3.bölüm

8 5 0
                                        

Bazı arkadaşlar vardır, gelecekte anımsayınca yüzünü gülümseten, asla unutamadığın o arkadaşın.

Ama bazı arkadaşlar vardır unutamazsın, iyiliğinden değil, kötülüğünden. Arkadan bıçakladığı zamanları, güvenini kırdığı zamanları gelecekte unutamazsın.

Bir arkadaşını çok iyi hatırlarken, bir arkadaşını kötü hatırlarsın.

İyi ve kötü arkadaş arasındaki fark göz önündedir her zaman.

Ben bu farkı geçmişim de göremedim. İyi ve kötü. Kötü? Benim için her zaman iyiydi. İyi ve kötü arasındaki farkı göremiyordum.

Aradan zamanlar geçtiğinde kötü arkadaşlarımı bir daha görmeyeceğimi düşünürdüm. O geçmişimde kaldı. Bir dünyada bir insanı sadece bir kere görürsün derler. Bende neden bu geçerli değildi?

Karşımda duruyordu öylece. Ona bakarken aklıma o zaman gelmişti. Gene böyle bakıyor ve ona acımamı bekliyordu. Acımıştım. Kalbim her zaman iyiye açık olduğu için acımıştım. Yardım etmiştim, desteklemiştim. Ama o? İyileştiği gibi gitmişti. Gitmesi yetmiyormuş gibi sırtıma bıçak ile çizikler atmıştı. Kendi yüküm yetmiyormuş gibi onun da yükünü taşıyordum.

Şimdi beni nasıl bulmuştu? Neden karşımda duruyordu.

"Yardım et." Gene aynı ses, aynı an ve aynı zaman. Kaşlarım çatıldı. Bir yanım onu içeri alıp herşeyi konuş diyor, diğer yanım kesinlikle onu içeri alma diyor. İkisinin arasına oturmuş bakıyordum sadece.

"Ne istiyorsun?" Sesim acımasız çıkmıştı, farkındayım ama onlara karşı hep böyle olmam gerekiyordu.

"İçeri al beni, peşimdeler." Kim peşindeydi? Bu eve gelmesi şans mıydı? Bu kadar büyük bir şans olacağını sanmıyorum.

"İçinde iyilik var çünkü. Yalvarırım içeri al beni." Evet, içimde iyilik vardı. Ama bunu kendi çıkarları için kullanıyor. Olabilir mi? Kalbim sıkıştı. Yüzüne bakarken o zamanlar geldi aklıma. Sanki, sanki o zamankinden daha muhtaç bakıyordu. Kendini geliştirmiştir.

O çok korktuğum, geçmişimin en büyük parçası olan ses geldi. Silah sesi. Kalbime büyük bir ağrı girdi.

"Geliyorlar al beni içeri, yalvarırım. Yemin ediyorum, yalan söylemiyorum."

"Yemin etme." Kolundan tutup içeri çekip kapıyı kapattım hızlıca. Derin bir nefes aldım, birşey yok sakin ol.

Kızların olduğu salona doğru yürüdüm, o da peşimden geldi. Salona girdiğimde Yağmur ve Tuğçe'nin birbirine sarılmış bir şekilde bana doğru baktıklarını görünce yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.

"Ece onun burada ne işi var?" Sessizlik oldu. Onlar da biliyorlardı onun ne yaptığını. Tuğçe benim kadar olmasa da nefret ediyordu ondan.

Boğazımı temizledim. "Dışardan gelen silah sesini duydunuz mu?" Silah deyince sesim titremişti. İkisi de olumlu anlamda başını salladı. "O her kimse veya kimlerse işte Furkan'ın peşindeler." Furkan diyince boğazıma bir yumru oturdu.

Kapı sert bir şekilde çalmaya başladı. Furkan bana bakıp"Bir yere saklanmam gerekiyor." Tuğçe'ye başım ile Furkan'ı gösterdim. Somurtarak Furkan'a bakıyordu. Benim kadar olmasa da o da nefret ediyordu ondan.

Başını tamam anlamında sallayıp Furkan'ı alıp üst kata çıktı. Ellerimi saçlarıma geçirip dağıttım. Partimiz mahvolmak üzereydi, ama hayır izin vermeyeceğim.

Derin bir nefes aldım. Kafamda binlerce soru vardı. Furkan'ın bu eve gelmesi şans mıydı? Furkan gene beni kandırıyor mu? Neyin içinde bu çocuk?

İKİ YÜZStories to obsess over. Discover now