Uzun hikayelerde genelde hep tıkanıyorum. Bende tek bölümlük hikayeler yazmaya karar verdim. Umarım beğenirsiniz.
~
Geçen yıl kitap alışverişi için kitapçıya gidiyordum. Yolda yürürken karşı kaldırımda bir çocuk gördüm. Çok çok yakışıklı değildi. Siyah bereli, uzun boyluydu. Çekici biriydi. Ama nedense gözümü alamıyordum.
Sanırım o kadar uzun süre bakınca baktığımı anlamıştı, o da bana baktı. Sanki gülümseyecek gibi dudağının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. O zaman midemde bir şeyler hissettim. Küçücük gülümsemesiyle heyecanlanmıştım. Ben de tam ona gülümseyecekken güm diye bir ses geldi.
Kafamı tutarak ovuşturmaya başladım acıyan yeri. Çocuğa bakmaktan önümdeki direği görmeyip çarptığımı yeni farkediyordum. Elimle alnımı ovalarken bir yandan da ona bakmaya çalıştım. Elindeki telefonu sağ eliyle tutuyor, sol eliyle gülmemek için ağzını kapatıyordu. Gerçekten sinirlenmiştim. Hem rezil oluşuma, hem de bana gülmesine.
Aldırmayıp kitapçıya gittim. Almam gereken kitabın bölümünü bulamayınca bayağı oyalanmıştım. Almam gereken kitabın bölümüne gidip sıralı raflardan kitabı aramaya başladım. Kitabı bulunca almak için parmaklarımın ucunda yükselerek elimi uzattım. Kitabı kendime doğru çekmemle o iki raftaki kitapların hepsi domino taşları gibi üzerime devrildi. Zaten yere düştüğümü de o zaman farketmiştim. Ama ben daha ne olduğunu anlamadan biri kolumdan tutup beni kaldırdı. Kulağımda beni kaldıran kişinin nefesini hissediyordum. Onun olduğunu da biliyordum. Kaldırırken görmüştüm, fakat heyecandan sesimi çıkaramıyordum. Kulağıma fısıldadı.
"Sakarlık kotanı doldurdun, bundan sonra etrafına daha dikkatli bak."
Dilim tutulmuş bir şekilde kafamı salladım. Beni bırakıp yerdeki bir kitabı alıp kasaya gitti. Hala olduğum yerde duruyordum. Kasada biraz oyalandıktan sonra yanıma gelip kitabı bana verdi. Ardından fısıldadı;
"Bunu iyice oku, sonra beni bul."
O günden sonra bir daha göremedim onu. Elimdeki kitabı dokuz kere bitirmiştim. Ama dokuzuncu okuyuşumda kitabın içinde şifre saklı olduğunu birkaç ay önce farketmiştim.
Şifrede şehirdeki meydanın adresi çıkmıştı. O gün koşa koşa meydana gitmiştim. Tam verdiği adreste duruyordum. Burada olmadığını biliyordum. Meydanın tam ortasında nerede bulacaktım ki onu zaten.
Kenardaki bankta biraz düşünüp etrafı inceledim. Elimde hala o kitap duruyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kitabın sayfalarını açıp meydanın adresine tekrar baktım. Adres 18 kelimeden oluşuyordu. Saçmaydı düşündüğüm şey fakat dayanamayıp yine de şansımı denedim.
Yerdeki taşlardan her birine basarak taşları saymaya başladım. 1...2...3...
On sekize geldiğimde durdum, çünkü taş hareket ediyordu. Eğilerek altına doğru baktım. Boşluk vardı. O boşluğa parmaklarımı tutarak kaldırdım. İçinde mektup vardı. Mektubu parmaklarım arasına alırken heyecandan ellerim titriyordu.
"Sana söylemiştim, etrafına daha iyi bak diye. Bir türlü bakamadın etrafına doğru düzgün. Hiçbir zaman önündekini göremedin. Bunun için kızmıyorum sana. Senin bir suçun yok. Biliyorum, ne olduğunu öğrenmek istiyorsun."
Devamına göz gezdirirken göz yaşlarına boğulmuştum çoktan. Mektubu bitirince elimin tersiyle göz yaşımı sildim. Mektubu buruşturdum. Dört yıl beni takip etmiş, uzaktan sevmiş. Bana açılacağı sene hastalığı ortaya çıkmış. O yüzden vazgeçmiş söylemekten. Beni umutlandırıp gitmekten korkmuş. Çünkü sonunu biliyormuş, herkes biliyormuş da benden saklamış.
Şu an mezarına bakıyorum. Hiç tanımadığım sevgilimin mezarına...
YOU ARE READING
Tek Bölümlük Hikayeler
Short StoryTek bölümlük, kısa ve aşk hikayelerinden oluşmaktadır. [Yayımlanma tarihi: 05.08.15]
