Bölüm 1

33 4 0
                                        

Hava etraftaki insanların içlerini okumuşçasına kasvetliydi. Kara bulutlar güneşin insanlara ulaşmasına engel oluyordu. Kalabalık, bir tabutun etrafına toplanmış son vedalarını ediyordu. Küçük bir kız çocuğu annesinin elinden kurtularak kalabalıktan uzaklaştı. Gözü mezarlığın yanındaki ormana takıldı. Bir gölge hızlıca ağaçların arkasından geçti. Küçük kız korkarak annesini bulmak için kalabalığa girdi.

................................................................................................................................................................................................................................................................................

"Bir şey bulabildin mi?" diye sordu başkomiser. Öfkeyle bakan gözlerinden kaçınarak önümde oynayan videoya yirminci kez baktım. "Yok." dedim. "Sanki kuş olup uçtu. Oradan ayrıldığını gösteren bir kayıt yok. Mobeseleri tekrar tekrar inceledim." Elini sinirle masaya vurdu. Vaka bize geleli 1 gün olmuştu maktülün kimliğini bilmiyorduk. Şimdilik tek ipucumuz mezarlığın oradaki birkaç mobese görüntüsüydü. Ekrana gelen bildirime baktım. "Doktor adli tıpa çağrıyor."

Hava almak için dışarı çıktığımda siyah bir sedan gördüm. Orda ne kadardır beklediğini bilmiyordum. Gözlerimi dikmemem gerektiğini kendime hatırlatarak bahçeye doğru yürümeye başladım. Arabanın kapısını açılma sesiyle irkildim. İnen kişiyi görmek istiyordum. Yavaşça arkamı döndüm ama kimse yoktu.

Cinayet büroya girdiğimde masamda bir adam bekliyordu. Başkomiser yerinde yoktu. "Komiser Asya ben nasıl yardımcı olabilirim? "dedim. "Katili biliyorum." dedi fısıltıyla. "Ama benim söylediğimi anlarlarsa beni öldürürler! " Gözlerindeki korkuyu görebiliyordum. Sıkça karşılaştığımız bir durumdu. Ona sakinleşmesi gerektiğini ve bana güvenebileceğini söyledim. İkna olmuş gibiydi. Hemen başkomiseri aradım.

Bu büroya atanalı çok olmamıştı ama herkesle çok çabuk kaynaşmıştım. Hem hayalimdeki mesleği yapıyordum. Daha öncesinde yazılıma yönelmiş ama bu alanın pek de benlik olmadığını anlamıştım. Başkomiser Orhan ve Komiser Selimle 30 dan fazla vakaya baktım. Ama bu vakanın en zoru olduğunu söylemeliydim. Zavallı kızı bir ceset torbası içinde evinden kilometrelerce uzaklıktaki bir ormanda bulmuştuk. Yakasına iliştirilmiş notta kızla alakalı tek şey olan adı yazıyordu, katil ismini bilmemizi istemişti. Tabi ki ne notta ne de torbada bir parmak izi bulmuştuk. Kimsesiz bir kızı biri neden öldürmek ister ve en azından ismini bilmemizi ister? Yüzünü sistemde taratmıştık ama kayıp başvurularından biriyle eşleşmemişti. Adının Melike olması dışında elimizde bir ipucu da yoktu.

Başkomiser gelene kadar adamı sorguya almaları için 2 polis memuruna talimat verdim.

Orhan kapıdan içeri girdiğinde bir terslik olduğunu anladım. "Hani sorgu odasına gönderdiğin adam var ya!" dedi sesi çok öfkeli çıkmıştı. "Odada yok!" Şaşırarak ayağa kalktım. Ben bir şey diyemeden onu takip etmemi söyledi.

Kamera kayıtlarına baktığımızda talimat verdiğim polis memurlarının sabah gördüğüm sedana adamı götürdükleri görülüyordu. Ama adam sanki bu işten pek de şikayetçi değil gibiydi. "Bu işte bir terslik var." dedim. Başkomiser bana bakıp başını salladı.

"Üzerine geldiğim için affet beni. Bu dava sinirlerimi bozdu." dedi. Herkesten beklerdim ama ondan asla. Dünyanın en sakin ve soğukkanlı insanıdır normalde, bu davada onu sinirlendiren bir şey olmalıydı. "Adli tabip ne diyor?" diye sordum konuyu değiştirerek. "Bulduğumuzda ceset 2 günlükmüş yani 3 gün önce öldürülmüş. Kafasına yuvarlak metal bir cisimle vurulmuş. Ama boynu kırılarak öldürülmüş.  Ellerindeki plastik kelepçe kan varmış. Şu an kıyafetleriyle birlikte kriminal laboratuvarında  incelemede." 

KanıtWhere stories live. Discover now