...

760 43 49
                                        


⌛️

Neredesin şu an mesela?
Benim baktığım her yerdesin, hem de baktığım hiçbir yerde yoksun. Adeta baktığım her yerden izlerini silmeye yemin etmiş gibisin. Yoksun. Senin gittiğini söylüyorlar. Gittiğini biliyorum ama daha da kötüsü, artık gittiğini hissediyorum. Daha önce hissetmek hiç bu kadar kötü hissettirmemişti.

Hem her yerdesin, hem hiçbir yerdesin. İzlerin her yere saçıldı, ben aralarında paramparça kaldım.
Anıların, kafamı kaldırdığım her yerde. Evin her bir yanında.
Ama ben bir eve hiç bu kadar yabancı olmamıştım. O kadar yabancı oldum ki içeride nefes dahi alamıyorum.
Giderken hiçbir şeye dokunmamışsın, bir şey dışında: Nefesim.
Niye benim nefesimi çalıp gittin?
Niye beni nefessiz bıraktın?
Aldığım nefesler boğazımı öyle tıkıyor ki, aldığım nefes bile bana haram oldu.

Sensizlik bana haram oldu.

...

Seninle geçtiğim sokaklar artık sensiz, bizsiz, neşesiz;
ben sensiz kimsesiz.

En çok da bu ağır geliyor bana.
Beni bu kadar anının içinde yapayalnız bıraktın.
Her yerdesin ama hiçbir yerde yoksun.
Ben kafayı yemek üzereyim.
O kadar çıktın ki hayatımdan, anılarına, izlerine bile şüphe duyar oldum.
Öyle bir yoksun ki, hiç olmamış gibisin hayatımda.

Her şeye rağmen, ben sana öyle sıkı sarıldım, öyle bağlandım ki…
Yokluğunda bile kafayı yememek için sana sığındım.

Seninle yaşadığım her anıyı yazıyorum, en küçük detayıyla.
Fotoğraflara ve videolara bakıyorum, gittiğimiz yerlere gidip her detayını kazıyorum defterime.
Sensizlik aklımı bulandırıyor.
Lakin sen vardın, hep de olacaksın.
Baktığın her yerde, ben yaşadığım sürece, benimle olacaksın.
Olmadığın zamanlarda bile.

Çiçekler soldu.
Özür dilerim, bakamadım onlara.
Onlara da sahip çıkamadım.
Bir tek onlar kalmıştı senden geriye.
Ben onlara bile bakamadım.
Onları da yaşatamadım, soldurdum.

Bana bir tek "Benim seni güldürdüğüm gibi kimse güldüremedi." derdin.
Demek ki gülüşünü de ben söndürdüm.
Bir çiçeği solduran bir adam, senin gülüşünü nasıl soldurmasın, değil mi?

Onun da nedeni bensem, eğer gülüşün benim yüzümden solduysa...
Kendimi asla affetmeyeceğim.
Canımdan çok sevdim seni.
Yoksa canımdan çok sevdim diye mi soldun sen?
Sevgim mi çok boğdu seni?

Seni bu kadar sevdiğim için de özür dilerim o zaman.
Ben, senin gibi biri nasıl sevilir, sevgi nasıl hissettirilir bilmedim, görmedim.
Hep içimden geldiği gibi sevdim seni.
Ama sen de öyle sevmem gerektiğini söylemiştin bana.
Yalan mıydı yoksa?
Olmasın, lütfen.

"Sen benim her şeyimdin, her şeyimi çalıp gittin."

...

Ruhun, ruhumun her bir köşesine öyle sinmiş ki...
Her şeyimde sen varsın.
Ruhum sen olmuş.
Sen yoksun ama her şeyin hâlâ ruhumda.
Gözlerin, bakışların…
Sanki onlar ayakta tutuyormuş beni.
Bakışlarını göremez, hissedemez olduğum o an, ruhum da benden gitti.
Geriye bir tek sen olan kısımları kaldı.
Senin ruhunun hâlâ benimle oluşu sayesinde yaşıyorum.

Senin izlerine kıyamıyorum.
Senden geriye kalanlara nasıl kıyabilirim ki ben?

Ruhun var, ruhumda.

...

Bana "Sensiz yapamam." demiştin.
Hiç inanmamıştım gideceğine, bırakacağına.
Ben sana koşulsuz inanmıştım.
Sen benim tek varoluşumdun.
Kimsesizliğimi örten kişiydin.
Sen gittin, ben gene kimsesizim.
Belki de kimsesizlik kaderimdir benim de.
Kalabalığın arasında yapayalnız hissetmektir benimki de.

Ben kadere inanırdım.
Sen gittin, ben kadere inanmıyorum.
Seni benden koparan o şey kader olamazdı.
Seni benden alan şey olsa olsa, koca bir lanet olur bana.

"Gitme." diyemememin laneti olur bana.

⌛️

Gitmek mi zor kalmak mı?

Gitmek kolay olan taraftı bence. Bütün her şeyden kaçıyorsun çünkü. Geride bıraktıklarına, bakmadan, ardına bakmadan kaçıyorsun. Gidince unutuluyor muydu her şey? Belkide temizden bir sayfa açmak için gitmek gerekiyordu. Bencilce davranıp. Sadece kendimiz için gitmemiz gerekiyordu belkide;

Ama ya geride kalanlar...

Kalanlar için her şey daha zordu bence. Çünkü geride bırakılan anılarla savaşanlar hep kalanlardı. O kadar anıyla tek başına savaşmaktı , kalmak. Geride kalmak bırakılmaktı. O anı yaşamak, geceleri onunla girdiğin yatağa onsuz girmek, onunla dinlediğin müziklerin onsuz hiç bir anlamları olmaması, onunla geçtiğin sokakları onsuz geçmek... Ne kadar kaç sanda seni tekrar tekrar boğan anıların her yerde olması... Her seferinde daha da boynuna dolanması her şeyin. Kalmak belkide bir psikolojik idam türüydü. İdam zaten ölüm cezasıydı. Geride kalmakta bir idamdı, giden tarafından geride kalana yapılan bir idam. Tek farkları dediğim gibi sadece birisi fiziksel biri tarafından genelikle ipe asılarak yapılırdı; biri ise diğerinin aksine psikolojikti. Bu sefer sadece anılar bizi aklımız da bittiriyordu. İp yerine anılar,bedenimiz yerine ise ruhumuz, psikolojimizdi. Bakınca geride kalmak zordu. Giden her şeyi kalana yüklüyerek gidiyordu ki zaten. Ama o taraf cidden öyle mi hissediyor?

"Kaçtım, o gece her şeyde senden, benden, bizden her şeyden kaçtım..."


Bölüm hakındaki yorumlarınızı alayım efenim???
Yeni bir şey deniyorum gören varsa yorumlarınız benim için çok önemli.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 14, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Gitme Demem Stories to obsess over. Discover now