe ben bırakayım Aden"dedi
"Yok Faruk abi ben arkadaşımla gideceğim sağ ol" deyip çıktım hemen bu adamla aynı havayı bile solumak iğrenç.
20 dk lık yürüyüşün sonunda durağa vardım arkadaşım doğa bankta oturuyordu. onunla aynı markette kasiyerdik evi evimizden biraz uzaktı ama aynı durakta buluşup işe gidiyorduk,
"Selamün aleyküm doğa'm" dedim tebessüm ederek
"Ve aleyküm selam aden'im"deyip karşılık verdi sarıldık birbirimize. beni anlayan her daima yanımda olan can dostum, herşeyimi bilirdi bana destek olurdu hep.
"Yine geç kaldın o çiyan Sevilay yine sofrayı toplatti sana değil mi" kısılan gözleriyle bakarken
"Aman boş ver her zaman yaptığım şeyler, keyfimiz kaçmasın şimdi" dedim elimi havada sallayarak, bu sırada servis gelmişti binip kartımı okuttum ve boş yer bulup oturduk.
💓💓 Selamün aleyküm ballar , bölüm sonu, nasıl buldunuz aslında biraz heyecanlıyım İlk kitabım, lütfen desteklerinizi esirgemeyin.
2. Bölümde görüşmek üzere Allah'a emanet olun👋
⭐'a dokunmayı ve ve yorum yapmayı unutmayın, hoşçakalın 💓
VOCÊ ESTÁ LENDO
KÖRDÜĞÜM'ÜM
AçãoPoyraz sevdiği kadını izledi. uzun uzun. Hergün yaptığı gibi saçlarını okşadı. Gül yüzüne öpücükler bıraktı. Göz yaşlarını tutamadı, sarıldı makinlere bağlı bedenine, hüngür hüngür ağladı. "Uyan artık" isyan değildi. sadece onu çok özlemişti. ...
